ferhat ile şirin mecnun ile leyla çekmişler yar için devr-i cefa cefa değildir bu aslı yare vefa ibret olsun vefasız gönüllere bu aşk-ı seda…
yaşanacak saatler var senle verilecek vaatler ve tutulması haz verecek yeminler var…
düşümde düştün seyrime karası katran ayazı keskin bir zemheri gecesinde…
hasreti yaşar vuslatı ararsın aşkı anıp yare dalarsın ardı ardına sigara yakarsın yanarsın zalım gurbette…
içimdeki dertler düşmez dile lal olmuş değildir söylenmez ele gülerler ağlanacak halime derdimi, dostumu seçemez olmuşum…
geceyi tüm karanlığıyla içime çektim yine ve kapadım gözlerimi yeni doğan güne…
zor gelse de beklemek seni hasretine inat seveceğim incitse de sözlerin beni gururuma inat seveceğim…
mavisinde kızılımı bulduğum deniz anlar beni karalığını bana atmış kanımı içine akıtmış deniz anlar…
hep geceye dönmüşün artık güneş uğramaz olmuş semtine ay da karanlık nurlanmaz olmuş göstermiyor cemalini…
sevdaların ötesindeki viran kenttir adı sessiz ve karanlık yalnız hayallerle yaşamaya…
adın bende duyulmaz bir çığlık haykırırım öylesine adım sana bir adım düşmez aklına…
Bende kalan artık sinir bilinsin dert olmuş çektiğim kürek görmek isterim kaderimi benim misin bunsan sonra muammayı kaldırmaz bu yürek…
seni umut diye yazdığım son satırlarda tükenmek üzere hiçbir hasret vuslatı bu kadar özlememiş…
daha çocuk ötesi bir haldeyken kapıldım rüzgarına ve bıraktım kendimi sert ve tatlı akımına…
kimine mutluluğun kimine heyecanın arefesidir bugün sensizliğin bize…