Bağdatlı Çocuğa Mektup

Ö Ömer Sevim
0 Altın Yaprak
Acı içinde acıyla yazıyorum sana bu mektubu Çaresizliğimi,utancımı kalemin mürekkebine koyarak kağıda döküyorum... Merhaba yada nasılsın diye başlanır bütün mektuplara,sonra havadisler gelir hal hatır sorulur. Oysa ben sana ne merhaba nede nasılsın diyeceğim Bağdalı başı sargılı çocuk..... Ben sana bu mektubu yazarken kimbilir kaç füze kaç bomba düşmüştür saklambaç oynadığın sokağa.. Benim senden hal hatır sormam benim ya aptal yada deli olduğum manasını taşır... Senin şu anda hayatta olup olmadığını bile bilmiyorum ama,bir fotoğrafın şu an önümde,öyle çaresiz öyle mahzunsun ki,sana bakarken ben utanıyorum çaresizliğime. Zeytin karası gözlerinden boncuk boncuk yaşlar süzülmüşhiç gülmeyen dudaklarına doğru. Sen konuşamıyorsun ama,gözlerin o kadar çok şey anlatıyorki anlamamak için kör olmak lazım. Bakışların bir tufan gibi benlikleri sarstı,gözlerinde ki yaşlar bir yanardağın püskürttüğü lavlar gibikalpleri yaktı,ama bir şey yapamadık. Derin bir ah çekip'bu çocuğun suçu ne 'dedik. Sahi suçun neydi Tek bir suçun vardı bildiğim Bağdat'lı olmak,Bağdat'ta doğmak Ben sana bu satırları yazarken bizim burda bir rahmet yağıyor semadan Su birikintelerine düşen yağmur damlaları halkalar açıyor toprak kokusu baharın geldiğini müjdelercesine buram buram kokuyor. Sizin oralarda ise Rahmet yerine vahşet yağıyor semadan Yağmur gibi füzeler,bombalar yağıyor üzerinize etrafını harabeye çevirerek,kan ve barut kokusu birbirinr karışmıştır televizyonlardan görüp gazetelerden okuduğuma göre.. Bilmiyorsun belki söyleyeyim Ebabiller,kırlangıçlarda gelmişler bizim buraya vızır vızır sesleri geliyor şafak vaktinde.. Sizin orayada bir göç oldu ama Bu ne ebabail ne kırlankıç nede başka bir kuştu Sizin oraya zehir yüklü katil uçaklar göç etti Kulakları yırtan vahşi sesleriyle..... Evet Bağdat'lı başı sargılı çocuk Sana yazdığım bu mektup yıkılmışlığımın,ezilmişliğimin,çaresizliğimin,utancımın bir vesikasıdır Oysa sana güzel şeyler yazmak isterdim Sen vahşetin ortasında senin üstüne bahisler oynanırken,ben kalkıp sana şekerlerden oyuncaklardan bahsedemem Belki Şekerin ne olduğunu bile bilmiyorsun Çünkü sen O boncuk gözlerini savaşla açtın Kulaklarına ezan sesi yerine mermi vızıltılar girdi,güzeli güzel şeyleri görmedinki ben sana güzelliklerden bahsedeyim Sen savaşı hep bir oyun sandın Taaki şarapnel parçaları seni yaralayana kadar Yinede Beddua edemedin seni yaralayan allahsıza. Çünkü sen çocuktunyüreğin saftı,kalbin saftı,dünyadaki tüm çocukların yüreği ve kalbi gibi Ama şuna inan k,senin yerine binlerce,milyonlarca dudak beddua etmiştir. Milyonlarca göz açığa çıkarmıştır sakladıkları gözyaşlarını, Ve hiç bir zaman,bu kadar çaresiz kalmamıştır kalbinde zerre kadar vicdanı olan insanların gözleri Sana daha neler yazayım diye düşünürken şairden mısralar geliyor aklıma Şöyle diyor Necip Fazıl 'Kırıldı oyuncağım artık bir daha gülmem Toz olur,toprak olur,duman olurum ölmem' Sende ölemezsin Çünkü senin oyuncağından ziyade vatanın yıkıldı,özgürlüğün kırıldı. Bir hayavanı özgür bırakmak için seferber olanlarsenin özgürlüğünün etrafına çelikten bir kafes örüyorlar Birde utanmadan özgürlükleri için savaşıyoruz diye böbürleniyorlar. Ne kadarda saçma Bir dörtlükle veda ediyorum 'Öfkenin hançerine su ver sen Bir gün nefretini kusacaksın İşgal edilmiş topraklarının üstünde Özgürlüğün kılıcını sen kuşanacaksın'

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.