Sandal Barınağı Esmer Gecede 5

Ö Özay Sağlam
0 Altın Yaprak
Yalpa vurur bir sağa bir sola şapkalı keriz Yengeç misali Şapkayı yıkmış da geriye Sallan babam sallan Elinde boş şişeler ihtiyar balıkçı Siyah poşette Seslenir bana cam arkasından Ve 1903 Ve siyah beyaz bir mont sırtında Ve çarşı Ve ihtiyar balıkçı hayatın oğlu hayata karşı Ve genç sevgililer El ele Kız oğlanı bekler Oğlan sevginin kıyısında siner Ve baba parası bol genç homongolosta Baba cakası Tozu dumana katar arabası Anasını yetiştirecekmiş gibi bir yerlere Ölü bir ev Ölü bir pencere Ölü ışıklar Bu ne biçim dünya Bu ne biçim bir bahar Bana yaptıklarını yazmayacağım Utanırsın Seni utandırmayacağım Var mıydı ki veda bu gidişinde Yılları saymak faydasız sayılmaz Saçlarındaki akları Yüzündeki çizgileri say sayabilirsen Giderken gökyüzünü Ay ve yıldızları bıraktın ardında Bulutları götürdün ki en çok da sana benzerler Yağmur olmasın diye dünyamda Yağmasın diye omuzlarıma kar Karanlığa yürür iki gölge Biri bir eşkıya surat Diğeri az biraz mahcup Her gelen geçip gidiyor zaten gecemde Ve bir melodi kulağımda Ahmet Kaya'lı türküler "Bir de sen gitme" Atilla İlhan'lı şiirler Çok nostaljik Unutulmak unutmak üstüne Olanlar olmuş zaten der gibi bu şehirde Beyaz bir kaya sol yanım Güya ışık sağ yanım Ne olmuş bu şehire Geri dönüşler bile şüpheli Faili meçhul bir akşam bu "Bu ne sevgi ah Bu ne ızdırap" Nasibim şarabım ille de hayalinde hayat Git gidebildiğin yere kadar Ben buradayım işte Akşam da burada Seni güne gün batımına benzetirdim beni akşama Gıdığının tadı kaldı dudağımda Ve yeni yetmeler Evden firarlar Geç gitmeler Azar işitmeler Küfürler Gırla Gidin bakalım şeftali sakallı bebeler Halep oradaysa babanız da burada Aldı şapkalı keriz ihtiyar balıkçıyı da yanında götürdü Derken çıka geldi kafası bir milyon Geriye Elinde bira Elim şiirde benimse aklım hep senli Hayalin zulamda Küsmüş Kızmış Selamsız sabahsız geçti Var git ellerin yari var git Senden öğrendi en sonunda İhtiyar balıkçı Beni böyle yok saymayı Vurup da geçip gitmeyi yanımdan İnan ki ışığın söndü Gece sen oldun şimdi Ay sen yıldızlar hep sen Şafağa vuruyorsun Ve hep bir hayal sen bin hayal oluyorsun Ve bir pazar sabahına vuruyorsun gecemle Yağmurlu Ellerim mahmur Ve bir hayal daldığım gittiğim Son mevsim Son sevgi son sevda ve son aşk Bir tablo beliren yüzümde Bir orman aşk Bir tahta kulübe sevgi Ve bir patika yol hep sen sevda Her mevsim sen son mevsim ilkbahar Bir mutsuz prenses kapımda Elleri beyaz Yüreği beyaz Ve ben bir martı öyle sanır beni hep sınırsız bembeyaz Kapı önünde Kütük üstünde yolumu gözler Gözleri okyanuslar dibi en derininden okyanuslardan kalma Kimi bir çivit mavisi Kimi bir yosun yeşili Kimi de bir kızıl ve zifiri ve kimi kestane Yağmur damlası gözünde Yağmur damlası döşünde Yağmur damlası elinde Geleni ben sanır Bense her yolu ona çıkan bir keskin kılıç hep sırat Mutsuz prenses Çok mutsuzum Umutsuzum Boyunu bilirim Posunu da Endamının rengini kokunu Yağmurdan sonra açan güneş benim Sense gökkuşağı Aç ellerini Ve bir midye kabuğu içinde yüreğin atan avuçlarımda Bir mavi balon Bir minik serçe Bir beyaz martı Güya seni yazacaktım geceye şafağı beklerken Bir yaban gülü Bir esmer Çok içme demiştin bana Bira Çok sigara Yoksa karışmazdım demiştin Şiirim özlemim güzel gözlüm ölümüm sandal barınağım sen oluyorsun.

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.