Alıştı gönül kış mevsimine Gözler açıldı buz gibi bir hayata Nöbetlere alıştı beyin Kader keder diyordu…
Bitmeyen merdivenlerim, yokuşlarım Dar kapılardan zamansız çıkışlarım Hiç bitmeyen dertlerim Ağlamaklı gözlerim…
Gittiğim yollardan bu kaçıncı dönüşüm Saymadım sana bu kaçıncı gelişim Nedir vazgeçilmez kılan seni Neden mecburim ki sana…
Yolun çok mu uzundu Yaşayacağın hayatın çok mu kısa Tatmadan nasıl anladın tadımı Vakit kaybımı sandın beni…
Sabah mı gelecek gece bitince Güneşler sağımda solumdan aydınlatacak mı Aklımdan güzel sözler mi geçecek Bütün bunlar sen gelince olacak mı…
Ne desen de nasıl baksan da Yıllarca yanıma gelmesen de Zaman geçip nefesler bitse de Yüzlerce kez yeminler etsem de…
Haberim yok geç kaldığımdan Oysaki ne kadar erken kalkmıştım Gün bile ağarmamış, ortalık buz gibiydi Saatler erken, gözlerim uykuluydu.…
Kaz bu bendeki hastalık saçan duyguları Bul ne olur yaramın yerini Ez geç bulduğun kalıntıları Dağıt sat pazarla…
Ne sanadır yolladığım selamlar Ne de yarınına Aklımda kaldı nedenini anlayamadığım sana dair izler Kıs kıs gül bıyık altından…
Ne bir söz etmeni beklerim Ne de beni sevmeni Yollama selamını istemem ki Hem ne önemi var artık gelmenin…
Onca günahın ardın istesem Olur mu dualarım kabul Dilesem dilek çok mudur bilmem ki Hayal kurar bedenim içimde sen diye…
Parçaladın ruhumdaki sevda çiçeklerini Darmadağın aşk sözcüklerim Nedir bu hoyratlığın sebebi Gücüm ne seni durdurmaya ne de kendimi öldürmeye yeter…
O kadar buğuluydu ki dünya Çocuk gözlerinde kirpikleri titredi Boynunda incik boncuk takılar Ayağında topuklu ayakkabılar…
Seni bekliyorum tek basamaklı merdivenin başında Alt tarafımda bedenimi itekleyen ruhlar Üst tarafımda kollarımı kopartarak çeken eller Gözlerim yok ayaklarım ellerimde…
O, sonsuz matem duygusunu aşılamıştı ruhuna Ayaz baharı günlerden kalan kendi vardı Bunca zaman sonra geriye kalanlarını Cürretkarca sundu sevgiliye…
15 / 21 gösteriliyor