Bir Sonbahar Hikayesi

A Aydın Göl
0 Altın Yaprak
Çığlık çığlığa gök gürültüsü Rüzgar sanki delirmiş Öyle bir esiyorki yer yerinden kopuyor Yağmur nasıl yağacağını şaşırmış Bardaktan dökülürcesine yağıyor Şehir buram buram korku tütüyor Esrarengiz bir canavar dolaşıyor sanki Her düşen yıldırımda duyulan telaş Bir sarsıntı dehşet verici bir uğultu Araba silecekleri vargücüyle çalışlıyor Yorulmuşlar ama pes etmiyorlar Düşen her damlaya baş kaldırıyorlar Cadde boyu yağmura tutulan insanlar Bazıları tedbirli şemsiyesi olanlar Ama rüzgar onlara bile meydan okuyor Ani bastıran selden kaçışanlar Kanalizasyonlar bile yenik düşmüş Kimsesiz çocuklar apartman önlerinde Üstleri ıslanmış viran olmuşlar Tepelerine yağan yağmurla Boğazlarından aşağıya akan kirlerden belli Ne kadar kötü bir hayatın ortasında oldukları Tek korumaya çalıştıkları ise kendileri değil Ellerindeki tiner şişeleri Sadece o kokuyu korumaya çalışıyorlar Kendilerini bile unutmuşlar Peki o sokak kedilerine ne demeli Hangi binaya girseler ardında bir kovalayan Onlar bile canlarından bezmiş Karşı kaldırımda duran iğde ağacı bile suskun Ama birşeyler anlatma çabası içinde Bir sağa sallanıyor bir sola Düşen her sarı yaprağında bir feryad Alacakaranlık hala izsürüyor Hava bile kararsız kalmış Gece ile gündüz arasında Karanlık ve aydınlık barışmışlar Sarmaşdolaş kucaklamışlar birbirlerini Cadde sonunda yüksek bir sesle patlayan Trafonun alevi ta burayı bile aydınlattı Lambalar sönük Usul usul yanan soba bile çaresiz Sanki o bile titreyerek yanıyor Ve karanlık yine yaptı oyununu O dehşet verici ortam dahada karardı Perdeler ardına kadar açık İçerisi aydınlansın diye İçimden yükselen ürpertiler Ve o buz gibi ortamın içinde Engel olamadığım diş tıkırtıları Sardığım cigaram sanki bana umut verdi Öyle bir dağıttıki kafamı Hiçbirşey umrumda değil sanki Herşeyi unutturdu o zindan karanlıkta Gözüme takılan tek şey Karşı duvarda asılı olan takvimdi Hayal gibi duruyordu ilerledim Duvardan indirdim ama hiçbir şey okunmuyordu Kaldırıp yerine tam asacaktımki Ani çakan şimşek herşeyi cevaplar gibiydi Tarih: 13 ekim beni terkedişinin yıldönümü Ellerimden kayıp yere düşen takvimin Pat diye ses çıkarması daha bir korkuttu beni Bense birdenbire kahkaha atmaya başladım Deli olmuşçasına gülüyorum Ağlanacak halime Olduğum yere yığılıp kaldım Gözlerimi açtığımda heryer ıslak Ama camdan içeriye giren güneş umut verici Pencereye yaklaşıp dışarıya baktım Manzara korkunçtu 13 ekim sonrası Geride kalan virane bir şehir Gözlerim dolu dolu oldu Ama hala bir umudum vardı Kimbilir belki yarın daha güzel olur...

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.