Nena

Y Yıldırım Uzun
0 Altın Yaprak
Bu kentin karanlığı Sensizliğin bağımlılıklarında Hicran yarası Nena…. Bir bir gelip gidiyor cümle alem Her enstantane tren oluyor ben istasyon Sen… Zerre kadar çıkmıyorsun aklımdan Bana yokluğun kalıyor yok olmayan… Gece çöküyor şafaklarıma Mikelanj tablosu gibi Bulutlara asılı kalıyorsun karşımda Ve ben bulutlanıyorum,telleniyorum Yağmur oluyorum Çisil çisil yağıyorum saçlarına… Her defasında Patika yollara çıkıyor ayaklarım Nedendir bilmiyorum Kısmi ölümler yaşıyorum Her uyanışım kallavi bir efkar oluyor Yüzümden ölümler düşüyor Ve ben kendimi Yine o gözlerimin sana ilk daldığı yerde buluyorum. Bu kentin akşamları Sensizliğin sessizliğinde Hicran yarası Nena….. Ah Nena…. Sen bu limana hiç gelmedin Bilmem kaç kez oldu kadehimde lal olduğun Kaçtır bu gecelerimin erişmemesi sabaha Yıldızları biriktirdim sana kuyruklarından yakalayarak Yakamozlar çaldım ayışığında Bak binbir hayale daldı gözlerim yine Vuruluyor düşlerim gökkuşağında. Ah Nena…. Sen bu limana hiç gelmedin Sir Thomas More' un Ütopya'sında kaldı denizlerimize serdiğimiz ipek kilim Oysa nede yakışmıştı yarınımıza yazılan o sakin ada. Yelkenlerini ufuklarımıza açmış gemiler geçiyordu nadiren Güle Güle diyorduk kadehlerimizi tokuşturarak El sallıyorduk halimizden memnun olarak.. Ah Nena…. Sen bu limana hiç gelmedin Bu kaçıncı Kafka oluşum satıraralarında Bu kaçıncı gözyaşı dökmesi Monalisa' nın duvarımda Oysa ne kadar yakışıyordun kollarıma Bir ömre bedeldi içmek seni sedef çeşmelerinden Rengarenk sözler fırlıyordu dudaklarımızdan Ne kadar da çoktu yaşamadıklarımız yaşadıklarımızdan. Ah Nena…. Sen bu limana hiç gelmedin Sen bu limana hiç gelmedin….. Her yağmur damlasında bana çarpıyorsun Islanıyorum seninle Nena. Tüm likitlerim efkar kokuyor Buğulu bir gökyüzü oluyorsun Tüm hacminle üstüme çöküyorsun… Ellerini tutamadığımdan beri Coğrafyalarıma adın geçti Firar etti tüm paradigmalarım Sen geçtin bütün şehirlerden Ben geçtim Birde kahrolası yokluğun geçti…. Sen öldün mü şimdi Nena Ateş ellerinle yakamayacakmıyım ellerimi Dokunamayacakmı relaks fikirlerim fikirlerine Yani artık şımarıp ta "Ya sussss" demeyecekmisin bana O parmağındaki garip çıkıntı değmeyecekmi yanağıma Dicle gibi akmayacakmısın artık gözlerimden Toplamayacakmıyım seni Evsel bahçelerinde Gerçekten sen öldün mü şimdi Nena Tüm dinlerin sevgilisi Doyamadığım sevda perisi Zifir karanlıklarımın ay parçası Yürek sızısı Bıçak yarası Küp kareler şeklinde kıydın yüreğimi Bıçak gibi,hançer gibi Kurşun gibi deldin Keskin materyallere gebe ettin beni Yine eflatuni kederlerim gibi kaldın bana Kemani hüzünlerimsin ağlamalarımda Nena Hacıyatmaz gibi hareketlisin yatağımın ucunda Hercai bir umutsun içimde kalan Pınarımsın gözlerimde çağlayan Yokluğunda da yanıyorum ama Aylardan Haziran Sen Nena Sen ölmedin bende Ben öldüm ben, sen öldüğünde..

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.