Bir uzun öykü biter Yorulur kişileri Girer derede yıkanır…
1915 yılında Şam'da (Suriye) doğdu, 5 Kasım 2002 tarihinde İstanbul'da yaşama veda etti. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. Avukatlık yaptı. 1940'lı yıllarda Yücel dergisi çevresindeki şairler arasında yer aldı, Yücel şairi olarak tanındı. Erenus'un asıl kişiliği 60'lı ve 70'li yıllardaki şiirleriyle belirginlik kazanarak yeni bir aşamaya ulaştı. Şiirleri, Yücel dergisinin dışında İnsancıl, Kaynak, Sanat Emeği, Şadırvan, Toplumsal Kurtuluş, Yeni İnsan, Yenitürk, Yurt ve diğer yayın organlarında yayımlandı. Şiirlerinde biçim alanında özlülük ve izlenimci öğeler belirgindir; şiirlerinin ağırlıklı konu ve izleği insan ve doğa sevgisi, yaşama sevinci ve toplumsal eleştiridir.
Şiirler (1965)
Ölmeye Vakit Yok (1976)
Duyuru (1979)
Çağırın Gidenleri (1987)
Sermaye Destanı (1989)
Kalk Geleceğe Oturdun (1991)
Önce Umut Vardı (1995)
Taşlı Yazı (toplu şiirler, 1995)
Bu Günler (2000)
Müştak Erenus şiirleri
Üstümüzde bu şaşkın bulutlar Küskün bir telâşın peşinde Nereye gidiyorlar Ve de bu günler neyi getiriyor böyle…
Çocuklar Ağlamasın Hiç ağlamasın Güneşte yunmuş bir damla su. Ama siz ağlayın payınıza düşeni…
Bir gök var üstümüzde Yıldızlar bir ipte dizi Bizi gözetleyen varsa yukarda Neyimiz var ki gizli…
Sen karanlıkta hiç türkü söyledin mi Türkü söyledin mi hiç karanlığa Hiç yemin ettin mi gönülden Katıldın mı bir inanca…
Bu bağışlanmak isteği de Nerden çıktı şimdi Cam gerisinde bir başına Şu kumrunun gözleri…
Kuzguncukta nenemin evi Nazarlığı yumurtadan çiçekler Telaş toplardı nenemin elleri Şeftali yemiş kardeşim…
Sıraselvilere yeni dikilen Beşyıldızlı otelin koca kapısına 'Push it' diye yazmışlar…
Bir söğüt dalının yeşilini getirdim sana Üstünde kelebeğin mavisi Durma işte öyle Niye geldin diye sorma…
Muteber bir dünya vatandaşı olaraktan Bulutlara dayayıp merdiveni Elimdeki şu posta güvercinini Salacağım gökyüzüne…
Ölmek istemiyorum diyordu içinden. İri taşlı kirli bir duvar önünde Fazla bekletilmeden İki beyaz bulut geçti…
Eşref saati hayra dolu Bir cömert günün ortasında Dönüpte de yaşar mısın deseler Uzayası şu güdük ömrünü…
İnanmak gerekir güne Bütün dertleriyle dün Durmayın çaba getirin güne…
Üç el yamanmıştı geceye sivri Korkunun ötesinde ateş yakmıştı çocuk Kimse bir şey diyemedi…
Hep böyle şaşırıyorlar Kanatlarında ıslak bulutlar Gelip güneşe konuyorlar Kim biliyor içinizde sevmeyi…
15 / 18 gösteriliyor