Rüya Taşı

S Seyhan Erözçelik Seyhan Erözçelik
0 Altın Yaprak
Bir rüyaydı, Ayers Kayası’ndaydım san ki. Beni bir aksakal karşıladı. Yaz, dedi. Yazdım, yazıyorum. Buraya eller geliyor, dedi. Üzgündü. Bana bir şeyler anlattı. Kaybetmek, kaybolmak değildir, dedi, üzülme. Yine de bir gün hepimiz kaybolacağız. Mechûle mi, malûma mı, onu sen bileceksin, dedi. Dünya doğurur, bil, dedi. Bildim. Doğurduğunu çocukken gördüm. Yalnızdım. Sonra yaşlı bir kadın bana su içirdi. Hazer denizini gör, dedi. Gittim gördüm. Or’da bir mağ’ra var, dedi. Gittim, gördüm. Or’da, atalarımı gördüm. Kafkasya’da yaşayan atalarımı. Aklıma Anam düştü. Anam, Dünya. Sonra dağları, taşları yazmaya başladım. Aksakal, anlatıyordu. Bir arkadaşın ölecek, yüreği yarık, dedi. Öldü. İki insan var, dedi, birisiyle raslaşacaksın. Bir aşkın sonunda. O, sana bir taş verecek, dedi. Ötekine, sen taş vereceksin, dedi. O taş, onun elinde kalacak, dedi. Kaldı. Bir taş göreceksin, bir adada, havada durduğuna şaşma, dedi. O taş, bütün insanlar için kutsaldır, onu gör, dedi. Rüyamda gördüm. Başka bir ada var, dedi, senin oturduğun ve yaşadığın yerde, Şehir’de, orda gözleri mile çekilmiş bir insan görürsen, sakın şaşma, dedi. O, granitten doğdu, granite gömüldü, dedi. Ben bu arada denizdeydim. O insanın şiirini yazıyordum. Taş verdiğim yaşlı adamla birlikte. Bu bir rüya mı? Rüya ne? İki taş var, siyah, birbirinden ayrı, dedi. Onlar yukar’dan geldi, unutma, bil. Çocukken, akrep ve yılan arardım. İki siyah. Akrep bulur, ezer, parçalar, parçalarını ayrı ayrı gömerdim. Gömerdim ki, tekrar bir araya gelmesinler ve canlanmasın. Peki yılan ner’de? Taş da bir sudur, kendince... Acı bir taşı diline değdireceksin, dedi. Değdirdim, acıydı. Taş, yanmaz, dedi, elmas yanar. Unutma, sen de karbonsun. Artıksın, atıksın… Kala kalmışsın. Bir ağaç olduğumu düşündüm. Ağladığımı düşündüm. Gözyaşlarımın denize döküldüğünü ve or’da kuruduğunu düşündüm. Düşündüm mü, rüyada mıyım? Sonra bir ses geldi. Bildiğim bir ses. Hepimiz Biriz, diyordu, Birden geldik. Sonra, ben hangi rüyadayım? Aksakal, bir taşı mutlaka bilmelisin, dedi. Eşi nerde, onu da bil. İkisi de siyah… Çölde, kumlar arasında bir kumdum. Taş oldum. Kendimin rüyası… Bir güle döndüm. Kırıldım. Konuşamadım. Taşlar konuşmaz ki! Parçalanırlar, dağılırlar. Bütün Dünyaya. Anaya. Yarılırlar, ayrılırlar. Birleşemezler. Giderler. Or’dan oraya. Gitmek istemezlerse de giderler. Su içe içe. Su içmek isterler. Öyleler… Bir ot olacaksın, dedi. Su içeceksin, kayaları parçalayacaksın. Sonra su olacaksın, akacaksın. Demir döğeceksin. Kanayacaksın. Kana kana. Keşke, yağsa… Bu taşı tut, dedi. Dışardayız, dedi, döneceğiz—içeriye… Sonra, su, ateş, hava ve toprak, kardeştiler, dedi, insanlar, onları ayırmadan önce… Bana bak, dedi. Baktım. Uyandım. Yandım.

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.