Yalnızlığına ağlardı her gece Unutmuştu sanki gülmeyi adam. Bir çift göz salmıştı onu belaya Ondan öğrenmişti sevmeyi adam.…
Vazgeçilmez sevdaların aşklarıyla sırılsıklam Bir akşama konuğum O sustu gece boyu bense dinledim.…
Şahidimizdir yer, gök, ins ve cin aç da kaldıysak, çıplak da kaldıysak gördüler çatal yüreğimizi…
Duygularımın yamaçlarında gezinme ey bahar yönelmiyorsak en büyük çağrılara kirletiyorsa korkular en güzel rüyalarımızı…
Yalnızlıkların yıkıntısında geçti gençliği Heybesinde taşıdığı Umut kırıntılarıyla yaşardı İhanete uğrayan sevdaların mezarlığında…
Her ilişkinin bir yazgısı olmalı kaderimdir bu sevda aldığım hava, içtiğim su yediğim ekmek kadar vazgeçilmez bir sevdadır bu…
Mülteciyim nasılsa ben bu şehirde Acılara derviş olmuşum. Defolu ömrün son merdiveninde Biteviye yorulmuşum.…
Ağzı olan konuşur oldu kurşuna tutulur sözcüklerim Anlatamam hislerimi…
Hüznün gözyaşını döken bulutlar Asılı kaldı eşiğimizde. Gülümsemeyi unutmuş dudaklar Zulmün zemherisini yaşar…
Nuh’un torunudur Kaynan denilen kişi Yada Aran denen İbrahim’in kardeşi Temeline koydu elleriyle ilk taşı Dillerde dolaşan türküsü var Harran’ın.…
I. Buharlaştı sanki Hızır’ın yıkandığı bengisular bulanık sularda ıslanır güneş…
Taş parçalanır, erir hükmü kalmaz bakışların zulmüne…