Hep Otuz Beş Yaşındayım

Ö Özay Sağlam
0 Altın Yaprak
Tam Otuz beş yaşında Doğdum Girdim adam gibi Dosdoğru Hayatın koynuna Kimin Kestiği bile meçhul Göbeğimi Belki kiracılar Belki Komşular Belki de anamın ta kendisi Öyle Ya da böyle ama Ebe eli değmedi Her halükarda göbeğime Ve de bana Tam Otuz beş yaşında Bebek oldum Bilmem Var mıydı ki bir emziğim Ya da biberonum Altı kardeşim daha vardı ama Ve de dağ gibi bir babam Büyük kardeşlerimin Giydiklerini Giydim boyuna Söktü dikti yeniden yaptı anam Uydurdu büyüklerimin eskilerini bana Yamalarda da olsa çoğu Temiz Ve pırıl pırıldı her şeyim Öpülesi İnat Gâvur yoksulluğa Emeklemedim hiç Yürüdüm Sürünmedim nedense o bebek aklımla Kalktım ayağa Hayatın oğlu oldum Attım Kendimi hayatın koynuna Tam Otuz beş yaşında Çocuk oldum Oynadım Her türlü oyunu İtildim Kakıldım Hiç oyuncağım olmadı ama Çok arkadaşım oldu Kendim yaptım oyuncaklarımı Paylaştım onları arkadaşlarımla Resim yaptım kara kalem Belgin Doruk'lu Yılmaz Güney'li Ve sattım Sinemaya gittim onların parasıyla Ve Kanuni Sultan Süleyman'ın resmini yaptım Bismillah Asıldı okulun duvarına Sakız da sattım sokak aralarında Gazoz da Yer de gösterdim sinemalarda Ayakkabı da boyadım kahve kapılarında Benzin de sattım muhtar çakmaklarına Tam Otuz beş yaşında Genç oldum Kız arkadaşlarım olmadı çok fazla Yakışıklıydım Yakışıklı olmasına ama neylersin Garibanlığın gözü kör olsun Bir hazine gibi sakladım yine de Onları içime Gömdüm Hepsini hatıralarıma Bir sızı kaldı Geride Çok derin bir yara Saklı bir sancı Sarkar içime hala iyileşmez Zulamda Takılamadım hiç Çankaya'ya Gaziosmanpaşaya' ya Telsizler'i çok iyi bilirim Sakalar'ı da Duvarlara yazı yazdım körü körüne Yitik gençliğimle Ankara sokaklarında Kuşlama da yaptım pullama da Afiş de astım Kaldım Yattım Sokaklarda Tam Otuz beş yaşında Yetişkin oldum Sattı beni gerçekler bir bir Bir pula Aldatıldım Yaşıma başıma bakmadan Hep aldatıldım Hep satıldım Aldatmamaya çalıştım hayatı Ve inadına Satmamaya Direndim kirlenmeye Başarabildim mi bilmiyorum ama Sarıldım hayale Vurdum Kendimi sandal barınağına Sarıldım sevgiye Sarıldım aşka Sarıldım sevda üstüne deli sevdaya Tam otuz beş yaşında durdum bekliyorum Bekliyorum Hala Otuz beş yaşın sakal ve bıyıklarıyla hala Hep otuz beş yaşında yaşadım Cahit Sıtkı'nın dediği gibi Yolun yarısı eder Dante'nin dediği gibi Bir de Kim bilir neresindeyim ömrün Ne kadar kalırım bu yaşta Daha kim bilir Bir nüfus cüzdanım var tabi ki Doğum tarihim Denk gelir Rahmetli Gaffar Okan'a Ve de Uğur Mumcu'ya Ve bir de Kafkas kartalı Kartal gagalı babama Bir ölüm ilamımda Olur elbet Kafkas kartalı bir babanın oğlu Bir Kafkas kartalı Olduktan sonra Hep böyle otuz beş yaşında Toz olmam ama ölsem de yine Kül olurum Yanarım Kül olur tutuşurum hep ben hayata Toz olmam asla ayakaltında Kül olurum Yanarım Közde Korda Mangalda Kalır Küllerim Yiğit sevdalar aşkına O sevdada Bu sevdada Çoluğuma çocuğuma Armağanım kalır otuz beş yaşım yiğit yürekli aşklara.

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.