Öyle müstesnâ habîbem kim bana yoktur bedel Benden ey dil munkatı’ olmuş kamu illâ güzel…
XIX. asrın önemli klasik Azerbaycan şairlerinden biri olan Seyyid Mir Hamza Nigârî, 1815 yılında Karabağ’da doğmuştur. Ailesi Karabağ’ın meşhur ailelerindendir. Çok küçük yaştan itibaren Nigârî’ye dönemin revaçta olan ilimleri ile beraber Arapça ve Farsçayı da öğretilmiştir. Nigârî dokuz yaşında iken ona, rüyada ilahi aşkın şarabı sunulmuş ve o, rüyasında Nigar isimli bir kadını görerek ona âşık olmuştur. On yıl sonra tarikat ilimlerine sahip olmak için Şirvan’a giderken yolda Nigar Hanım’ın misafirhanesinde onunla karşılaşmış ve her ikisi de cezbeye tutulmuştur. Seyyid Nigârî, daha sonra Azerbaycan’dan Türkiye’nin Amasya şehrine giderek orada yaşamıştır ve mezarı halen orada bulunmaktadır. Bu tarikatın Azerbaycan’da yayılmasında Nigârî’nin büyük rolü olmuştur. Akıcı bir üsluba ve coşkun bir lirizme sahip olan Nigârî’nin Türkçe ve Farsça divanları ve mesnevileri bulunmaktadır.
Seyyid Mir Hamza Nigari şiirleri
Bülbül tek uyandım bir seher nagah Gördüm uğramışsın bir gülüzare Alıştım dem be dem yakıldım eyvah Tutuştum bend-ü bend nar-ı hezara…
Habersiz aşkdan ağyâra kim dil-dârı gösterdim Tutuşdu bend bend gûyâ ki neydir nârı gösterdim Ne âteşler yanar bilün ciğer-gâhımda ol mâham…
Çok istediğim cânımı cânânım içündür Cânânımı çok istediğim cânım içündür Ah eylediğim âhü tek anber nefesinden…
Ey Muâvîler ümmeti ve ey düşmân-ı Muhammedî, Siz küfrânî, biz şükrânî; Siz bir taraf, biz bir taraf. Sizler tuğyânî milleti, bizler Muhammed Ümmeti,…