Af/İşte Dilenen Kadın

B Banu Kalyoncu
0 Altın Yaprak
Eller örtmüş yüzü Darmadağın aklı fikri Ve uzaklarda Koyu bir öfke kokuyor Duyuyor musun? Çığlık çığlığa bir ses Hıçkırıyor bir kadın köşede Öyle böyle değil Başımı çevirsem Üzüntümden hasta olurum haline Perişan halde İçinde ezilen ne varsa Geçmişindeki tüm yasakları Kusuyor kendine Daha on sekizine gelmeden Kaç çığlık koparmıştı Hatta daha kaç can yakardı, bu dil, bu beden Düşünmek istemiyor� Işıltılı bir hayattan Savrulup geldiği bu kuytu köşede Geçmişine ağlayan bir kadın var Mendili elinde... Gözyaşları yere dökülüyordu Saklamasına değmeyecekti nasıl olsa� Buruk bir sancı var dudaklarında Düşleriyle kanatırken kırıklarını Tükürüyordu kurtulmak için Acısından görmüyor yanından geçenleri Silkinmeye çalışır Temizlenmek nasıl zor Daha kaç gece vardı Kopartıp atmak istediği Sızlıyordu yüreği� İhanetler� Nefretler� Yasak sevişmeler� Offf.. Hangisi aklına gelse kaybolur geçmişinde Hayatı birikmiş cebinde Yakası bozulmuş bir kıyafetin Üstü kapanan gölgesindeydi lekesi Daha kaç sefer yıkanması gerek Hesaplıyordu� Dışardan baksan Otuzbirin başında Ona sorsan ölüme üç kala Yemyeşil gözlerinde güneş parlar Düz siyah saçları beline yaklaşmış İncecik vücuduna sarmaşıklar dolanmış Şimdi nasıl kurtulacak� Rengi solmuş yüzünün İzler yorgun, belirgin Hayatını anlatıyor Susamış sevgiye belli Sevgi nedir? diyen olsa O ne? diye sorar Sahte olan ne varsa yaşamıştı yıllarca Yanında yine kimse yoktu Hiç olmamıştı ki Saatlere bölünmüş gününü Kaç kişinin yanında yalan sevmelerle bitirmişti Birkaç dakikanın zevki için verilen Kâğıtlardan başka kimse beklemezdi onu Sabrının bittiği, tükenmişliğin son darbesinde Yüzüne bir tokat gibi çarpıyordu hayat Hangi sokağa girse, hangi evin önünden geçse Neler geliyordu aklına Midesini bulandırıyordu artık şehir Dün gece her şeyden vazgeçtiği sırada Önünde duran bir afişte resmi asılıydı Sırtını dönüp gitmek yerine Tırnaklarıyla parçalıyordu Kendi sesi, metalin sesinden daha çok can yakar Ağlıyordu� Elleri yüzünü örtmüş Kirpiklerinden kan damlıyordu. Sabahın kör saatiydi gördüğümde onu Sokağın köşesinde perişan Canı kopmuştu bedeninden Yakalayamadı belli� Usul usul ilerliyordu cadde de Ardından daha fazla bakamadım Aradan çok geçmeden siren sesleri geldi Soğuk bir sessizlik sardı şehri Bir ben duyuyordum� Levhadaki resmi geldi aklına Kurtulamadığı anlar sıralanıyordu Yüzünde istemediği kadar boyaya rağmen, Pullarla ışıldayan kıyafetine, yarı çıplaklığına rağmen... Oysa ki Af/işte dileniyordu kadın Feryatlarıyla can veriyordu Sadece ben duyuyordum...

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.