yolları dürüp dürüp ceplerime koymuşlar meteliksizim olsun bir avuç hasretim var içim dışım yalan olacağına sevdiğim olacaksa hasretten olsun kandırmasın yalanlar…
pusular kuruldu yüreğimin orta yerine çevrilmiş namlular görüyorum üstüme fransız kalıyorum bazen derin gözlerine ne olursun üstüme üstüme gelme…
ay geceye dolandı yıldızlar kaçak zaman yine alaycı ve zalim ve ellerimde bir demet yalnızlık istanbul şehri içimde uyanık…
kapılarda durma çoçuk vurulursun alnındakileri yaşayamadan ölürsün arkandan ağlayamam kaldıramam bunu sen daha küçüksün çocuk küçüksün…
ışığın demirin üstüne deyu ağacın yağmurun üstüne deyu and içtiler kırkbir adam gök deyu ve şahit oldular keskin pusatlar…
(ŞANLI ORDUMUZUN KUTLU ŞÜHEDA VE GAZİYANINA) -bir ananın ağıtlaması- tek beden tek ruhsun etle kemiksin gaza yurtlarının can tetiğisin…
alınyazım gönül düşüm gelende gönlüm iklim iklim dolanır durur akşamyeli viranıma esende sevdalar içimde yıkanıp durur…
sen nerdesin ben nerdeyim sevdiğim kuşların bile kanat çarpışı başkadır ve yağmurun insana dokunuşu sizin ellerde yaz bizim ellerde kıştır…
ötükende bozkurtlarım yoldaşım türkistanda hacı barat gardaşım ihtilalde kara ozan sırdaşım söyleyim ben kimim türkoğlu türküm…
unutma seviyorsan eğer sevdiğini görebiliyorsan gözlerini unutma…
ne sen bu şehirsin ne de bu şehirdensin saçların başka gözlerin başka sen bu şehrin kızı değilsin başkasın başka bu rüzgar bu yağmur bizimkilerden değil…