Salabe
N
0
Altın Yaprak
Peygamberimiz (s.a.v ) zamanında ,
Müminler vardı hep etrafında...
Salabe de onlardandı.
Peygamberimizin hemen ardında,
Ön saflarda yerini alır ,
Namaz kılardı.
Mescidin kuşu gibi,
Devamlı gelenlerdendi...
Beş vakit namazını kaçırmazdı.
Bir gün , bir istekte bulundu :
"-Ya Resulullah (s.a.v) bir şey isteyeceğim,
"-Bilmem ki nasıl diyeceğim..."
Diye çekinerek söylendi.
Peygamber (s.a.v) :
"-Söyle hayır mıdır ?"
"-Yoksa bir derdin mi vardır Salabe..." dedi.
Salabe :
"- Ya Resulullah (s.a.v) ben de,
" Zengin olmak , mal ve mülk sahibi olmak...
"-İstiyorum..ama bir türlü olmuyor ! "
"-Yoksullara da yardım ederim..." dedi.
Yüce Peygamber (s.a.v) gülümseyerek :
"-Salabe , benim de fazla bir malım yok..."
"-Ama bir ihtiyacım da yok !"
"-Fazla malı ne yapacaksın ?" dedi.
Salabe' nin aklı ve fikri zenginlikteydi.
Zengin olmak, sürülerle koyun sahibi olmak...
Uçsuz bucaksız çiftlik sahibi olmak istiyordu.
Salabe, kendisi yalvarıyor yakarıyor ,
Bir türlü zenginlik bulamıyordu.
Bu yüzden , Peygamberimize (s.a.v) ısrar ediyor :
"-Ya Resulullah (s.a.v) bana bir dua et..."
" Allah bana zenginlik versin ! " diyordu.
Üst üste , yüce Peygamber'e (s.a.v) israr edince,
Peygamber de (s.a.v) dua ediyordu.
Nihayet , bir gün bu dua kabul gördü.
Yüce Allah , Salabe'ye zenginlik verdi...
Salabe 'nin üç beş koyunu çoğalıverdi.
Sürüler sürüler doldu taştı.
Salabe , bir çiftlik aldı.
Çoban yetiştiremiyordu...
Salabe, çobanın yanına takıldı.
Sabah erkenden gecelere kadar ,
Sürülerle meşguldu...
Peygamber (s.a.v) artık Salabe'yi göremiyordu.
Etrafındakilere soruyordu :
"-Salabe hasta mıdır, gören var mı ?" diyordu.
Salabe önce beş vakit namazı terk etmişti.
"-Koyunları kurt kapar ,"
"-Sürümün başında olmalıyım ..." diyordu.
Bütün bunları yüce Peygamber'e (s.a.v) anlattılar.
- 2 -
Peygamber (s.a.v) üzgün üzgün :
"-Ah ! Salabe ah...sürüyü kurttan kurtarmış ama..."
"-Ne yazık ki yüreğini çoktan,
"- Çoktan kurta kaptırmış..." diyordu.
Bu ibret tablosunu bütün müminler,
Acıyarak seyrediyordu...
"- Yazık oldu Salabe'ye..."
"- Dünya malına taptı..." diyorlardı.
Salabe , uçsuz bucaksız çiftlikte
Sürülerle meşguldu.
Öylesine çoğalmışlardı ki,
At sırtında ancak kovalıyordu...
Salabe , ara sıra cuma günleri
Geldiği camiiyi tamamen terk etti.
Salabe'nin vakti yoktu.
Salabe'nin malı mülkü istediği gibi,
Hatta istediğinden de çoktu...
Peygamber (s.a.v) soruyordu :
"-Salabe hasta mı ?"
"-Salabe'yi gören var mı ?..."
Müminler :
"- Yok ,Salabe hasta değildir..."
"- Salabe çiftlikte malının başında..."
Diyorlardı.
Peygamber (s.a.v) üzgün üzgün içinden :
"-Ah ! Salabe , keşke istemeseydi..."
"- Dinlemedi beni...yazık , çok yazık etti."
Diyordu.
Zekat toplama zamanı idi...
Herkes malına göre seve seve ,
Hatta en iyisini , en gencini
Kendi eliyle sürüden ayırıp veriyordu.
Toplayan görevliler :
"- Yok en iyisi olmasın..."
"-En genci olması da gerekmez..."
"- Sakat olmasın, hasta olmasın yeter !"
Dediği halde,
Müminler seve seve ,
"- Resulullah'a (s.a.v) canımız feda..."
"-Alın en iyisini götürün !" dediler.
Sıra Salabe'nin çiftliğine gelmişti.
Salabe'ye durumu anlattılar :
"- Resullulah (s.a.v)'ın emridir..."
"-Malıyın zekatını alacağız !" dediler.
Salabe :
"-Bunu Peygamber (s.a.v) mi istedi..."
"-Siz biraz başka yerleri dolaşın..."
"- Bana sonra uğrayın ! "
"-Ben hele bir düşüneyim..." dedi.
Zekat toplayanlar, oradan ayrıldılar.
Sonra tekrar geldiler...
"-Evet, Salabe sıra sende..." dediler.
Salabe, çok sıkıntıda :
"-Şimdi bu zekatı ne yapacak Peygamber (s.a.v) ?"
Diye mırıldandı.
Sahabiler tekrar açıklayıp :
-3-
"- Bu zekatı zenginden alıp,"
"-Yoksullara yardım edeceğiz !" dediler.
Salabe , öfkelenerek :
"- Benim malım nasıl alınır ?"
"- Ben bunca emek sarf ederek,"
"-Başkasına ben nasıl veririm..."
"-Yoksa Peygamber (s.a.v) ,"
"-Haraç mı istiyor benden ?..." deyince,
Müminler sinirlendi :
"-Sana gelene kadar,"
"-Senden önce herkes ,"
"-Seve seve verdiler..."
"Seni ağzından çıkanı,"
"-Duymuyor mu kulağın ?" dediler.
Ve oradan çarçabuk ayrıldılar.
Topladıkları hayvan sürüsü ile döndüler...
Peygamberimiz (s.a.v) daha bir şey duymadan :
"- Yazık oldu...Salabe'ye" diye söylendiler.
Çünkü , bir ayet gelmişti.
Tevbe süresi 75. Ayet :
"- Eğer Allah bize verirse,"
"- Elbetteki zekatını dağıtacağız..."
Ve ardından 77. Ayet :
"-Verdikleri söze ters düştüklerinden,"
"-Kıyamete kadar ,"
"-Kalplerinde bu ikiyüzlülükle beklesinler..."
Yüce Allah'ın emri buydu.
Peygamberimiz (s.a.v) okumuştu...
Bütün müminler suskundu.
Medine'de suskunluk vardı.
Bu Ayetlerin muhatabı belliydi...
Salabe verdiği sözü çok çabuk unuttu..
"-Benim alın terim,"
"-Neden fakire vereyim ?" diyordu.
Gelenler vermemişti.
Üstelik yüce Peygamber'e (s.a.v) dil uzatmıştı.
Birden, içini kavurucu bir sıcak bastı.
Sürüden ayırdığı koyunlarla,
Geldi yüce Peygamber'imizin huzuruna :
Peygamber (s.a.v.) Salabe'ye :
"- Senin malını alamayız !"
"-Senin hakkında Ayet indi..."
"-Senin malını, artık versen de alamayız!" dedi.
Sonra ekledi :
"-Zekat ancak müslümanlardan alınır."
"-Kalbinden nifak saçanların malı alınmaz..."
Bütün müminler , duymuştu.
Salabe, donup kalmıştı.
Daha sonraki yıllarda,
Salabe kendini affettirmek için,
Hz.Ebubekir'e (s.a.v.), ve Hz. Ömer'e (s.a.v.) de geldi...
Ama onlar da kabul etmediler...
"-Senin malını artık alamayız !..." dediler.
Son olarak Hz.Osman'a (s.a.v) koştu,
O da aynı şeyi söylediler :
"-Senin malını artık alamayız !.."
- 4 -
Salabe azap içinde idi...
Salabe sıkıntıdan çatlıyordu.
Bir türlü zekatını veremiyordu.
Salabe borçlu öldü...
Varlık ve zenginlik içinde iken,
Salabe yüce Allah'a borçlu öldü...
Salabe dilden dile ,
Anlatıldı nesilden nesile...
Yüce Allah,
Hiç kimseyi böylesine,
Salabe gibi...
Dilden dile düşürmesin !
Gözü doymayan insanlara,
Zenginliği de vermesin !
Ama nafile...
Etrafta dolu Salabe ,
Yoksullar inleyip dururken :
"-Ne olur bak şu hale be ?..."
Az çok verenler biraz oluyor,
Eskiden olduğu gibi...
Yoksulu ancak yoksul koruyor !
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş