bad-ı sabah es de götür beni benden alan zalimi savur uzaklara…
Bir zeyneb bilirim gözü kara Kaşı hilal Uzun gecelerin sabahına ışık saçan İpek saçlar salınmış boyuna…
gözlerinin karanlığı kömür madenlerindeki elmas gizi parıltı tenin toprağın en cennetsi rengi sözlerin ise misal-i ilahi vahiy…
arnavut kaldırımlı, demir kapılı joplu, bekçili girişli sokaklarda tükürülmüş hayatlarının içine izmarit misali basılıp ezilmiş üstüne…
gölgeli oyunlar kalmış çocukluğumdan çamurlu eller güneş yanığı tende koridor sonu baba yoludur…
sevdim güllerin kokusu gibi teni şehla bakışlı gözlerini ayırmamacasına tutmuştum elini…
açtığında gözlerini terkisi olsun yalnızlığının okumak bu satırları bir güneşsin geceme…
siyahın en yakıştığı yerdir gözlerin gözlerin ve ipek saçların konyak acısı ve biraz da sıcak servize hazır bir hasret sancısı kadın…
uslan gönül sen de uslan sabaha eren deniz gibi kemale eren ömrüm gibi uslan gönül sen de uslan.
Yaz yağmuru muydu süzülen yanaklarımızdan Atılan gaz bombaları mı yaşartmıştı gözlerimizi yoksa Gazze güneşinin altında aynı dünyada mı yaşıyorduk…