İki Bahar Ve
M Mustafa Kuşçuoğlu
0
Altın Yaprak
Birinci Bahar
Başında eserken kavak yeli
Basmazdı ayaklar yere,
Ayrı çalsada sazın telleri.
Beykoz'da fındık değil ceviz kırılırdı,
Kanlıca'da yoğurda kaşık sallanırdı.
Çamlıca tepesi, Emirgan çay bahçesi,
Kaçamak yerlerden birkaç tanesi.
Ya da vapur güvertesi,
Selamlardı onları martılarınsesi.
Kalamış'ta binerlerdi sandala,
Şile'de uzanırlardı kumsala.
Karışırdı birbirine nefesler.
Dalgalar silse de
Tekrar kumlara yazılırdı isimler.
Yoktu kötü bir alışkanlıkları,
Sadece derste ve işte olurdu dalgınlıkları.
Başlarında eserdi kavak yelleri,
Ayakları basmazdı yere
Aynı çalsada sazın telleri.
Sevdiler, sevildiler.
Uçuk mavisi pembe bir kelebekti,
Daldan dala uçtu gitti.
Birinci bahardı
Esti ve bitti...
İkinci Bahar
Yaşamayan ikiknci baharı
Elbet yakar Roma'yı.
Ağaca değil granite kazdılar,
İsimlerinin baş harflerini
Ölümsüzlüğe yazdılar.
Bahçede solmayan gül.
dilde mutluluk şarkısı,
Elbet buna açılır bir şişe tekel rakısı.
Bir başka esiyor meltem rüzgarı
Su ile cilveleşiyor
salkım söğüdün yemyeşil dalları
Dediler, yeşil murattır.
Sevdi, sevildi.
İkinci baharda mutluluğa erdi.
Ve
Okyanusta bir gemi
Lodosta yalpa yalpa.
Hav ayaz mı ayaz.
Güvertede bir kişi,
Saçları bembeyaz,
Çoktan bitmiş işi.
Anıları küllenmiş sayfa sayfa,
O'nu ne kaptan anlar ne tayfa
Boş gözlerle şöyle baktı etrafa.
Duygular gitmiş, heyecan yitmiş,
Bir zamanlar sevmişti, sevilmişti,
Ne güzel geçmişti
Birinci Bahar, İkinci Bahar.
Kamarasına koysalarda yeni bir ayna
Mümkün değil artık
Ne enine bakar nede boyuna.
Göremiyor dalda ki gülün rengini
Bülbül ötmüyor kaybetmiş ahengini.
Uyacak yukarıdan gelen büyük emre,
Toprağa düşecek cemre.
Cızırtılı bir taş plaktan
Hüseyni makamında
Bir şarkı yankılanıyor uzakta.
"Geçti sevdalarla ömrüm. İhtiyar oldum bugün."
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş