Zalim İlahlar Kervanı

U Umut Taşdemir
0 Altın Yaprak
Yürüyordu şair... Çiğniyordu karları, menzilindeki düşmanı öldürür gibi. Nafile, ne işler O ki ne körpe canların, ne fukaraların loş ışığını hunharca söndürmüş Acuze! Pusuya yatmış çakal gibi bekler. Şairin de pek gücü kalmamıştı, Ama yine de yürüyordu öfkeliydi! Yürürken de ağlıyordu... Gözyaşları boyuyordu karları. Beyaz ölüm bir buna dayanamıyordu; Eriyiveriyordu hemencecik. Ne kadar gaddar da olsa acıyordu biçareye. Ağlıyordu şair sessizce... Ama yürüyordu yine... Hava pusluydu, gece sessiz, soğuk. Hava kâh yeni sönmüş izmarit dumanı. Kâh milisin şakağındaki kan, barut kokusu. Artık dostları da yoktu şairin yanında. Onlar gittikçe bozuluyordu efsun. Güneş garptan doğuyordu artık. Kar yağmaya devam ediyordu... Ama âşıkların değil çakalların üstüne. Kuşların değil, kuşbazların üstüne. Yürüyordu şair... Dostları da uçmuştu bir bir yanından. Eskiden özgür zannederdin onları göklerde süzülürlerken. Terk ettikten sonra tek tek yakalandılar kuşbazlara. Önce gözleri oyuldu ki dünyaları küçülsün; Sonra kanatları yolundu ki Dirhem güçleri kalmasın karşı koymaya; Küçücük gagalarını kırdılar ki Sükûn sarsın dört bir yanı. Ve karatahtadan kafeslere kapattılar her birini. Şair yalnız kaldı. Topallıyordu belki ama yine de yürüyordu; bahtsız bedevi gibi. Ağlamaktan irislerinden kan damlıyordu. Hava gittikçe katılaşıyor, Ciğerlerini doldurmuyordu. Ben-i alem sukûtta. İlletler umursamıyordu bu helak, hengâmeyi... Kalender şairin hülyasında yalnız biri vardı. O ki şairi sarayında bendegân bellemişti. Güzelliğinde âmâ idi. Huri misali buselerini abluka bellemişti Istırabında lâl idi Şaire bir sevdası kalmıştı. Oydu onu hâlâ yürüten, ayakta tutan. Kar yağmıyordu artık. Şair yolun sonundaydı. Gece karanlık sessiz... Rüzgâr uğulduyordu kulaklarında, Yerdeki karları süpürüyordu eski pantolonuna. Durdu uzun yolun sonunda. Ellerini ceplerinden çıkardı avuçlarına baktı... Son damla gözyaşı süzüldü yanağından. Kurşuna dizilmiş mahkûm gibi çöktü dizlerinin üstüne. (Kuşbazlar doluştu etrafına leş kargaları gibi.) Yüzü soluk ölgün... Yığıldı karların üstüne. Efsunun bozulduğu yerde geriye kalan; Sadece avucundan düşen bir çift yüzük bir de kolye. Onu götürdüler... Cenazesi de Sessiz oldu şairin. Şimdi arada bir üstüne su dökenler, Bir de kabrini mesken eylemiş kuşlar var, Zalim ilâhlar kervanında.

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.