Ayrılık Hançeri

Y Yurdagül Özay
0 Altın Yaprak
Acının acımasızlığına Ve de cana doymazlığına şahit oldum Alev alev yanan su gurbet gecelerinde Dünya batar gibi batar nedense Gurbette akşamlar Sonra da garipsi bir yel savurur Bir azap bir kıyamet gibi başlar Kendimle olan kavgam Çözülür yavaş yavaş hücrelerim Hayatı sımsıkı tutan ellerim çözülür Boşlukta sallanır kalır Büsbütün haraptır yüreğim büsbütün Dokunsalar dağılıverecek Dokunsalar param parça bölülecek Gönül desen sığmaz kabına Asılır gözyaşlarımın ipiyle geceler Asılırda küçülür kalır gözlerim Kahrından hırsından bükülür dudaklarım Ardından sessizliğimin çığlıkları başlar Onlar da ya eğri bir hançerdir Ya da yağlı bir kurşundur Hele hele içimdeki gurbet türküleri İsyandır hasretime Ölürcesine Garipliğime kimsesizliğime İsyandır Ayrılık hançerinin insanı Nasıl unufak ettiğine Ve de canın bedenden nasıl sıyrıldığına şahidim Kurşun gibi vuran gurbet gecelerinde Karanlıklar çökmeye görsün Görünmez eller dokunur Yüreğimin tellerine Daha bir güçlenir gider hasret Uykusuz gecelerde Daha bir alevlenir Köz köz yanar içim içlendikçe Yalnızlığın elini deydiği her yerde Bir ayrı gam keder gezinir Sığdıramam artık göz bebeklerime hasreti Sığdıramam büklüm büklüm acıları Tariflere sığdıramam Iğrandıça tutuşurum Çırpındıkça kavrulurum Ne bedende hal kalır Nede canda nefes durur Artık beş vaktin duası Sevdiklerime kavuşmaktır.

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.