Tam altı ay geçmiş; Sen ruhumu esir aldığından beri. Kendimi kaybettiğim altı ay. İki mevsim izledim.…
Işıklar söndüğünde, Bırak ruhun parlasın. Kalbin karanlıktaki tek aydınlık... Gözlerini kapat ve elini uzat.…
Güneş ve kar... Işık önce beyaza, Sonra da yüzüne vursun. Güzel yüzün karanlıkta kalmasın.…
Dolunaya birkaç gün, Rüzgar sessiz, Ağaçlar susmuş.…
Yelkovan akrepe kavuştu. Ve ayrıldılar. Bedenim hâlâ ayakta. Uyumak yasak şimdilik.…
Güzelim, Sen o sıcak dünyanda farketmesen de, Hava soğuk. Aşkım için bile çok soğuk.…
Düşünüyorum , rıhtımlardan birindeyim. Önümde hayallerim kadar derin bir deniz, Arkamda hayallerim kadar yüksek yedi tepe.…
Yazmak istemedim. En uzağa kaçtım. Beni yok ettim, Onu yarattım.…
Aralık'ın ortasında, Sıcacık bir odadayım. Dışarıda hava buz gibi. Hani hava sıcaklığını bildiğimden değil.…
İki kelimelik mürekkebim kalmış. Yanımda başka kalem de yok. Oysa ki aklım karmakarışık. Yazacak o kadar çok şeyim var ki.…
Burası benim sokağım. Her zamanki gibi simsiyah. Tutunacak bir ışık arıyor insan. Ama yok.…
Bembeyaz hayaller birer birer yere düşerken, Camın arkasından onları izler dururum. Ve kendi hayallerimi bulurum. Sokaklara saçılmış hayallerim.…
Çalan yavaş bir müzik Duyduğum ses bir aşığa ait Utancım aşkımı kirlettiğimden…
Uyan artık İstanbul, Sahilindeki aşıkları selamla. Beni bırak, Ben olmayanların varlığıyla mutluyum.…
Sensizlik, Ruhumda küçük bir leke önce. Senin yokluğunda büyüdü. Bütün ruhumu esir aldı.…
15 / 16 gösteriliyor