Kara akşam dibinde Bir rüzgâr salınır, pullu Uzatmışım ellerimi merhabaya…
Ölesim gecede Can çekişirim ruhunda Süzülüver İnce ince…
Süngüye çekilirim Dar mapuslara Çırılçıplak düşlerimle Akşama…
Sanma ki bir güleryüz dostun olmuş Dost ararsan, sende bilmiş kendini...
Firari aşklar kozasında Sus yaktım kalbime Saçlarım eylül sarısı Bir yalnızlık kokuyor şimdi…
Hamurumuz yoğrulur Elsiz Düş kurulur gölgemizde Canımıza, etimize…
Eksilip zamana Bir anka kuşu sesinde ardıma düşüyorsun Ben, şiiri katledilmiş bir coğrafyayım artık Paslı sözcüklerin rivayeti dolanıyor yalnızlığımda…
gün gelir umut, toprakta bir tohum gibi filiz verir yeşerir, büyür…
Tenha bir seher kuşluğunda Güneşi demleyen suretin Gülümser gibi insanların acizliğine…
-Yalnızlık nöbetleşe bir devriye voltasında- Eksilen-eksilten umutların Zamana karşı duran bekçisiyim ben Seni, pencereden içeri vuran…
Bê/mın yasaktı Kabına sığmayan şiir Tualde yedi renk…
Sussam yer yarılacak Konuşsam gök yankılanacak Aklım pir Aklım bir derviş...
bana kimsesizlik aşk olsun mesela çaresizlik gibi öfkeyle incelik soyunan.…
Ahir zaman mektebinde Şiir üzen kadın gözleri Yosun tutmuş...
İnsan korkuların mayasında Siyah bir yalnızlıktır...
15 / 16 gösteriliyor