Kırkyılın Arafesi
B Bilal Can
0
Altın Yaprak
Kırkyılın arefesi
patlıyor içimde depremlerin kırılgan faylarıyla
bil ki sabahın saati gece bilinmezidir
içimde ölümlerin baş göstermes ilkin
dakikaların boğukluğuyla
yansıyor hüzünlerin denize koyulmuş
fersahlarını binbir güçlükle
aşmış adımlarıma.
Gün doğmadan gece batmaz
kırk yıllık çatlayışın çekirdeksiz indirilişi
depremlerin mekanik gülümseyişidir
ilik aşk yortusu
sevda yağmuru
ardından inen buhurla
inip bir şekil alıyor gözlerimde
indirdiğim yıldızlar
çekip alsın ay
yıldızsız küldür bütün geceler
çekinme uyanmaz yarasalar
bu çığlıkların içinden yankılanır ancak
kırk yıllık sancılar sarınca uykunu
uyumasını unutur gözlerinin bebeği
ağlayan bir hale bürür içinde çıngıraklar
hadi sarsa da nefesim halini
özlemişliğin ahirzaman görüşüyle
yansıyorum topraklardan
toprak olmuş bedenlere
her ölümde gülüşlerini yitiren
bir mezar taşıdır saçlarım
çocukluğunu bir şiirde
katleden şairler gibi
kelime kelime
aşkını
saplıyorum yüreğime
ilkin bedenim kavruluyor
sonra saçlarım düşüyor yere birer birer
sonra yüreğime sapladığım kelimeler
birer ayrılık olup dikenliyor yollarımı
kan damlıyor kan
damlasını toprağa kaldırmış ölümlerden.
Ebem gümeçleri nasıl büyürse yıllarca
zambakların asiliğinda sırılsıklam olur kelimeler
aşklar boy verip de tek aşktan
senden yansıyan selamlığa yol alır
divanındaki müstesna yıllarla
kırk yıllığını doldurmuş
günlerin sene hükmündeki
badiyesini yayıyor dervişler
Artık kırk-ikindilerin
abdalına bir hüsn-ü zan
zaman zaman işliyor tesbihteki şu hal
cezbe ki kendini kaptırmaktır sevgiliye
halim beyan
sevgilim.
Aman!
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş