Altın üzüm bağlarına Gide gele yoruldum Antep karası gözlüme Sevdalandım duruldum…
Ben kendimi kaybetmedim Ama siz kırıntılarımı arıyorsunuz Sevinmeyin daha çok Yapacak işlerim var…
Gülüşüme hüzün düştü Yar bu can Hain yüzler güler sevinçten Yaradanım görmezden mi gelir…
Cana can değse Canlanır her daim her yer Barışa saygı duyulur Güvercinler uçuşur…
Bana eski bayramları verin misin? İçinde hayallerim olan her şeyi Arife gecesi yaştığımın altındakilerini Gri takım elbisemi siyah bağcıklı ayakkabımı…
Gidiyorum Gidebildiğin en uzaklara Bir köy, bir şehir belki de Bildiğim tek şey senden uzakta…
Dersimde yaşayan bir ana var Gülo ana derler adına Yüzü hiç gün yüzü görmemiş Kocasını çığda kaybetmiş…
Bugün biraz durgunum Yıllara meydan okumuş Çınar misali Bir türkü dinlerim…
Daha gideli birkaç gün oldu Ama içerimde aylar oldu Seni hasretlerime emanet ettim Uzadıkça uzayan gecelerde…
Sinemdeki yaralarım Bir can olur yaralanır Akıp giden ırmak olur Ötüp uçan bülbül olur…
Sonbahar yine döküyor yapraklarını Esiyor rüzgar püfür püfür Sol yanım üşüyor anne Sağ yanımdan korkum yok…
Daha tadamamışken hayatı İlk gurbet yolculuğuna çıkmıştı Anadan babadan dostlarından ayrı Emir kuluydu yüreğini kilitleyip…
Şiirlere tutun da gel Ürkmeyesin şiirlerden İnce bir tebessüm Gizlidir içinde saklı…
Ben seni düşünüyorum çocuk Bu gecede ayaz var havada Hangi dar çıkmaz sokaktasın Üşüyormuşsun açmışsın…