Anacığım, Dün gece siperde uyuyakalmışım, Düşümde, beyaz bir at, beyaz bir kalpak ve beyaz bir yamçı gördüm.…
Ben kafdağının çocuğuyum. Ben kırılmayan kılıçların, Kesilemeyen bileklerin, Ve yaşatmak için ölen, yüreklilerin çocuğuyum…
Ne yerdeyim ne havada, Ne kara kışta ne baharda Bıraktığın gibi bu zindanda Mahkum misali voltadayım dostum.…
Hani hep derler ya din elden gidiyor, Din yerli yerinde ama insan elden gidiyor. Dört kitabın dördüne bak, dördünün de fikri bir Fikir yerli yerinde ama zikir elden gidiyor.…
Birgün ansızın çekip gidersem, Şaşırma sevdiğim ne yaptım diye, Bu keçi inadına devam edersen, Her zaman yalnız kalan olursun yine.…
Ayrılık vurmuş kelepçesini kollarıma, Prangaları ayaklarımda dargınlığının Perde çekmiş hayalin gözlerime, Saramam belini, gelemem sana,…
Merhaba arkadaşım... Merhaba yüzümü güldüren, gülmeyen gözlerime gülücükler dolduran kaybettiğim tebessümü dudağıma konduran arkadaşım.…
İstemem dünyanın saadetini, Ömrümün baharı sen olmayınca. İstemem ahretin cennetini, Ömrümün baharı sen olmayınca.…
Saat Yarım, Yani yarının sabahı, Yıldızlarımı çalmışlar gecemden Güneşim hepten yoktu zaten,…
Deniz gözlerinde bir damla gözyaşı yüreğim. Mahkum düşmüşüm yosun yeşiline, Bir de senin hasretine, Bir de çekip gidişine.…
Sen yoksan cennet bile fani gözümde, Ne güneş doğar ne de sabah olur gönlümde, Çiçeklerin boynun büker, hazan düşer bahçeme Senin gibi mezardayım sensiz…