o ömrünün ilkbaharında terü taze bir çiçek sense sonbaharındasın yaşamın az mı geceler çaldın felekten…
aşkı tadan yürek insanlara kötü davranmaz altın tartan alet başka işde kullanılmaz.…
yağmuru yıkarken gönül dingin ırmaklar akıtır bulutlara aşk tanrısı girer araya ivme kazandırır ışığa.…
aşk dediğin bir lokma ekmek bir içim su ergenlik döneminde…
ülkende bir şeyler oluyor Sivas Gaziosmanpaşa Susurluk Güneydoğu Anadolu üzüntü yaratıyor.…
zeytin ve defne dallarını ak güvercinleri beyaz karanfilleri görürüm durgun sularda.…
her sabah erken saatlerde birlikte seyrettik güneşin doğuşunu balıklar uyurken derinlerde ilk ışıkların suya vuruşunu.…
yırtmaçlardan görünen bacak yetiyordu bizlere sonra etekler kısalıp çıkıverdi dizlere…
dalgaların sesini görmezlikten gelerek sabaha dek sevgiliye göz kırpar gün doğarken yorulur akşama değin uykuya yatar.…
-Eşim Özgül'e- ölümden hiç korkmuyorum seni yalnız bıraktığıma yanarım…
ellinci yılında evliliğimizin mutluluğumuza mutluluk ekledim solmayayan gönül bahçemizin çiçeklerini özenle derledim.…
sözleşmedir grevdir söylencesi sendikadır tek güvencesi çalışırken güçlüdür de yoksul bırakılmış emeklisi.…
-Eşim Özgül'e- bana ilham kaynağısın evimdeki barış…
sevgiler sevdalar senin olsun üzüntüler sıkıntılar son bulsun yeter ki sen mutlu ol gam keder benim olsun.…
büyük üzüntülerde insanlar onunla acıyı azaltır biraz metin olanlar nehirleri içlerine akıtır.…
15 / 39 gösteriliyor