Asûde
Y
0
Altın Yaprak
Bir evin bir oğluydum, beş kıza kardeş. Çok erken evlendirildim her nedense? Askerden döndüğüm yıl sonuydu oğlum aramıza katıldı, sıcak bir yuvam vardı, didiniyorduk hanım evde ben dışarda, geçinip gidiyorduk ömür törpüsü denen büyük şehirde.
Cumarteleri üçümüzün, pazarlarım oğlumundu, ee nede olsa girdi üç yaşına kerata. Parka götürürdüm ilk önce, sonra da nereyi isterse.. Muhallemizin küçük şirin bir çocuk parkı vardı çok severdik baba oğul orayı, ilk uğrak yerimizdi her seferinde. Böyle bir pazardı onu gördüğüm gün, çocuğunu sallıyordu salıncakta, o an yüreğim bir başka titredi durduğu yerde..
Nedenini bilmiyorum ama utanıyorum kendimden.
O yaz hafta aralarında da akşam üstleri sık sık gider oldum, oğlum bahane, biliyordum onu görmek arzusuydu beni dürten. Koca yaz geçmek üzereydi nerdeyse, sonbaharın ilk haftalarıydı, dikkatimi çekti, burnundaki morartı ve yazmasının ucundaki kan lekesi, ilk konuşmamız olmuştu, merhaba demelerimizin dışında, sordum ne olduğunu çekinerek düştüm dedi yüzüme bakmayarak sessizce, geçmiş olsun dileğimdi son cümlem, oysa her halinden belliydi dayağa maruz kaldığı yazmasının ucuyla silmişti burnundan akan kanı elide morluk içerisinde..
Nedenini bilmiyorum ama utanıyorum kendimden.
Kış çok uzun sürdü ve canlandı tabiat geldi ilkbahar, göremedim kendisini ne koca bir kış nede ilkbahar aylarında, bir haziran pazarında karşılaştık, hal hatır sordu, okşadım kızının gamzelerini, yüzü solgundu, kendisi halsizce, belliydi kara günlerin ak gelini olduğu, suskunduk ikimizde, bir ara çocuklar biri birlerini çok sevdiler değilmi? dedi fısıldarcasına, Evet baksana neşelerine diyebildim anca, o konuştu ben dinledim, kızının yanlızlığından baba ilgisine hasret kalışından bahsetti, aslında kendi yalnızlığıydı anlattığı kızı bahane,Tam ayrılacaktık, sıkça gelin emi dedi oğluma..İnşallah diyebildim anca.
Nedenini bilmiyorum ama utanıyorum kendimden.
O yaz bir kaç kez daha karşılaştık o şirin parkta bazende markette. Hep mesafeli olduk, hep mesafeli konuştuk, havadan sudan, çocuklardı konu genelde. Bir gün yüzü tanınmayacak haldeydi, bakamadım yüzüne , gözyaşlarım gözükmesin diye, ne oluyordu bana neydi benim bu hallerim. Hep o konuştu hep o dertleşti benimle, hayırsıza yar olmuş dövüyormuş içtikçe, sarhoşa bahanemi yok diyor, kendi söyleyip kendi cevaplıyordu. Bir ara telefon numaramı istedi laf arasında, hiç çekinmeden verdim. Ağladı ağladı hep başı önde ağladıkça ağladı çok ağladı benide ağlattı kendi derdiyle.Ertesi gün hep onu düşündüm, gitmedi o mazlum hali gözlerimin önünden. Sevmek bu olsa dedim kendi kendime ve arkadaş gözüyle gördüğünü düşündükçe, karar verdim bir daha gitmemeye, ama pazar
gününün erken gelmesini isteyendi yüreğim. Oğlumda isteyecek biliyorum ve gene biliyorumki bende istiyorum gitmeyi, belki açarım duygularımı, belki söyleyebilirim sevdiğimi irkildim böylesi düşüncelerimde..
Nedenini bilmiyorum ama utanıyorum kendimden.
Kopamadık uzun yıllar hep aynı semtte kaldık, çocuklarımız çok bağlandılar biribirlerine ben amcaydım o ise teyze, hanımda tanımıştı onu çocuklar vesilesiyle, ne sevdamı söyleyebildim, nede dokunabildim, yıllar yılı geçti aradan, onun kızı evlendi, yuva kurdu, benim oğlum üniversitede, her ihtiyaç duyduğunda aradı iş yerimden, bazen görmek istediğini ima ederdi sözlerinde, buluşurduk görüşürdük üçbeş dakika, sıkça olmas da aynı eziyet aynı bedbahtlık, o anlatırdı ben dinlerdim, hala güzelliği yerinde, naifliği üzerinde, bir defa bile seni seviyorum diyemedim, en yakın dostuydum ya..
Bir gün eve erken geldim. Anahtarımla kapıyı açtım içerden sesler geliyordu, misafiri vardı hanımımın, yüreğim bir başka olmuştu göz göze geldiğimde o bizdeydi benim evimde gözü yaşlıydı, belliki ağlamıştı, bir kaç cümlesini duymuştum içeriye ilk girdiğimde, ben hiç
sinemaya gitmedim, bana hiç çiçek veren olmadıki gibisinden, gülümsedi gitti..
Nedenini bilmiyorum ama utanıyorum kendimden.
Ne bir bardak çay ikram edebildim bir çaybahçesinde, nede bir gül verebildim kendisine, sinemaya götürmekse hayaldi benim düşüncelerimde. Bir kez dahi elinden tutamadım, hep bekledim sevdiğimi bilmesini, bende seni demesini, olmadı olmadı olmadı..Zaten işlerimde kötüydü boğuşup duruyordum kendi dertlerimle, aklımda hep onun varlığı. Şehir dışına sık sık çıkıyor, alacaklarımı toplamaya çalışıyordum, nerdee, kriz bitirmişti küçük esnafı, her yolculuğumda o vardı hayellerimde düşlerimde bir kaç ay olmuştu onu görmeyeli ve aramamıştı her nedense.
Karlı bir kış günüydü aradığında, sesi çok cılız geliyordu, öksürüyordu ince ince. Susmuştu nasılsın demesinin ardından, yutkunuyordu, konuşmak istiyordu ama konuşamıyordu, Ordamısın dedim, evet seni dinliyorum dedi, hastamısın dedim, yo yoo hayır dedi biraz yüksek sesle, kendine iyi bak sen benim için çok çok önemlisin demişim gayri ihtiyari, neden dedi, çünkü seni çok seviyorum dedim aniden. Hayret etmiştim akıl erdirememiştim cesaretimin densizliğine. susmuştu, suskun bekledik epeyce, içimden hadi hadi bende seni bende hadi diye geçirip duruyordum kendimce, suskunluğu devam ediyordu, konuşmayacakmısın dedim, Elbette konuşacağım ömrüm yettiğince dedi ve mevzuyu değiştirdi oğlumu sordu bana, ve hoşkal oldu son cümlesi, kafam karmakarışıktı bunu nasıl yaptım deyip duruyordum kendime..
Nedenini bilmiyorum ama utanıyorum kendimden.
Çok seneler geçti aradan, o aradı ben gittim, o anlattı ben dinledim, bir daha sevdamdan bahsedemedim..O beni en iyi, en güvenilir arkadaşı görüyordu herhalde. Tek farklılık vardı uzun yılların bize verdiği, biraz daha yakın oturuyordu bana, biraz daha yakın duruyordu bedenime, sanki yüreğinin sesini duyuyordu yüreğim, hep bekledim hep, çünkü o biliyordu onu sevdiğimi, bende bende seni demesini bekledim durdum yıllarca olmadı olmadı olmadı.Son zamanlarda çok halsiz olduğunu söylüyordu, epey yıllar oldu koca dayağıda yoktu artık Yaşlanmış uslanmıştı kocası..Kızına gittiğinde mutlu olduğunu, huzur bulduğunu söylüyordu ve biz çocuklar sayesinde tanıştık diyordu. Ben hala bende bende seni seviyorum demesini bekliyordum..
Nedenini bilmiyorum ama utanıyorum kendimden.
Bir sonbahar günüydü hanım aradı işyerimden, Asude hastaymış, hastahanede yatıyormuş komşulardan duydum diyordu, ben gidiyorum sende gel buluşuruz orada görmek istiyorum dedi..Tamam hemen çık diyebildim anca. Dünyam karardı, dizlerim titredi, ayaktaydım oturmak zorunda kaldım, nefesim daraldı koltuğa yığıldım, yüreğim çıkmak istiyordu sanki göğüs kafesimden, bir şeyler kopuyordu sanki parça parça yüreğimden.
Önce hanım girdi odasına, sonra beni çağırdı, doğrulmaya çalıştı doğrulamadı, sadece gülümsedi, sararmıştı gül benzi, bembeyazdı elleri, sesi titrekti su istedi, hanım arkasını döndü suyu almak için, avucunu açtı, göz ucuyla al dedi, aldım cebime koydum alacele,
katlanmış bir kağıttı verdiği, yüzüne remk geldi, pembeleşti, belliki mutlu olmuştu gözlerinin içi gülümsüyordu, fazla tutmadılar doktorlar bizi içerde kısa sürede ayrıldık, iki kez dönüp bakabildim ayrılırken, ilk defa tüm yüzünü vede tüm güzelliğini net görmüştüm yıllar sonra, son bakışımda göz göze geldik gülümsedi ve elini kaldırmaya çalıştı kaldıramadı.
Nedenini bilmiyorum ama utanıyorum kendimden..
Bir kaç saat sonra ölüm haberi geldi muhalleye, o gece hiç uyumadım, her şey üstüme geliyordu, tansiyonum çıkmış, yüreğim beni kaldıramıyordu, ellerim, dizlerim her tarafım titriyordu, gitmeliyim cenazesine gitmeliyim diye inliyor bu cümleyi beynimin içinde döndürüp duruyordum. VE gittim. Sevmenin ilk ve son tadını aldığım biriciğimi gömdüler kara toprağa, gözyaşlarımı zor tutuyor ayakta zor durabiliyordum..
Üçbeş adım kenara çekildim çöktüm bir servinin dibine, bir anda beynim duruldu, ateşim yükseldi, verdiği kağıt parçası geldi aklıma, korkarak çıkardım cebimden, ellerim aşırı titriyordu, defalarca katlanmış o küçücük kağıt açıldıkça açılıyordu ve nihayetinde sana
diye başlıyordu yazdığı not, iki cümleydi yazdıkları..
Islaktı kağıdın bir bölümü, belliki onun gözyaşıydı. Diz çöktüm ellerim karnımda kıvrandım kıvrandıkça hıçkıra hıçkıra ağladım ağladım ağladım, yanıma gelen kızı sarıldı bana oda hıçkırıklara boğulmuştu, biliyordum amca biliyordum diyor ağlıyordu..
Nedenini bilmiyorum ama, utanıyorum kendimden..
El ayak çekildi mezarlıktan, mezarına usulca yaklaştım, toprağını avuçlarıma aldım bak ellerin ellerimde diyebildim..Biliyorum duyuyordu beni, çünkü o bir melekti, benim meleğimdi.
Aşk bumuydu acaba, nasibimize yasak olanı düşmüştü, adı kader ise..Her şeye rağmen yaşamadık yasak aşkın efsunlu hayasızlığını korundu, korudum, meleğimi günahlardan rabbim o masumdu..
Yanağımı toprağına dayadım, bende, bende seni seviyorum bir tanem bende seni sesini bekledim umutsuzca....
Nedenini bilmiyorum ama hâla utanıyorum kendimden....
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş