eski acılara sarmaşık gibi tırmanır aşk hayat iki yüzüyle çıkar karşına umudun haylaz ve uçarı çocuğu içinde kaynaşıp umutsuzlandığımız…
gökyüzünün kuytularında nazlı bir melek kanatları tül…
elimdeki boş kadehi gülle doldurur şafak ince bir aşk kokusu havada duru bir sabaha damlar bülbülün nağmesi…
kağıt gemiler saldım hırçın maviliklere hoyrat fırtanalara inat çalkantısı vurur saklı kıyılarıma…
yosun kokusu getiriyor rüzgâr uzaklardan saçlarıma şöyle bir değip kaybolan elleri olmalı…
savruk adımlarla yürür kar! dağların yeşiline…
gecenin bilinmezliğine sessizce kayarken gün bakışlar eskir / susar karanlığadır…
buğulu bakışın değer su/ya hazin bir ürperti sarar erik ağacını kışı soyunur üzerinden çıplaklığına…
kuzey rüzgarları kutsanırken buğulu gözlerinde özlemi yüklenir sevdalı bulut sesinin yankısı yağar mor dağların eteklerine buram buram aşk kokar toprak…