Bilmem nerde kiminle Bulup getirin onu Batan bir güneş ile Alip getirin şunu…
Mazideki o büyük aşk Silindi mi o kalbinden Çoktan geçtim orta yaşı Ama senden vazgeçmeden…
Zaman fırtınasında Bak aşkım döktü yaprak Söndü yüreğimdeki Yanan o kızgın ocak…
Kaç defa düştü o adın dilimden Her düştüğü yerde hep bin anıldı Kaç defa sogudu bu içim senden Her buz oluşunda hep bin ısındı…
Yine soldu batiyor Gökte akşam güneşi Sana hasret bitiyor Bugün de evvel gibi…
Ne gönlüm var sende ne de kör gözüm Bin baht olsan bile bir daha dönme Ne anarım artık ne de görürüm Bin taht olsan bile bir daha dönme…
Gökte tan ağartısı Yine şafak söküyor Ben aşkının bekçisi Bir gün daha başlıyor…
Mazimdeki bir acı Gelir çöker içime Saplanır bir ok gibi Bu şehire gelince…
Bil ki durmam gelirim Çagrin olsun yeter ki Seni yine severim Yerim olsun yeter ki…
Yoldaş gördüm yoluma Candaş gördüm canıma Hem yolda hem de canda Kayıp emanet imiş…
Mehtap gibi çıkar yüzün bahtıma Kırk düşüm olursun gece olunca Mum yakıp ararım seni tahtımda Kırk aşkla yanarım gece olunca…
Ne adres ne de bir ümit bıraktı Bilinmez yerlere sevdamsız gitti Ne dost kaldı ne de gönül candaşı Hayatından silip hatırsız gitti…
Tutuverip sözünü Gerçek edip düşümü Feda edip gününü Gelip de akşam üstü…
Döküldü yaprağım rüzgar esmeden Saçım ak oldu yaş henüz geçmeden Bahtımı yazıp da birgün yeniden Eski şansla bile gülmedi kader…
Çok yenisin bu yerde Bıraktığım heveste Aboneydim evvelce Gördüğün o aleme…
15 / 48 gösteriliyor