Rüzgara bırakma şikayet dilekçeni yakarmalarla gelmez dünya sen git onun ayağına…
Özdemir İnce, (d. 1 Eylül 1936, Mersin) , Türk şair, yazar, gazeteci. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesine devam etti. 1960'ta Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Fransızca Bölümü’nü bitirdi. Bir yıl Sandıklı Ortaokulu'nda öğretmenlik yaptıktan sonra Yedeksubaylık hizmetini İzmir-Bornova 57.Er Eğitim Tuğayı'nda yaptı.Ardından, Aydın Lisesi'nde öğretmenlik yaparken Fransız hükümetinin açtığı sınavı kazanarak 1965-1966 yıllarında Pariste Sorbonne Üniversitesi’nde çağdaş Fransız edebiyatı ve fonetik okudu. Yurda dönüşünde Aydın ve Muğla liselerinde öğretmen olarak çalıştı. 1969’da TRT’ye girdi. 1982’de kurumdan emekli oluncaya kadar Dış Haberler Müdürlüğünde çevirmen, Televizyonda metin yazarı, Öndenetim ve Redaksiyon Müdürü,Program ve Yayın Planlama Müdürü, Genel Müdürlük Müşaviri ve Uzman görevlerinde bulundu. 1982-1989 yılları arasında çeviri yaparak hayatını kazandı. 1989-2000 yılları arasında Can Yayınlarında editör, Telos Yayınlarında editör ve yayın yönetmeni olarak çalıştı. 2000 yılından bu yana Hürriyet gazetesinde fıkra (köşe) yazarlığı yapıyor. İlk şiiri 1954'te 'Kaynak' dergisinde yayınlandı. Pazar Postası, Türk Dili, a, Değişim, Dost, Şiir Sanatı, Papirüs, Soyut, Türkiye Yazıları, Milliyet Sanat, Yusufçuk, Adam Sanat gibi dergilerde yayınlanan şiirleriyle tanındı. Şiir üzerine kuramsal yazılar ve değişik konularda denemeler, eleştirel denemeler yazdı.
Kargı 1963
- Tutanaklar 1967
- Kiraz Zamanı 1969
- Karşı Yazgı 1974
- Rüzgara Yazılıdır 1979
- Elmanın Tarihi 1981
- Kentler 1981
- Yedi Deryalar Geçsen 1983
- Siyasetname 1984
- Eski Şiirler 1985
- Hayatbilgisi 1986
- Zorba ve Ozan 1987
- Başak ile Terazi 1989
Özdemir İnce şiirleri
Bir kenti yaşamak ona boyun eğmektir- sözleşmesiz, anlaşmasız-, ne derse tek tek yapacaksın,…
Bir kuş uçuyordu Sisam'la Kuşadası arasında, anlayamadım bir türlü Türk müydü yoksa Yunan mı, bir başka yerden mi yoksa? Hiçbir belirti yok.…
Başkaları karar veriyor senin yerine seni bildiğini tanıdığını sananlar seni değil sadece kendilerini savunanlar ama ne su içmişler seninle, ne yola gitmişler,…
Kaç cemre düştü yüreğine şimdiye kadar kaç unutulmuş nisan var vişne sürgünü kollarında?…
-I- Son konuk olacağım uyuyan kurşun gövdende gözcü sudan ve terli topraktan başka bir de yuvarlak turuncu ve asi…
ezbere biliyorum bütün gizlerini rüzgar gülünün imbatı tanıdığı kadar ekmeğin adı susuzluğun adı açlığın adı…
Bir şeyler kapanıyordu bir yerlerde, belki bir kapı, belki bir mezar - ama çatı değildi - sanki bir yangın, tavşanların, kuşların hızından anlıyordun,…
Pazar günü geçmek bilmiyor Birden bir kavak fışkırıyor pencereden Hızla kapıyı örtüyor bir sokak Bir kız saatine bakıyor alanda…
Atlayarak çiz dünyayı, gerçekler söylenmeyen alanlarda kalsın, yani gerçekleri söyle, sadece onları;…
Ey oğul bir gün yazıcı olursan gözü gözünde yüreği yüreğinde eli elinde inancın tadını söyle ülkemin çocuklarına Ey oğul bir gün yazıcı olursan…
Ey oğul bir gün yazıcı olursan gözü gözünde yüreği yüreğinde eli elinde inancın tadını söyle ülkemin çocuklarına…
İnsan gövdesine dokunmak: sonsuzun gidişine ve gözkapaklarına belleğin…
bir şeye benzetirim kendimi durmadan tüyleri uzamış solgun kendimi bütün kapıları açarım belki de korkumdan o incecik kelimeler içindir bu yalnızca…
Kan sağar gece gündüz yüreğim, tuzaklar gözyaşlarına kurulmuştur; dalgın durur deli gönlümün aynası, kavuşmak bir başka yaza kalmıştır;…
15 / 27 gösteriliyor