Ayrılığa Yaşıyorum

Y Yusuf Deysem Sonsuz
0 Altın Yaprak
gün ayrılığa uyanıyor yine üzerimde terk edilmişlik halleri ayrılık vuruyor yüzüme güneş yeni anlamsızlıklara doğuyor bugün uykularımda terk edilişlerimin izleri asırlık buluntular bedenimde hüküm sürer korkarım gidişini hatırlamaya sen giderken ben milyon kere öldüm milyon kere doğdum.. anlatamam gidişini hazin bir ayrılıktı zaten bizimkisi sen bana benzerdin bense seni tamamlardım anlatamam gidişini ağır geliyor senden arta kalanlarla yaşamak neler yaşıyorum anlatamam yakıcı gitmelerin hala hatırımda dudaklarımda mühürlü gitme deyişlerim hatırlar mısın sevgili? nice aşklar tazeledik birbirimizde sen hiç sevmediğini söylerdin evvelinde bense senden öte sevmediğimi yinelerdim yine söylüyorum senden güzelini sevmedim hiçbir mavilikte bulamadım gözlerini anlamlı anlamsız hiçbir ilham yaşatamadı içimdeki sen gizemini.. anlatamadım kimselere gidişini her sabah yeni bedenlerde yeni kimliklere uyanıyorum biyografiler çıkarıp yaşantılar biriktiriyorum cebimde cebim demişken gidiş biletin hala gömleğimin cebinde ara sıra bakıp seni hatırlıyorum itiraf etmeliyim onunla bile mutlu olabiliyorum seni hatırlatıyor ya o bile yetiyor bana sonra yine sendelerim umutlarım körpe, duygularım kirletilmiş gibi her köşe başında ayak izlerin bakışların hala kapı aralarında gizli üzeri tozlanmış resimlerimizi sildim bugün giderken hırkanı unutmuşsun hani yünlüydü hani beyaz hani içinde kaybolurdun onu buldum bugün sarıldım, öptüm, kokladım sensizliğe anlatamadığım milyonlarca hikayeyi yazdım üzerine sana söyleyemediğim yalanları vurdum bir bir seni tanımayan baharlara şimdi bahaneler sıralıyorum gitme diye terk edilmiş odamın terk edilmiş kalemiyle.. kirletilmişliğime isyanlar savurdum bu gece gidiyorsun ya sen ne önemi var artık sevgi dolu yaşamanın giderken sen sevmeleri de götürdün yasaklı artık sevmelerim kilit vurulmuş hayal edişlerime bir uyku düzenine dokunulmamış o da bana uğramıyor uykum yok benim! her sabah yeni benliklere uyanıyorum artık duşumu alıyor, yüzümü kuruluyorum saati kontrol ediyor bir güzel kahvaltı ediyorum pervazlardaki güvercinleri de besliyorum çiçekleri suluyor saçlarımı da istediğin gibi tarıyorum sanki sen gelecekmişsin gibi içime öyle doğuyor terminallere gidiyorum her sabah seni karşılamaya yoksun, gelmiyorsun sensizliğe sarılıp dönüyorum gerisin geriye eve dönüyorum yemeğim iki kişilik, sinema biletleri hala yan yana "çift!" kabullenemedim hala gidişini sanki yarım kaldım sanki bir şeyleri eksildi bedenimin işe yaramaz gibi hissediyorum kendimi duvarda çalışmaz saat gibi pili bitmiş oyuncak gibi kimsesiz hissediyorum kendimi elleri tutmaz gibi gözleri görmez gibi felçliymiş gibi kimsesiz hissediyorum kendimi korkuyorum.. hep geri kalıyor saat bekliyorum gel deyişini saatim geriye sarıyor sendeliyorum yine umutlarım tükendi gece vuruyor pervasızca aldırmıyor gibi yağmur ağladığıma üzerime yağıyor buzullar gece vuruyor pervasızca ben ağlıyorum.. şimdi her gece koynumda yeni beklentiler en olmadık sahneler canlanıyor gözlerimde yine yeni maceralara oynuyor uydurma aşkları dinliyorum belki seni bulurum diye olmuyor, gelmiyorsun seni çok özledim bunu bilmiyorsun.. "yalındır insanın içindeki çaresizlik haykırış olur sessizlik derinlerde tutamaz sessizliğini yeni hayatlar filizlendirir içinde yeni hikayeler yazar yeni filmlerde oynar ayrılık ardı umut ya böyle oluyor insan çaresizlikte.. "

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.