Sen aşkın ilk bakışısın O doyumsuz elektrik anısın Ben ki uçurum gözlerinle bir varoluşun Bir hasretsin ki içimde…
Bir haykırışın ardında Seslenmelerin ses bulduğu Yalnızlık çeken bir duyguda Amansız bir kayboluş…
Bir terkedilmişlik uğruna Özendirilmiş maviliklerin yansıtıldığı Herhangi bir sayfa Asla önemsenmeyecek ayrıntıların yaşandığı…
Yapışkan bakışlardadır akışkan duygular Bir ölümsüzlüğü gerçekleştirmektir yarınlar Güneşler hep onun için doğar Belki sisli bir sonbahar sabahıdır…
Bir karanlık çiz Giz için Bilinen bir giz olsun Gözyaşının içinde sakla beni…
Sessizlik kokuyor yanı başımda Bir ürperti gibi bedenimde Çevrilmiş bir sayfa gibi geride kalanlar Ellerim yalnızlığın coğrafyası…
Gözlerinle yıkamalısın beni Deniz kokmalıyım sabahlara dek Mitolojik aşklar açmalı yüreğimizde, Zemheri ayına karşı koyabilecek…
Demli bakışlardaki puslu gözler Bir bahane ararcasına saklanıyor Olmadık yerlerdeki kaçamak duygular Kendisini ele verircesine sarılıyor…
Ben geleceğim sana; günlerden bir gün, İçine karışacağım bir bahar üstü, Anam selam yollayacak babam para. Bir de kenarı çizili mendilde iki çift burma……
Mavi Örselenmiş mavilerle sana kalkmak, Sana uyumak Sana yaşamak istiyorum…
Yalan bir gülüşle Kaybedilen bütün bir ömür Toplamları kendisi etmeyen duygularda beklenmedik cevaplarla çözümlenen bir gelecek…
Nasıl da sızlardı bedenim seni beklerken Köşe başları kovalamacanın başladığı yer Azarken seni istemelerim Ne kadar da vicdansız olurdun…
Aldım karanlık bir geceyi Çizdin güneşi, ayı, yıldızları Gök, mavi olsun dedim Yer siyah…
Umut kokan sonbaharlarda Mimoza sarısı bir bekleyişle Anlatılmayı bekleyen duygular Hiçbir zaman dillenmeyen bakışlar…
Bulutlar ilk gözyaşını döktüğü zaman bizi hatırla Dökülen her damlada sana selam göndeririz Yeşeren tohumların isimlerinde bizi bulacaksın Ve nedense ilk göz ağrın aklına gelecek…
15 / 17 gösteriliyor