Yüzünde elleri sonsuz denizin Gömelim yüreğe dediğim durum Saçların en derin bir gökyüzüdür Varamaz ellerin merdivenleri…
Satırlarıma başlamadan evvel, Selam eder, ellerinden öperim ana. Kim bilir, kaçıncı akşamındayım gurbetin, Ve kim bilir, kaçıncı mektup yazışım sana.…
Hakkari derler de poyraz yelleri, Huduttan estikçe donarım Ana. Bahçeme ektiğim beyaz gülleri, Rüyamda gördükçe yanarım Ana.…
Gözlerin kalbime değmeden önce İstanbul o kuşlar acep nerdeydi Deniz ki dilimin lügat kitabı…
Demek gidiyorsun ha Öyle olsun "hadi"git Daha geçmeden vakit, Yüreğimi yakmadan, arkana bakmadan git.…
Hesap ne olursa olsun, En sona kalan öder. Namlu nereye isterse, Kurşun da oraya gider.
Dinle meyhaneci gurbettir yolum, Sılayı aklımdan sildim de geldim. Ne var ki sonunda, en fazla ölüm, Meyhaneni bir dost bildim de geldim.…
Bu, sana yazdığım son mektubu, Görsen de boş, görmesen de. İçine koyduğum kanlı gülleri, Dersen de boş, dermesen de.…
Mektubunu aldım, Her satırında sitem yazmışsın. Beni de sormuşsun ya hani, Hamam eski olunca tasım altın olsa ne yazar?…
Soyundum çileye dönmemecesine Bilendim ışıktan gözyaşlarıyla Acılar umudu buldurur bize Bir zırha büründüm bu çağa karşı…
Bir gün bu dünyadan çeker gidersem, Arkamda kalanlar sana emanet. Bütün dostlarıma veda edersem, Kadrimi bilenler sana emanet.…
Susarak anlattın bütün gizliyi Sakladım duygumu ben konuşarak Bir acı tarlası sessiz yüzünde Aşkı yürürlüğe koyma savaşı…