Yaş Onyediydi

M Mehmet Turan Kılıç
0 Altın Yaprak
Yaş onyediydi Daha yeni başlamıştım üniversiteye Mühendis olacaktım Soğuk bir sabahında görmüştüm Ankara’yı. İlk gelişimdi bu Şehirlerarası terminalinin O müthiş kalabalıklığını gördüğümde, Yıkılmıştı tüm umutlarım. Ankara’da analar üç ayda doğum yapıyorlar Diye düşünmüştüm. Nasıl yaşardım ki ben burada Allah’ım bu muydu? Bu muydu yıllarıma şekil verecek şehir? Burda mı geçecek yıllarım? Ve daha gelmeden başladı umutsuzluğum. Yaş onyediydi Daha yeni başlamıştım üniversiteye Mühendis olacaktım, İlk gurbetimdi bu benim, Yok olmuştu herkes bir anda etrafımdan, Yanlız geçirdiğim ilk geceyi hatırlarım Ağlamıştım yorganımın altında Nerdesin anam? Çaresiz kaldım Ve dahi yanlız. Gösteremem ki gözyaşlarımı senden gayri hiçkimseye Dalga geçerler benimle be anam. Nerdesin ha? Sahi, yoksun de mi yanımda? Şimdi kimin omuzlarında ağlarım ben? Kim teselli verir bana? Sahi şimdi yoksun de mi yanımda? He anam Sabahları kahvaltıya kim kaldıracak beni? Sahi bu gurbet denen yerde, Sen beni hiç kahvaltıya çağırmayacaksın öyle mi? Sahiden öylemi be ana Akşamları eve geldiğimde, Senin yemeklerinden olmayacak öyle mi? Sahiden yok musun şimdi yanımda? Ve dahi babam da yok öyle mi? Ben kiminle güreş tutarım şimdi? Kimi kızdırabilirim ki babamdan gayrı? Sahiden sen de yoksun de mi baba? Yaş onyediydi Daha yeni başlamıştım üniversiteye Mühendis olacaktım. Bir sene gavurca öğretmişlerdi bize Fena da olmamıştı hani Artık gavur dilinde üç beş kelam edebiliyorduk Ulan ne garip şeydi şu gavurca be Birisi ''mıymıy'' bi şey söylüyor Allah’ıma, biz de anlıyorduk ha Seni de orada görmüştüm zaten Birinci sınıftaydım daha, Film seyretmeye gitmiştim Film de gavurcaydı haa! Ne güzel saçların vardı öyle Okyanusun en güzel dalgası, Güzelliğini kaybetmişti gözümde be Sahi, Sahi, güzeldi de mi saçların? Güzeldi elbet. Nasıl unuturum? Güneşte öyle bir parlardı ki Gözüm kamaşırdı . Canımdın be Hani bir defasında gözümü almıştı saçların Başka bir yere bakmıştım da ben Sen bana tokat atmıştın Niye bakarsın elin kızlarına diye Sahi sen bana tokat atmıştın de mi? Öyle çok özledim ki Bir tokat daha atsana bana. Allah’ım ne güzel gözlerdi onlar öyle Şimdiye kadar gördüğüm en güzel mavi bile, Sönüp gitmişti be Hani film arasında dönüp bakmıştın bana Mavi gözlerinde görmüştüm Ruhunun eşsiz güzelliğini, Ben zaten filmi hiç seyretmemiştim Sen varken film mi seyredilir? Canımdın be Sahi sen dönüp bakmıştın de mi bana? Öyle özledim ki bakışlarını Bir kez daha baksana bana. Gülümsemiştin hani, Allah’ım o nasıl gülümsemekti öyle Bütün dertlerimi unutturmuştu. Sahi gülümsemiştin de mi bana, Öyle özledim ki gülümsemeni Canımdın be Gene öyle gülümse bana Yanlızlığımı unutturmuştun sen bana Artık gurbet değildi Ankara. Bütün sokaklarını gezdik Ankara’nın Ve bütün kaldırımlarında yürüdük. Sımsıkı tutardın ellerimden Sahi tutardın de mi ellerimden Öyle özledim ki ellerini Gene tutsana eskisi gibi sımsıkı. Şimdi sensiz Ve dahi yanlız Ne Ankara’nın tadı var Ne sokakların Ne de kaldırımların Ne de hayatın. Benim gibi onlar da öksüz kaldı, Yıllarca beraber ağladık yokluğuna Bir yanda Ankara sokakları Bir yanda ben Ve yüzümü aydınlatan sokak lambaları. Sen gittin ama her yerde izin kaldı Canımdın be. Yaş yirmiyedi Sekiz yıl oldu Sensizliği saydığım sekiz koca yıl Umutsuz geçen sekiz yıl Hala mühendis olamadım Ama sana söz Mühendis olup yanına geleceğim. Hani, Hani düştüğünde kaldırıma boylu boyunca Ben kapatmıştım ya mavi gözlerini İşte tekrar ben açacağım onları Sana söz Mühendis olup yanına geleceğim Mühendis olup, yanına geleceğim.

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.