Endişe uyandıran yüklü gölgeler. Karartılara boyun bükük, faydasız sözler. Cigaraya sığdırılmış tütün, Bense içerisinde hükümlüyüm büs bütün.…
Sefaletle yorgunluğunu yamaçtan savurak Kar tanesine yandım dostum. Düşlemekten bıkmayan yaram var benim.…
Duvardan çizgiler üsteler hüznümü. El titrer, Göz titrer, Sancılar başlar aşka kaynaklı gönlümde...…
Bulutların mahçup kalıp, yağmuru sirkilmesine rağmen. Bende sirkiLdim taze sözlerimi sokaklara. Yas olup döküldü diLimden, Yaş olup aktı derinliklerimden yaşlar.…
Yine saatin on ikiyi vuruşu, Yine vuslat, yine hasret sarar Makber süzülse de: Yılmaz, dolar taşar derinliklerimden yaşlar.…
Bir gün kurur bu deniz de önümde. Kuş ölür, Dert ölür, Göz ölür elbet.…
Buselerin eskitemediği tebessüm kokulu hırçın varlığımla bakındım. Aradım kutsallık içerisinde Var bildi yaşanmışlığım seni…
Körüklemeyin acılarımı geceler Susar dilim, yanar dilim, İçim başka dışım başka yanar.…
Yine sığınaklara esir bedenim. Anlamsızlaşan sözlere, sığınak derinliklerim. Sükunetim cürmünü kollar. Örselenmiş sevmelerim.…
Düşlerime elveda demeden geçmiyor zaman. Seni anmak: tatmak, savurmak. Duymak, biçimsizliğe anlatmak. Yağmalayıp budamak.…
Ne büyüdüğüme seviniyorum, Ne de yaşlandığıma üzülüyorum. Hayatın vaat ettiği günleri devirmenin duygusundayım. Hazan gelmiş,…
Direklere kenetli bakışlarım sergilenir Cengiz topel'in koytu köşelerinden. Sızısız günler, Yansımalı duvarlar,…
Bir gün anlayacaksın zahmetsiz yürüyüşlerimi. Adımlarına yaşam olduğunu, Asıl sevginin sözde olmadığını göreceksin. Çok geç olmadan tanıyacaksın beni...…