Ey Hünkâr!
M
0
Altın Yaprak
Ey hünkâr!
'Dünya gurbetinin elem tacını
Gülerek; başında tutanlar bilir
Bu, mahpushane'nin dert ilacını
Ölmeden, ölümü yutanlar bilir'
Ey, hünkâr!
Fırtınalar kopsa da süfl-i alemde
Huzur ikliminden rayihan gelir
Aşk'ın renklerine bürünmek için
Edep'le saf tutar tüm Kelebek'ler
Tevbe secdesine başlar eğilir
Ey, hünkâr!
Vahyin çeşmesinden ışık içen ruh
İçindeki sırlar türbegâh olur
Bütün yanmışların dudaklarında
Şu, söz satanları içinde erit
İlmin katre'sinden kalp agâh olur
Ey, hünkâr!
Tufan dalgaları, sarsılan ruhlar
Bela denizinden yarınlarımız
Sen, fikir terzisi, ulu hakikat
Çileye dik duruş, süren insicam
Şu, miskin bedenler ruhundan dolsun
Sabahı söktürsün alınlarımız
Ey, hünkâr!
Ümitsizlik semtime çerâğ ol
Demet demet uzanıver dünyama
Efsunu dağılsın kara gölgenin
Kirli uykulardan uyandır beni
İçinde alemler saklı sözlerin
Ey, hünkâr!
İhtiras soylular, bağımda diken
Yitirilen başlar; başağa dönsün
Merhamet busesi dokunan beden
Duru sevgilere açılan kapı
Alperen'ler; Samanyolu'ndan görünsün
Ey, hünkâr!
Uygarlık yasta şimdi
Firavun gözlü ağyar tutmuş yolunu
Zamanı zincirlemiş devler
Nemrut alevine gamımı taşır
Asla dönmem Huda'dan; Melek olsa gelenler
Garip bir el dokunur, bahtiyar sabredenler
Ey, hünkâr!
Bu, kapında titreyen
Mazlum bir Kardelen dileği
Çağın buzullarından.
'Asil duygulardır mahrem yoldaşın
Yersiz kederlerin bırak boşluğa
Kutsi sözler olsun yol arkadaşın
Celâl-i dikenler dönsün hoşluğa.'
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş