Asıldım, Kaldım!
B Burhanettin Akdağ
0
Altın Yaprak
Öylesine düştü ki gönlüm,
Sormayın
Derde mi desem, sevdaya mı?
Bilemiyorum!
Kol kola
Yıldızlarla sarmaş dolaş
Uçarcasına ışıkla yarışırken
Bir çırpıda tırmandı hilalin salıncağına sevda
Zirveden bakmaktı uhdesi ezelden beri
Asi,
Hırçın, kartal gibi vakur…
Hayal ufkunda dans ederken
Birden,
Dinmeyen korkularım depreşti
Asıldım kaldım, semanın gizemli türbülansında
Heveslerim ters yüz olurken
Yaşlar döküldükçe dört bir yandan
Tepetaklak yıkıldı yıldızlar
Boynu bükük ummana serilirken olmazlar
İçi burkuldu hüznümün.
Tutunmaya çalıştıkça tutkular
Kavrayamadı cesaretsiz kollarım
Tufana döndükçe bin bir korku
Çorak hasretle yandı gönlümdeki bozkırlar
Talihim de koruyamadı
Sevdaya dair ne varsa içimde
Son umut çiçeğim de sessizce solarken
Ömrümden geriye
Yalnızca yaşanmamış yılları bırakıp
Sisli,
Umutsuz yarınlara devrildim
Hüznün uçurumlarından.
Direnmeye gücüm yetmiyor
Kabullendim beynimin esaretini
Vazgeçilmezim derken
Bittim!
Tek umudum da tükenirken
Feri solmuş gönlümden
Yokluk ırmağına aktı umutlarım
Dur bile diyemedim
Şimdi,
Sevdamın titrek kandilinden damlayan
Son ışığım da söndü
Yılgınlığın amansız üfürtüsünde
Karanlıklar bitişine son noktayı koydu
Yorgun sevdamın.
Verimsiz gönlümün,
Çorak tarlasında yapayalnızım
Issız gecelerin esareti vuruyor
Işıksız sarmallarda amaçsız salınırken
Acımasızlığın kuru dallarında
Kanımla yıkandı zulmün dikenleri.
Öylece,
Yığıldı hasretlerim
Dönülmezliğin ufkunda
Asıldım kaldım!
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş