Yorgun günün bitimiyle beraber Sarışın bir renk sarar gökyüzünü Uzayan ufuklar kendine çeker Ölgün güneşin hıçkıran göğsünü…
kutsadım seni ben ve kaçtım senden, gölgeni içimde bir cam gibi taşıyarak. aşkım o…
Ölsek aşkın eşiğinde yok oluş değildir bu bir kızıl, bir ak gülün yayılır üstümüzden kokusu
ben bu değilim bir de beni akşam gör sabah gör, yarın gör…
Üzümler oldu mu Bir akasya çiçeğinde an beni Bir tomurcukta Bir mavi renkte…
III ölümü anımsatan nedir ansızın yalnızlığımız mıdır ki…
Gel seninle sevdiceğim Islak bulutlara uzanalım Bu dünya görüyorsun bize dar Yalnız umutlarımızı al yanına…
Bir şeyler duyarım Bir şeyler Gizlice; Seni her gün…
Uzat afyon dudaklarını leylak kokulu biraz zaman serin gölgesiyle…
Apansız Çağrışımlarla gelirsin aklıma Islak çimenler büyütür hasretliğimi... Mayıs günleri böyledir işte…
Alabildiğine geniş mavilikleri düşün Gemilerle haşır neşir dalgaları Saçlarını tel tel eder rüzgar Düşlerin doldurur solan ufukları...…
öldü / akşamın serin koynunda gün içimize yürüyor / adım adım büyüyerek bir ağaç…
ey gece ölülerimizi getir bize görerek ve duyarak meşk edelim…
Ey yaşamanın çocuksuz dulu büyük orman içre yiten ağaç hangi pencereyi açarsan aç korku, üzgü, ölüm…
Bir akşam alıp başımı Kaçacağım Bu şehirden çok uzaklara Belki mevsim kış…
15 / 27 gösteriliyor