M

Mustafa Özke

53 şiir

0 Altın Yaprak

13 Ocak 1969 yılında Adana'da doğdu. Selanik göçmenidir. İlk, orta ve lise eğitimini Adana’da tamamladı. İşletme Fakültesinden ayrıldı. Gazeteciliğe 1989 yılında Yeni Adana Gazetesi’nde başladı. Çeşitli yerel ve ulusal gazetelerde çalıştıktan sonra emekli olarak, şiire yöneldi. 1994 yılında Sarı Basın, 2012 yılında Sürekli Sarı Basın Kartı aldı. Çukurova Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu üyesidir. Evli ve 2 kız çocuğu babasıdır. Suriye ve Bosna-Hersek'te fotoğraf çalışmalarına katıldı. Şiirleri Güncel Sanat, Kar, Forumedebiyat, Turunç, Mevsimsiz, Aykırısanat, Ay vakti, Simav, Sevgi Seli gibi dergi ve bazı yerel gazetelerde yayınlandı. Bazı radyolarda seslendirildi. Bugüne kadar Kütahya'da Simav Anadolu 8. Şairler Yarışmasında 'Papatyalarla açan sabahlarım olurdu' adlı şiiriyle özendirme ödülünü, Osmaniye’de 'Deniz feneri' adlı şiiriyle üçüncülük ödülünü, Mersin'de 'Silifke' adlı şiiriyle mansiyon ödülünü, Osmaniye'de 'Nisan yağmurları' şiiriyle M. Cemal Şenadam özel ödülünü, Adana'da Çukurova Gazeteciler Cemiyeti 2006 güncel yazılar dalında 'Cimri' adlı eseriyle mansiyon ödülünü, Osmaniye'de 2007 yılında 'Burgazada' şiiriyle başarı ödülünü, Adana'da Çukurova Gazeteciler Cemiyeti 2007 güncel yazılar dalında 'Kendini sevmekle başla hayata' adlı eseriyle birincilik ödülünü, Antalya'da Sapan adlı şiiriyle Kaygusuz Abdal özel ödülünü, Gaziantep'te 2011 Vahittin Bozgeyik şiir yarışması ikincilik ödülünü, Adana'da Nezihe Tansuğ şiir yarışması üçüncülük ödülünü kazandı. Şiir çalışmalarına devam etmektedir.

Mustafa Özke şiirleri

Arama yardımı

nedense hep acı verir dönüş yolculukları geride bir şeyler bırakmak ağır gelir kimse duymaz o an seni sanki sağır gelir mesela büyük bir şehirde yaşarsın…

en ağırı bile bile beklemek gelmeyecek olanı…

Göğsümün kirişlerine yaslanmış haykırıyorken hasretin, kurumuş bir çınar yaprağı gibi düşüyor gözlerin nehrime. Seni düşünürken alnımın damarı çatlıyor bir çıkış yolu bulamıyorum k…

ay karanlık deniz sakin ve derin gece ayaz yakamı bırakmaz kederin…

ufukta gurub vaktinin son demleri de artık bitiyor karanlık çökünce martı çığlıkları yüreğimi eritiyor giderken hatıra bıraktım sahildeki yalnız martılara kızkulesi salacak veya üs…

ayrılırken verdiğin eldiven hala çekmecemde duruyor ayrılırken verdiğim masandaki karanfili bilmem…

bilmezdim kelimelerin mendile yüklenip sevgiliye yollandığını üsküdarda düşmeden derde…

Bir nefes gibi çektim seni içime Bir nefes gibi taşıdım bedenimde Kanım damarlarıma tırmandı Ayaklarım duracağımı sandı…

bir sana hasretim yar bir de sabah uykusuna yalnızlık seni anlatır mı yaslansam öyküsüne…

Bir seni sevemedim Yaşatamadım şehirlerimde Bir seni yazamadım İşitemedim şiirlerimde…

her sabah uyandığımda yatağımdan kalkar yanına gelirdim güneşi bile görmezdi o vakit ayna birlikte olurduk…

şimdi kar vardır yağmur yağıyordur oralarda elini pencerene daya soluğunu ver derinden…

gölgesi ayışığında dağı örten genç bir çınar ağacıydım görkemim kıskandırırdı ormanı dört kişiydiler…

15 / 53 gösteriliyor

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.