Pırıl pırıl Güneşlerin içinde, Kırmızı al yeşil sarı, Düşlerini alt üst eden…
Baki Süha Ediboğlu 1915 yılında Antalya'da dünyaya geldi. Lise eğitimini İstanbul'da tamamladıktan sonra Ankara'da, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'nde yüksek öğrenim gördü. Gazetecilik, radyoevlerinde sunuculuk, müdürlük gibi çeşitli işlerde çalıştı. 15 Eylül 1972 tarihinde vefat etti.
Şiir
- Cenup (1942)
- Gece Yağmuru (1947)
- İşaret (1953)
- Karanlıkta Geçen Gemiler (1958)
Öykü
- Sel Geliyor (1944) .
Antoloji
- Türk Şiirinden Örnekler (1944)
- Atatürk İçin Bütün Şiirler (1962)
Biyografi
- Fatih Rıfkı Atay Konuşuyor (1946)
- Ünlü Türk Bestekarları (1962)
Anı
- Bizim Kuşak ve Ötekileri (1968)
Baki Süha Ediboğlu şiirleri
Bir şarkı öğretmiştin Yağmur yağarken hatırıma gelir Unuturum gün güneşlik olunca Yalvarışlar karanlık sokaklarda…
Bahçeler meltemlerle konuşuyor; Üç bin yıl evvele dair, Masal cennetlerinin kapısı açılmış, Ağır ağır geçiyor taş kapılardan…
Sesini enginlerden getirdi mavi sular; Mavi sular bu sabah bir cihan getiriyor. Sevincinden ağlayan, gülen, haykıran rüzgâr Kalelere sevinç, umut ve inan getiriyor.…
Nerdesin ey aradığım şehir? O merhamet dolu evim ve kuşlar? Gürlüyor içimde koca bir nehir, Ses vermez oldu artık deli rüzgâr...…
İçmiş gibi geceyi bir yudumda, Göğün mağrur bakışlı bulutları. Bense bu sabah üşüyen ufkumda, Gölüyorum o sarhoş haydutları.…
Sizin gibi Ölümü düşündüğüm çok olur Hattâ düşlerimde öldüğüm bile Bütün yürekler taş kesilmiş…
Havuza düşen güz yaprağı; Neler anlattı bilinmez, Yaz gecelerine dair..…
Kırlangıç, yuvasından Yeni yavrular saldı, Gözlerimi avutan, Renkler mayısta kaldı..…
Bir deniz gecesinde unuttuğun şarkıyı Kıyı kıyı topluyor hafızan Masmavi göğün altında Yıldız mahşeri…
Akdeniz kıyıları, portakal bahçeleri.. Uzakta balıkçılar, yelken yelken üstüne Seni düşünüyorum seni, beyaz ellerin Gözlerini kapıyor ıslak melteme karşı…
Dün akşam gün batmadan, Yaşlı ölülerin arasına Bir küçük misafir geldi. Çocuk bahçesinde kovası kalmış,…
Aydınlık bir ölüm arayıp durur İçimde alevden pençeli bir pars Gündüzün sesiyle göğsü kudurur. Geceler onunçün kevserden bir tas…
Nerede bitiyor bu sonsuz sefer, Bu güller, bu havuz ve bu akşamlar? Açmıyor sırrını bana çiçekler, Akıyor Allah’a doğru bir rüzgâr...…