Gönül sen ne sersemsin, ne körsün, ne sakarsın, Yulaksız bir su gibi her güzele akarsın, Neye sebepsiz yere yüreğini yakarsın,…
Yazar, şair. Kütahya'da doğdu. Ailesi Konyalıdır. İlk ve orta tahsilini Kütahya'da tamamladı. İdadîyi Konya'da okudu (1912) . Konya Hukuk Mektebine devam etti. Bu arada Ümit İdadîsinde ders verdi. Babalık gazetesinde yazdı. Konya Türk Ocağı tarafından çıkarılan Ocak (1917-1918) mecmuasını yönetti. Psikoloji tahsili için Paris'e gitti (1925-1928) . Dönüşünde Konya Lisesine öğretmen tayin edildi. Namdar Rahmi Karatay Enerjetizm felsefî ekolünü Türkiye'de yaymak için çaba harcamıştır. Bu yüzden bir ara öğretmenlikten ihraç edildi. Daha sonra Ankara Gazi Terbiye ve İstanbul Çapa Kız enstitülerinde öğretmenlik yaptı. 1948'de felç geçirdi. 1952'de emekliye ayrılarak İzmir'e yerleşti ve burada öldü. Fecr-i Âtîcilerin tesirde şiirler yazdı. Mizahî şiirleri de vardır. Şiirlerinde çarpıklıkları, hayal kırıklıklarını işledi. Yazı ve şiirleri Zeka, Felsefe Mecmuası, Millî Mecmua, Servet-i Fünûn, Ocak, Hak Yolu, Fen ve Felsefe, Yeni Fikir dergi ve gazetelerinde çıktı.
Felsefî Meslekler Vokabüleri (1932)
- Namık Kemal ve İdealizmi (1941)
- Yazma Dersleri (Prof. Dr. Daniel Monet'nin "Pratik Fransızca Kompozisyon Dersleri" kitabından faydalandı, 1945)
- Kitaplarımın Hikâyeleri (Hatıraları, 1952)
- Paris Mektupları (1952)
- Geçti Borun Pazarı (Mizahî şiirleri, 1954)
Namdar Rahmi Karatay şiirleri
Başta kavak yelleri estiği günler hani? Umduğumuz neşeler, şerefler, ünler hani? Beklenilen alaylı, şanlı düğünler hani?…
Ne beklerdin, ne buldun sen yeryüzünde hey serseri? Bilinir mi böyle yerde bir kimsenin öz değeri? Unut artık bunca yıldır tükettiğin emekleri,…
Oğul sana bir öğüt vereyim, dinle beni, Ağzını açma sakın açarsan aç keseni, En candan bildiklerin tefe koyarlar seni,…
Keşiş’in eteğinde yasadım keşiş gibi Bir lokma, bir hırkaya hu! diyen derviş gibi, Arasıra destanlar yazarım bir iş gibi,…
Görmüyoruz sanmayın iç yüzünü işlerin, O doğru duruşların, o eğri gidişlerin, Neler çiğnediğini hiç durmadan dişlerin, Ne yolda olduğunu o yaldızlı fişlerin,…