karanlığa gömüldüğünde saatler birtek ay vardı gökyüzünde birde sen kalbimde. ey kavak ağaçlarının arkasındaki…
bir fesleğen ektim, bahar aylarıydı galiba dönmüş yüzünü onca ufkuna serin bir temmuz akşamında alın yazısı gibi toplanmış…
bir balyoz indi, tuş oldu gök ve yer çatladı akıl taşı, onur elması dağıldı kol, bacak, fikrin her parçası bir mezar taşı bile yok benlik derbeder.…
bugün bir kaktüs aldım kendime rengi sarı aşkımın simgesi dikenleri ise senin tavrın sanki…
neresindeyim zamanın? bazan bir sayfadaki tarih kadar gerçek bazan hayal her anın. aristokrat bir ejder usuyla arasında…
bin yıllık kötüler gelmiş yine eskiden ölümün bile paklamamış olanları hak için dediler hak kendileri için bizler gösteri uğruna harcadıkları…
sağır dilsizdir toprak kadınları silkilince duyulur feryadları çiftcisi balıkçısı sanatkarı kırkından sonra başlar hayatları…