Sahtiyan

M Murathan Mungan
0 Altın Yaprak
1. Zaplar taşar Dersim koyaklarından selleri kadife uçları mermi ve günahıma emanet edilmiş çocukların adağıdır mermi çekirdekleri 2. hangi izini sürecek şimdi bu dolaşık kimlik? feodal, ince bir dal gibi bıyıklarıma tırmanan kendine tutkun göllerin o yaman geyiği gizinin ormanına vardıkça bize kendini aralayan avlardan, avcılardan artakalan sahtiyan açıklar tarihin kefenlenmiş gizini, bundandır seyrekliği geçer devran, geçer günler, geçer ömür elbet dağa çıkmış bir şairim ben ah! kimsenin görmediği 3. gözlerim, o demir ayazı eski söylencelerin kutlu demircileri masalımın lanetiyle dövmüşler gözlerimin rengini bin ırmakla su vermişler, buza kesmiş, bir ayaz gibi, kelepçelemiş kendine ateşini gözlerim, şimdi kör dinlemesi bu yüzden bakışlarımda süreğen o anlam gerginliği gözlerimin seyrekliği nefti boynumdaki hamayılla birlikte, kanayan bir yaz ikindisi on yıldan beri dövmegüllerle alnıma nişan düşüren o aşiret töresi tarihin önünde huzura çıkar sual eder hüviyetini yüreğim kar altındadır cehennemler göçebe ve bedenim, o sınır iklimi gün gelir açıklar kendini zaten kim yazabilir ki sanayileşmekte olan bir toplumun bütün cehennemini doğru okunmuşsa kitaplar -bir hayat, 'çok kişi' yaşanmışsa, artık her çelişkide bir dram güzelliği, bir ağıttan silkinen tragedya inceliği, bir yanımda o yaman geyik -ormansız gezdiremediğim-, sonra mürekkep karanlığı, -yazarken yalnızlığım-, tenimde buram buram sahtiyan -artakalan avlardan, avcılardan- ve kaşımın tetiğinde titreşip duran nişan yani ki eksik babalardır bazı çocukların bütün eşcinselliği 4. susarsa dağ susar intihar çağrışımlı uçurum -adımlarımızın çevresinde gezindiği korkunun kuyu ağzı-, her kelam sessiz ustura- suskunlukların bilediği- korkuyla andığımız koyaklar, mağaralar sevmeye zaman bulamadığımız uçsuz bucaksız ova sevdanı esirgediler bizden/ardımızda atlılar yazla birlik başlardı kırların saltanatı, ömrümüzün nöbeti, ve jandarmalar geri gelmiş çocukluğumuz gibiydi her şeye karşı duran evvelbahar bir mevsimlik unutkanlıktır şimdi bütün o gizli koyaklar, mağaralar, dağlar, karanlıklar karanlıklar koca bir yaz korkusuz ve çocukça bir cigara içimi 5. dağların kuytu tarihlerinde eşkıya künyeleri her dağın bir duruşu vardır asi gizleri, (unutulmuş, ya da kilitli) bir ceylanlar tanır, bir göller, bir orman tümünü kundaklamış sis müfrezeler gibi akmış ovadan -bir kez bile ardına dönüp bakmadan- elyazması sevdalarda artakalmış sahtiyan 6. dağlardan öğrendiğim sabrın bilgin duruşu çetin yenilgilerden sonra benim olan yüreğim yüreğim yani o mayın iklimi korkusunda hudutların kanunu kıblesinde senin o eşkıya suretin 7. savrulan gençlik fotoğraflarında şimdi birkaçı ölü umudum rehinken sevdalım rehin ben nasıl bir rehin bedenin gurbetinden sual ederim? merak etme sen beni iyiyim, iyiyim. 8. kaldırıp başımızı okuduğumuz kitaplardan birbirine değince gözlerimiz değince gözlerimiz birbirine okuduğumuzu anlardık ya da her satır yerleşirdi şiirdeki yerine kafamızda hiçbir belirsizlik kalmasın diye elbet sığ yanlarım vardır benim de işlemeye vakit bulamadığım, zamanın yetmediği ya da başka şeyler diyelim güneşle aramıza giren kara bulutlar gibi şu mevsimsiz iklimler yoksunsa küçük şeylerden, gündelik ayrıntılardan hayatım ve şiirim her sevdayı bir masal, her masalı bir destan gibi yaşıyorsa yüreğim gözlerimi sıklaştırıyorsa demir parmaklıkların gölgesi duyarlığım mecbur geziniyordur şimdi o mağrur dağ doruklarında demek ki ne denli dirensek de sevgilim tarihle yüzleşsek de bitmeyecek bu kavga, bu feodal kasırga demek ki hükmü sürmektedir dağların coğrafyada üzgün müyüm, dedin? yoo, hayır merak etme sen beni iyiyim, iyiyim. 9. al yaramı bas bağrına bilmem ki nasıl girilir bir mahpus toprağına hangimiz dışardayız? -o da ayrı bir konu- satırlarının arasında boş mermi kovanları dolaşmakta tanırım sendeki bu hayın suskunluğu bir aşiret çağrışımıdır başını önüne her eğişin -kaldırdığında gözlerin bir başka- her mektup yırtılmaktan zor kurtulmuş her mektupta yarım kalmış binlerce şey bana el uzatmakta sanki iz sürmektesin göçebe geçmişinden, tarihin ivmesine ve sanki der gibisin: bin başlı, bin yanlışlı bir ejderhaydı mücadelemiz yeniden ve yeniden geçirilecektir tarihin künyesine, mutlaka şaşkın mıyım, dedin? yoo, hayır merak etme sen beni iyiyim, iyiyim. doğu, bukağıdır cümle duyarlığımıza iyi bilirim. 10. son mahpusluğum olacak bu, demiştin bıyıklarını tararken çektirdiğin o resim durmakta başucumda -beni hayata karşı kollayan ömrümün son kalesi- ve bu kez de ben sana pek muhterem sevdiğim şu fani suretimle mahsus selam ederim 11. (çelik kıvılcımlı atlılar geçiverdiler damarlarımdan nal seslerini bir ganimet gibi bırakıp,) denizin sesiyle uyandım bir yanım dağ rüzgarlarıyla terli -düşlerim- bir yanım akdeniz kasırgası -o iklim- mümkün mü? seni anımsadım elbet daha doğrusu seninle uyandım -doğunun o tütsülü soluğu, bir gece yarısı, Akdeniz'de, bir yaz dinlencesinde, uykumu bölerek, beni senin suretinle başbaşa bıraktı.- sabaha kadar uyuyamadım. 12. sahiller boyu ay, gece, yalnızlık benzi solmuş sorular beynimin burgacında ve bir şiir, bir dostun şiiri: "senin şakağına dayadığın tabanca içinde büyüttüğün o gizli düşman marksizmin yazılmamış bir sahifesi kadar kocaman bir soru işareti kafamda." soru işareti kafamda bu şiirler, bu yaz, bu bitmemiş roman yani bir eksikliğin söz konusu başarısı kocaman yüreğimiz, kocaman ellerimiz, kocaman düşlerimizle kurmaya çalıştığımız ilişkiler anlatısı sonra adları kırbaçlanmış bilge kişiler tarihin piçleri, marx, freud, nietzsche ve şuramda o eski harf kalp ağrısı ve soruyorum kendime bir intihar cesaretiyle nasıl inmişiz kendimize bir gece yarısı ay battı batacak, deniz uykusuz harmaniyemin etekleri dalga beyazı aldırma be sevdiğim! her hasrette vardır elbet yarım kalmış bir yaz fırtınası 13. olmamış, eksik kalmış, ertelenmiş kaç yaz gecesi terli ırmaklar gibi artık kavuşamaz kollarım artık hiçbir yazın yüzüme koyamayacağı o eksilmiş şey hangi ayın, hangi yıldızın aynasına sırlanmış ben nerde bulacağım ömrümün son kalesi de düştü kaç yaz geçti üzerinden kaçları mahpus oldu şimdi ben, günahına emanet edilmiş bir mermi çekirdeğiyim nefti seyrekliğindendir gözlerim ve yüzümün bir yanı nemli sahtiyan sen bana bakma, aldırma sevdiğim boynumdaki hamayılla birlikte ben on yıldır iyiyim, iyiyim.

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.