Köşe Şairi

C Cahit Koytak Cahit Koytak
0 Altın Yaprak
Bunca çimen, bunca çiçek, bunca ezgi, bunca ahenk Ve oyun ve sanat ve rüya ve gerçek... Bin bir yüz, bin bir maske ve mizansen karşısında Kaya gibi yerinden oynatılmaz şairler, ‘Sarsılmaz’ şaireler –farkındayım, farkında- ııh! deyip dudak kıvırıyorlar bana. Eleştirmenler kem küm edip susuyor. İsimsiz ve çehresiz okursa, daha güzeline, daha görkemlisine zaten alışık gibisine Okuyup geçiyor, okuyup geçiyor benim ‘şen’ terennümlerimi. Ve tüketerek, böylece, gizliyor faniliğin –sanatmış, bilgelikmiş, falan, feşmekân... her şeyi bir avuç toza çeviren- gündelik elemini. Bense, inanır mısınız, onlar, şöyle derinden bir oh çekip rahatlasınlar diye, Diyorum ki kendime, artık açıklayayım, Bu, halatları yılanlara çevirme sanatının sırrını, Bu, bütün zamanların, bütün sanatlar için bilinen en eski ‘numara’sını! Dinleyin, siz ey yaratıcı şairler, siz ey aklın güzellik uykuları, siz ey akıl hocaları yüreğin, Kiminiz legolarla, kiminiz sözcüklerle Pek şirin, pek yüksekçe, Ama yine de akla ve yüreğe sığan, Kolay yenilir yutulur kulecikler dikerken dergi sayfalarında, Ben, bu gazete köşesinde, ateş yiyen, ateş içen, ateş soluyan Ve solungaçlarından, burun deliklerinden, Gül, yasemin, karanfil vesaire vesaire püskürten mekanik bir semender icat ettim kendime, Bir ‘geri dönüşüm’ makinesi, sizin anlayacağınız... (Şiir makinesi de diyebilirsiniz ona.) Olay bu, ve ‘numara’ ortada! Var mı yazdıklarım üstüne başka merak edilen! Burada, sorulmadan, ben vurayım açığa daha büyüğünü sırların: Hayatta herkesin bir hüneri, bir marifeti var, öyle değil mi ama. Herkes, kendi cirmine göre, kimi buğday, kimi mısır, kimi soya fasulyesi, Kimi de cam çakıl öğüten bir değirmenin mucidi. Benimki de aslında o kadar farklı değil bundan, Görünüşte basbayağı o değirmenlerden biri. Yani buğdayı, mısırı, camı, çakılı altına, elmasa yahut yakuta çevirmiyor, hayır, Farkı yok bu bakımdan diğer makinelerden; Farkı şu: başka değirmenlere tane koyuyorsunuz, Değirmen una dönüştürüyor onu; Ama benim sarhoş makinem, haznesine un ya da kepek ya da kül ya da duman koyuyorsunuz, misal, Kanatlarının altından buğday, mısır ya da darı, Ya da kum çakıl ya da yıldız ya da dediğim gibi Ağzından gül, burnundan begonya, kulaklarından karanfil vesaire, vesaire çıkarıveriyor size.

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.