Aşk, suda çürüyen çiçeği ıslatan yağmurdur! Damla damla camıma vurur…
Aşkı değerli kılan yüreklere yakından seslenmesi değil; sonsuz uçurumlardan…
Kaldırılamayacak ağırlığıyla ayrılığı hissettim! Ama bütünleşmemiş iki bedenin uzaklaşması gibi değil!…
Yıktığın hayatımın enkazı üzerinde yükseliyor göklere silüetin!! Acemi cellat edasıyla süzülürken haksız elde ettiğin…
Kalk gidelim yüreğim Kaldırmaz bu gidişi, Bu bitişi Artık yorgun bedenim...…
Ölümümün zamanı meçhul, o bilinmez yılındayım!! Asırlar önceydi…
Mutluluğu hakedenlerin yaşadığı gibi aşk, sevilmeyi hakedenlere…
Ümitlerin sürgünden döndüğü şehir, Korkuların barındığı karanlık düş, Acıyı koynunda besleyen sahte gülüş Ve beni, beden kabrinde yaşatan…
Bilemiyorum: Yeni yaratılışta 'kalp' diye bir boşluk taşır mı bedenim?…
Bir intihar gibi yokluğunun kapısından bakınca gözlerin: Gözlerine kavuşabilmek için…
Farkında değildim bakışlarındaki dar ağacının: Gözlerinde idam sehpası,…
Yokluğunun soğuk kaldırımlarında yalın beden, senin, sensizliğine dokunuyorum!…
Bedenimde hücre hayatı: Bir ışık altında, ıslak zemin Ve ilk görüşte başladı Mahkûmiyetim.…
Unutmak tükenmekse ve tükenmek 'azalmak', o halde ben 'çoğalıyorum'!!
Üzülme! Gül, yapraklarını dökerek yeni yapraklar açar. Başka bir bahara…
15 / 16 gösteriliyor