Oğlun oldu Ramazan Adını koy kurban Savaş elikulağında
Dünya duruyor yerli yerinde Kendi ekseninde dönüyor herkes Bir ben miyim pervane yörüngenizde Uydusu kölesi olduğum güneş
Mavi çakımlı tramway Dubaları oynuyor Galata Köprüsü’nün…
Ölümcül zehrini boşaltır Oluşunca çevresinde ateş çemberi Girdiğinde çekimine hayın gözlerin Uzatır boynunu keskin dişlere…
Mavi çocuk pencere Avcunda kartopu El ele yürüyor Çınar yaprağı serçe…
Vaniköy, Kızkulesi, Kuzguncuk Danzig koridorunda Almanlar Düşecek Polonya Aylardan Mayıs…
Müteverrim içli Gizemli Garbo "Kamelyalı Kadın" Ö lüm döşeğinde…
Şafak attı atacak Hurcum kapıda gidici Kadı Sait kızı anam "Gurbet ne kadar acı"…
Doğa her şeye karşın yenileyecekse durmadan Neden önemsemek bunca kendini Taşlı tarlalarda bir tek gelincik Savaşmak değmeyeceği ölümsüzlüklere
Başka seçeneğin yoktu demek Ölümden başka Benim de Seni sevmekten başka…
Ölüm süzmüş gözlerini Testi yazıtlarında sözü geçmez Uzun fısıldadığı sen değildin hiç Geceye yineler ak doğumları
O kadırga batık Kabzasında yakut Pas tutmuş çelik Çift oluklu hançer…
Yok eller alnında Aya bakıyor tekil Suskun usul göğsü…
Ben bu resmi biliyorum İmgesi tutmuş elinden Unutulduğu yerde Boş yankı gözleri…
Ayırdığın çenelerinde ezilmek Diş aralarına dostluğu konduranlara Tuhaf patlak gözlerinden akan yaş Derini kullananlara selam bayrağı…