feryat figan eder içimdekiler ya ben duru bir su misali durmuşum dünyaya anlamasın bilmesin isterim kimsecikler derdimi düşünürüm bazen, anlatırım kendime kendimi…
yaşadığım dünyaya bakış.. uykuya yeni dalmış bir çift gözden bakıyorum dünyaya beynimin en zorlu yollarını tarıyorum şuursuzca arıyorum ki bana anlam yükleyebilecek birkaç kelime…
eskisi gibi değilsin sen gökyüzünde uçmak isterdin hep ne anlamı kaldı ki artık gökyüzünün senin gökyüzün artık bodrum…
Bir gün yine kaldırımda yürüyordu Elleri ceplerinde ayazı içine çekiyordu Seni düşünüyordu galiba, sensizliğini Ruhu acıdı işte istemesede…
Eğer yanlış anlaşıldığını düşünüyorsan Sevdiklerin bile seni anlamıyorsa Işıklar senin için yanmıyorsa Ve sen istediğin zaman kendin için bir ışık yakamıyorsan…
hiç hissetmediğim bir nefestin benim için sesinde ince bir meltem dilinde gökyüzünden bir tat vardı sahip oldukça kaybolan bir tutku bu…
Kendi sahteliğimizin parlak ışıkları altındaydık aslında Aynadaki şeffaf görüntümüzden bile utanmaz olmuştuk Sorunsuzca ve sorumsuzca bir yaşamımız olduğunu resmeylerken insanlara…
Yine akşam oldu işte Ama bir başka tat var bu akşamda Ne ağır, yüklü sıkıntılar ne yarın kaygısı Usulca bir yağmur cama vuran…
yine güneş batıyor işte ben yatağımda yalnız görünen ufka ve binalara bakıyorum odamın içinde güneşin gölge oyunları…
günleri kandırarak nereye kadar ki neden böyle her şey demek mi tek gücün anlamadığın yığınları hiçe sayarak yara ellerin kanını alıp yutarak…