uzandığımda acaba tutabilir miyim ellerimden kayıp gidenleri anlarımı, sevinçlerimi, hayallerimi uzanıp tutabilirmiyim kuşları kanatlarından…
Geleceğimizi kanla yazıyoruz Masum küçücük bebeklerin ölüleri üzerine kuruyoruz bir şeyleri Düşünmeden O kahrolası hırsımız, ahmaklığımız, vahşiliğimiz ile…
takvimin son sayfalarındayız yüzümde belli belirsiz bir tebessüm gözlerim ilerdeki kavak ağacına dalmış yaşananları düşünüyorum…
ben yanlış yerde yağmurlar altındaki kardelen…
Bir gölge gibi geçtin gittin Gözlerimin önünden Dokunmak istedim Duvarların soğukluğunu anladı ellerim…
Bir gün olsa Yeşerse rüyalarım Umutlarım ellerimde Yürüsem adım adım…
bu kentin bulutları bile vahşi ağlamıyorlar adeta kanatıyorlar bir yerlerimi her damla yüreğime işliyor…
dumanın sesi olmaz dağılır hepten etrafa ama kimse duymaz dumanın sesi olmaz…
Düşlerimiz öldü tek tek Gömdük onları bir avuç toprağa Üzerinde zıpladık, yürüdük Ezdik onları hiç olmamışcasına…
Uçmak istiyorum bir martının kanadında Uzanmak istiyorum dağların zirvelerine En tepesine değmek istiyorum yükseklerin Uzaklaşmak istiyorum bu küf kokulu şehirden…
Bir çocuk sokaklarda yürüyordu Köşebaşında ne olduğundan habersiz Ellerinde sadece umutları Düşüncelerindeyse saflığı mevcut…
Gel o unutulmaya yüz tutmuş şehirleri beraber kuralım seninle... Mimarı olalım yolların köprülerin gökkuşaklarının... altından geçelim yedi rengin birden... duvar diplerinde biten…
Yolcu yolunda gerek Gidiyorum Bütün imkansızlıklara Anama babama…
Arkanı döndün ve gittin Umursamazca Namertçe Şerefsizce…
Küçük bir çocuğun gülümsemesinde saklı herşey Hayatın o çözemediğimiz sırrı Çok büyük olduğunu zannettiğimiz anlamı Anlamsızlığı, gülünçlüğü…
15 / 28 gösteriliyor