karanlığın gözünde yaprak döken her şiir tüyleri altın rengi bir kuş biriktirir ânka’dır onun adı / başında bir çifte sorguç…
1 Mart 1933'te İnegöl'de doğdu. Ahmet Necdet, İstanbul'da Çapa Lisesi'ni (1950) ardından İÜ Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü'nü bitirdi (1954) . Çeşitli kentlerde öğretmenlik yaptı. Profesörlüğe kadar yükseldiği akademik yaşamını, emekli olarak noktaladı (1997) . Şairliğinin yanı sıra çevirileri ve çeşitli antolojileriyle tanındı. Fransız (Louis Aragon, Guillaume Apollinaire) ve Alman (Paul Celan, Georg Trakl) şairlerinden Gertrude Durusoy ile yaptığı çeviriler 1980'li yıllarda kitaplaştı. Aynı ikilinin, Mırbatır Husanov'un katılımıyla Rus şairi A.Voznesenski'den çevirdiği şiirler Telefon Kulübesi (1997) adıyla yayımlandı. A. Necdet, Charles Baudelaire'den çevirdiği şiirleri ise Kırk Kötülük Çiçeği (1991) adıyla yayımladı. Kraliçe Stratonike adlı bir şiir/oyun yazdı (2002) . Deneme, inceleme ve söyleşilerini Bir Bölük Ankâ (2003) adlı kitabında topladı. Şeyh Galip'in Hüsn ü Aşk'ını, Hüsn ü Aşk Güzellik ve Aşk adıyla manzum olarak günümüz Türkçe'sine aktardı (2003) On bir yıllık bir döneme yayılan günlüğünü Şiirli Defter '88/'98 adıyla yayımladı.
Hazırladığı Antolojiler
- Çağdaş Fransız Şiiri, (1959)
- Modern Türk Şiiri (1993)
- Bugünün Diliyle Divan Şiiri Antolojisi (1995)
- Baudelaire'den Günümüze Fransız Şiiri Antolojisi (1997)
- Tekke Şiiri Dini ve Tasavvufi Şiirler Antojisi (1997)
- Latin Şiiri Antolojisi (Jean-Louis Mattei ile, 1998)
- Yahya Kemal'den Günümüze Tematik Türk Şiiri Antolojisi (2000)
Ahmet Necdet Sözer şiirleri
Kimse taşıyamaz aşk acısını Yüreğe saplanan bir şiir kadar İnsanoğlu içindeki yangını Söndüreyim derken daha çok yanar…
Biz biz idik biz olduk / görmeyene göz olduk Güneşin terkisinde geceye gündüz olduk Kış geldi yaz dediler / bahara güz dediler…
ben çoğu zaman akşamları yolculuğa çıkarım yıldız yukarı unutsun diye onca pisliği çirkinliği gözün yuvarı…
Kıskançlık cirit atar âşığın sözlerinde, Hemen her sitem oku, ucunda onu taşır. Bir aşk kırgını gibi şiirlerini sen de Sitemli sözle yıka, şaire bu yaraşır.…
Yalnızlığa düştük mü gümüş rengi bir zaman Çığlık çığlığa geçer o suskun aynalardan. Karanlık gecede söz bir kirpik gibi ışır…
Islak mı ıslak bir dalda kalmak için çırpınan yaprak
Ece Bey öldü diyeler/ hiçkimse’ler duyalar Hep’i hiç’te arayalar/ adanı sonsuz koyalar Araplarla at koştururken bir fotoğrafın arabı…
Değişken bir zamandı sazdan söze sığındık Sözün bittiği yerde bin bir gize sığındık. Kalabalık bir yazın geçip de yalazından…
ne vakit yüzükoyun uzansam kuma saat daima onikiyi vuruyor imam-hatip gözleriyle bir kadın yüreğini kaybetmiş beni arıyor…
yürek yorgun düşerse söyle gün neye döner gündüzlerle tükenir / elbet geceye döner bir bellek olur ışır çorum'dan alaybey'e…
1. Ey şair! Nice Haiku'lar döktürdüm ben çoğu bilgece,…
Yazın Odunluk İskelesi'nde Bir kadın: Kestanbol Sitesi'nde Büyük kentliymiş / tedirgin biri…
karabatak karşı çıksa da yine ayın şavkı vurur izmir körfezi'ne salınır bir imbatla sessiz sakin tahta kasa / balık leşi / sintine
Şu günler bir tuhafım: düş kurmak bana yasak Cehennem "ben"im yoksa "başkası" mı cehennem? Ağzım pas tutmuş kilit dilim körelmiş bıçak Gölgeme ters düşüyor bir yazgı gibi gövdem.…
15 / 27 gösteriliyor