bir zamanlar ben suya yazılmış izdim umudun sarışın kumsalında incecik sızlayan…
birazı kış bu resmin kalanı yaz evler begonvil giyinmiş pervazlar beyaz…
zaman siler acıları kinin biley taşı kırılır hüzün birikir elbet…
özlem, eskiten acı zaman ölüm ve yaşam içimin uslanmaz sarkacı…
kapandı bir kitap daha yorumsuz kaldı satır araları öksede saka mıydı bu kadın isyanın sularında…
Ağustos'ta Marmara küçük Akdeniz'di sanki iki çocuk büyüttüm de nasıl anlamadım ateşlendiğini…
unutunca gülmeyi içime gömdüm sahipsiz bir ölüyü göç özleyen kırlangıcın merakındayım çocukken ardına düştüğüm düşler miydi…
kapattım kapılarımı aşka başkalarını süslesin artık yorgun kalbimin dört göz odası tıka basa dolu ölü anılarla…
Ben yaşlandıkça kanat kanada uçuyor hızlı kuşları zamanın Yanı başındayım oysa…
Dokunuldu yine yaprakları yerde Dans ettiği rüzgardı Salınırdı kanlı şalıyla Dansı yarım kaldı…
turuncu, uçucu bir şeydi aşk dizelere sinmiş hüznün kokusu yarımları tümleyen beklenti...…
eğreti karanfil rüyasındayım umulmadık rüzgarlar peşinde bayram çocuğu ruhum gözleri bayraklı Jan Dark…
içimin Babil Kulesi yıkıldı sır kapılarından geçtik alacakaranlığın şehirleriydi gölgelerin yıldızı ışıktı, aşktı, yaşamdı…
sığınmadan önce unutmanın büyüsüne yaldızlıyorduk yalnızlığımıza konan kuşları yeni yetmeliğimizi büyütüyorduk birbirimizin ellerinde…
-1- yaza hazırlamak için kışın gömerler kayıkları denize bu gün yatırıldığım hüzün…
15 / 17 gösteriliyor