ölülerin ak ayaklarında açar zambaklar (zambaklar) yer kurtlarının tezgâhında dokunur senin - kötüler kötüsü - yüreğin bunları bilmez…
Ortaöğrenimini Batman’da tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nu bitirdi. Sanat Emeği, Türk Dili, Yazko Edebiyat, Milliyet-Sanat gibi dergilerde göründü. Üç Çiçek ve Yeni Türkü dergilerini çıkardı. Şiir çevirileri yaptı. Yayınevi yöneticiliği görevinde bulundu. Çocuk kitabı ve Hayal Tabirleri adıyla bir anlatı yayımladı. 1992 Cemal Süreya Şiir Ödülü’nü kazandı. E dergisi genel yayın yönetmenliğini sürdürüyor.
Ateşli Kaval (1981)
- Çıngırağın Ölümü (1982)
- Rüzgarın Durdurma Takvimi (1985)
- Zaman Haritası (1991)
Adnan Özer şiirleri
Bir keder işaretidir bozkırda insan, imge yüklü bir ağaç, salınır özür vadisinde; yıkıntı gelir ardından, leş sırtarır tene. Gün gelip bozkıra çıkınca insan…
bir ses evinde doğdum inanırım çanların ölümüne fırtına dinince kıyacağım kendime…
I zaman batıyor Margarita su doluyol saatlara bir kurtçuk geçiyor…
adımlarım bir yere götürmüyor artık beni çiziyorum kıl üstüne küçük çıngırağın ayak izlerini…
zamanın ve güneşin beslediği miskin bıldırcınlar, erimiş kanatlar ve ayaklar, rüzgarın uzun takvimi, yitmiş kayıt çizgileri…
Biliyor musun hangi düşte olduğumu? Hangi yıldızdan çekmeli yerimi saptayacak ışık çizgisini? Yeryüzünü karıştıranım ben; yeri bulunmaz artık…
Eğik yağmurlar altında kalan günlerden başlatsam zamanı, fısıldayarak kulağına bu sefer çok şey beklemediğim ondan. Günler dönmese de ben dönsem ışığın köküne;…
Kışın soğuk balıktan günlerini sayıyorum ağımda. O yaza hiç dönülmeyecek! O başlatılmamış, o varsayılan ortasında yaşanmış sevda yakılmamış bir mum gibi aklımda.…
Ne arıyorum çarşıda tezgâhlardan düştü ellerim ne alıp ne satmaya uzun sokaklar düşlemek benim işim…
Gezdikçe kendinde ne şehirler bulacaksın Hatırında sakladığın çarşılar bulup çıkaracak gölgeni Eski yazların ölü vakitlerinden Tanıyacak seni arda burda tüm dalgınlıkların…
Gözyaşlarının gücü vardı eskiden ırmak yüklü adamlardır, tuz katarlarının ardınca giden gölgemizde damlaların bıraktığı izlerden açılırdı hayal, tuzun sudan bukağısı çözulurken…
Bir devir aşk diye beni doğurdu Aldı bedenimi Mağrip sıtmalarından Nil diplerinden söktü ruhumu…
IV Bizim oraları anımsıyorum şu sıralar; Uykusu kaçan bir çocukluk, bitmek bilmiyor, Ayışığını içiyor hala deli hareler…
Kimsenin bildiği gibi değildir yollar: sol yanım, sol yanım gibi heyelan, sağımda kötürüm bağlar. Üsküp Köprülü arası, akşama doğru, kahverengi ölüm, kopardığım ilk gülden kanayan…
15 / 30 gösteriliyor