Dörtlükler

Ö Ömer Ekinci Micingirt Ömer Ekinci Micingirt
0 Altın Yaprak
Düşündüren Dörtlükler Ben derdimi acımı dörtlük ve şiirlerle ifade ediyor yada etmeye çalışıyor nefes alıyorum adeta ... İşe yarıyor mu onu bilmiyorum... Hiç dertsiz kalmıyor başım, gönlüm ve gözyaşım. Sessiz sessiz yudumluyorum boğula boğula... Gözyaşım akmıyor dersem yalan olur… Bu dertlere sessiz dertsiz yığınları düşündükçe şaşıyorum üşüyorum ve dörtlüklerle düşünüp dörtlüklerle koşuyorum… Dörtlükler ruhumun ve gönlümün gözyaşları.Gözünde yaşı olmayanın gönlünde baharı olamaz… Hem buyurmadı mı ''Çok Ağlayın Az Gülün" Kainatın efendisi… Nasip İki ayrı âlem görmeli insan, Sadakat sahibi görecek er geç. Gayeden bihaber yoksa heyecan, Takılma ahmağa bir selam ver geç. Hercümerç Ve göğ kesik yer kopuk, bir acayip gen aldım, Her yer acı tebessüm, gün gün sattım gün aldım. Meğer sokak pek gamsız, her kelimem meyhane… Kavgaları belirsiz, hercümerçten bunaldım Mersi Mersi bay bay bravo, rep doldu iliklerim? Düşman oldu kültüre, Modalı sülüklerim. Edep kökünden feda,defileli bayraklar, Yıkın arsız düzeni, yıkın kötülüklerim! Fısıldar Yer gök hep fısıldar Bâkiyi insanlara, Öteleri tattırır ölümsüz vicdanlara. Sonsuzluğun azmiyle gürül gürül beraber, Safını belirleyip ne mutlu koşanlara... Çile Hep böyle sessiz mi yoksa çileli Micingirt çiledir bildim bileli Sükût eder bazen, bazen bir selam Onu dertli eden şu gurbet eli Berceste Gözlerin berceste Onu severek, Mahremi tılsımla hep gizlenerek. İnce zülüflerin mistik kokulu, Üç beş lokma sevi birde sen gerek. Kadın Köpüren tebessüm içimde bade Ötenin şevkiyle ruhumu sarar Eşsiz hazinedir lakin dünyada Vuslatı bilmeyen eş neye yarar Sürmelidir Mavi yeşil pembe mor ela göz sürmelidir Çöl kokan yaşlarını yarama sürmelidir O yaşa muhtaç ruhum, o yaş kucaklar beni Leyla için dökülen gözyaşı sürmelidir Hasbıhâl Her yerde tesbihat zikir var ama Bilmem ki orkestra nasıl görünür? Yâr ile hasbıhâl belki zor ama Avare düşlerim vuslat bürünür. Ümit Ümit varım ümit var, umut vardır bilirim, Dava büyük, yol uzun; mazlumlar medet bekler... Kol gezse de Nemrutlar İbrahimle gelirim, Şakıyacak bülbüller, gül kokacak çiçekler... Hayret Sevgiler çıldırdı sevgiyi seyret, Değerler yerlerde millet ha gayret. Acı bir tebessüm benimki zaten Aziz Valentine sana ne hayret! İstemezler Allah bilir işini hele sabır yemezler, Geçiciyi terk edip ebedi istemezler. Arada bir bayramda secdeye gittiniz mi? Müslümanlık eyvallah mabedi istemezler. Kan Pıhtısı Bir damla kan pıhtısı,üç beş nefes bir cenin. Kibir gurur gösteriş,canı çıktı hecenin, Afaki hülyalarla koca ömür geçerken, Ne faydası var idi kaygısız didişmenin? Ey Cân Eşya benim âşıkta ben er de ben Hayat ölüm gül cemâle perde ben Günah benim vebâl de ben nurda ben Söyle ey cân sen nerdesin nerde ben Amiral Gemisi Adam dine düşman irtica yafta, Gırtlağı kin kusar midesi rafta! İzzetten bihaber zillet sızdırır, Kökünü araştır hangi tarafta! Bedduâ Hak batıl bedduâ ve kirli savaş, O dehşetli davet gelinceye dek, Sıların döküldü bak yavaş yavaş, Ne yazık! Uğultu böyle sürecek. Bihaber Bir elimde davul bir elimde zil, İdrakten nasipsiz, Ondan bihaber Nefsim itirazda, hadi be rezil... Gönlüm boş gözüm boş, sondan bihaber... Müftüymüş! Tefekkürü yönetmek halin istikbalidir Ve milletim sabırlı,sabırlı ahalidir. Hedefiniz çok arsız ve gerçeğe perdeli, Benim dedem müftüydü çözülmüşlük halidir. Ecel Ölüm elleşiyor ecelde sende, Ses verir her nefes hemen ensende. Ufukta bekliyor belki fısıldar, Ümit ve endişe var mı kasende? Evrim Dilinden akseder âdemin şanı, Lisânı kirletir nefs-i zebânı Azgınlaşır bazen yazık esefler! Kendine benzetir masum hayvanı. Ömer Ekinci Micingirt Hakikat Ne devrimci ne faşist, Ne Yahudi ne Budist... Beni bana bildirdi, Hakikat kutsi hadis... Örtü Sükûtun sırrıyla ağlayan sesi, İdrâke çalış hem çevir suratı! Aklın ermiyorsa sen neyin nesi, Senin haddin midir örf ferâgati! Öteki Bâb-ı Âli yokuşu,idrâk noksan gözü aç, Dudağını bükerek buyuruyor öteki! Köşeleri zaptetmiş Zâtı tespite muhtaç, Tedhişlerin sonu yok,biz neciyiz biz peki? Şükür Her gece beynimde tekleyen fikir Pervaz et gel diyor müjdeli zikir Dermansız dünyamda şafak doğmadan Belki de yaklaştı kavuşmak şükür. Şöhret Dolaşıp durma öyle şöhretin ortasında! Aygırlarla iç içe, arsız ata bin hemen, Paye yoktur bedelsiz, girdap var sonrasında, Bu Micingirt ne söyler,bu dörtlükler ne menem? Bireysellik Şaşarım insanlara fısıltıya ne gerek, Gerçeğe seslenelim nefsimizi ezerek. Bireysellik zillettir peki kimler yaparlar? Ahmak ile aptallar idraksiz gizlenerek... Tesbit Parazitler sardı kene pire bit, Devirir peş peşe kadehler gel git. Susta bir kulak ver hey insanoğlu! Kantarsız, kıstassız ne acı tesbit. Riya Öteye yönelmeyip sonsuzluğa bürünüp, Sokakların derdinde değilseniz hürsünüz. Onu idrak etmeyip eder gibi görünüp, Kendinize varsanız neyi üfürürsünüz. Şarap Hep asi hep isyankar,gayrı meşru ve yasak... Rubailer dolaşır,nerelere yamasak! Ki Ona muhtaç herkes,şarap Hayyam ve azap... Bu simsiyah şairi şarapla mı boyasak? Şiir Yüzlü Tufanın iklimi hep avaz avaz Gürledin tek yürek arada yer yer Birkaç tane dörtlük üç beş tane söz Hep beni alt ettin şiir yüzlü yâr Şükür Her gece beynimde tekleyen fikir Pervaz et gel diyor müjdeli zikir Dermansız dünyamda şafak doğmadan Belki de yaklaştı kavuşmak şükür. Tolerans Hafızalar yosun tutmuş liyâkatten eser yok, Yalan-gerçek,isli-paslı hikmet heba ve sır yok. Tolerans mı kurşunlandı dolu dizgin peş peşe, Yaşıyoruz mefkûresiz anlatsam ne tesir yok. Yaban Arısı Nesilleri köksüz köpek sürüsü Kime ne anlatsam bizden birisi (!) Bir çirkef ki sorma kökünden cüda Yerli bal yapar mı yaban arısı! Zevk-Sefa Seyrettim arkasından perdenin aval aval, Kucaklarken rahatı vuslata perde düştü. Bir tarafta yas vardı bir tarafta karnaval, Hesap derin başladı her yanım derde düştü. Akıl Gerdan kırıp raks eyledik, Hakkı akla hapseyledik, Ne söz verdik ne söyledik, Niçin böyle arsızız biz? Teşvişler Yaklaşıyor zeval hızla ard arda, Kim bilir belki de sırdır bu işler. Belki şimdi hemen belki ilerde, Herkes ayrı telden ayrı teşvişler... Bâde Bir ömür boyunca elinde bâde Kendini hatırla sen neyin nesi Vebalin sırtladım senden ziyade Töhmette bıraktın hemen herkesi İçinde Mor mevsim bekledim gözleri ela, Ve kime rastladım her yanı titrek. Kul azmaz ise gelmezmiş bela, İnsanın içinde gezer engerek. Huzur Karun sokağında huzur ararken Bulutlarda buldum bir sabah erken Bir büyülü iklim Bilâl mi Bilâl Dağ taş oldu dümdüz sarp yokuş derken Biriktir Şu karşı mezarlık şehit şüheda, Çınarlar heybetli selviler diktir! Bu kutlu yolcular yükselen sadâ, Yokluğu yok eyle varlık biriktir! Aşk Ve Vuslat Aşk ve vuslat iç içe, belki bir tatlı savaş Sessiz sessiz derinden, günbegün birikiyor Sende buldum kendimi usulca yavaş yavaş Biri elimden tutmuş, beni bana çekiyor Gizemli Renkler Hüzün yamaçlarım neşve bezenmiş Bir müthiş cümbüşün bucağındayım Gülün fısıltısı vadiye inmiş Gizemli renklerin kucağındayım Serzeniş Yüreğimde yüreğin esrarlı bir serzeniş Belki acı sallantı belki de bir işkence Musikili sessizlik, gizemli bir bekleyiş Yine tütmeye başlar gelir belki bu gece Monşer Biz bir yuvarlak masa,sizde monşer muhakkak Mektepler size kaldı,kaç asırdır ne alâ! Tafra tuzak ve yafta,siz akıllı biz ahmak(!) Uyuyan dev uyandı sanma uykuda hâlâ! Yokluğun Bir başka senfoni ruhum derince Sıkıyor yokluğun irkiliyorum Tül gibi yüreğim inceden ince Bendeki azabı ben biliyorum Tahtaravan Yollar koyu hep gürültü hep havan Geçti günler içi boş bir karavan Ve uçurur hülyalarım anbean Benlik ve ben sürekli tahtaravan Rengârenk Bu renksiz yüreğim hep seni arar Sessizce gezerim nere gidelim İzaha ne hacet senin rengin var Rüyalar rengârenk gel seyredelim Gül Ve İklim Sus be kardeş gül ve iklim huzursuz Ta uzaktan sessiz sesiz sus gülme Gül yağıyor ara ara kusursuz Gül ve iklim kader bu ya üzülme Akif'le Şiirden yapsalar mezar taşımı Akif'le yan yana hemen iç içe Safahat okurken dönsem başımı Sessizce ağlaşsak keşke her gece Seninle Beraber İçimde yükselen ismini tutsam El ele baş başa yorgun halimle Seninle beraber seni unutsam Kendimi bağladım kendi elimle Zümrüt Gözlü Sahilsiz bir deniz düştüm aniden Dalga vurdu korsan vurdu yel vurdu Düşe kalka azgın gece sopsoğuk Gece değil zümrüt gözlü kul vurdu Hisler Gözyaşını gözyaşımla biledim Hislerimi hislerinle eledim Meçhullerin meçhulümün mihengi Hep seninle, seninle sendeledim Keşke Matarası Tükenirken anbean, aklımın verâsından, Kuşatıcı ses duydum, bir kapı arasından. Kalbi bir münasebet, cezbe üstüne cezbe, Keşke bende içseydim, "keşke" matarasından Hiç Gitmesen gelmesen de, hoş üslupla yâd eyle, Bizi beni bırakıp, hal ile cihad eyle. "Hiç" heybende yok ise ve "gözyaşı, tebessüm" Uzaklaş hep kendinden, çok ağla feryad eyle! Âdem Ol Bu nasıl bir hakikat, ruh var iken deri ne, Asabiyet kezzabı… Kim soktu içerine? Varılmaz bu gidişle varacağın vadiye, O'na dayan Âdem ol, razı ol kaderine. Af Büyülü tek hece, bence iki harf İki de gözyaşı, reçete tarif Ve başlar orkestra sesler duyulur Müthiş tek kelime müthiş maarif Yirmi Sekiz Malum düzen kuruldu herkes bir köşe tuttu, Melun şeytana inad, gelen bizi uyuttu. Şahadetsiz bir hücum magazin ve irtica! Biz şubata koşarken onlar hamutla yuttu. Puhular Dupduru duruldu, bulanık sular, Karanlık sönünce kaçtı puhular. Virane son buldu ufuk göründü, Yakarak terk etti köhne duygular! Kuğu Sessiz fısıldaşır sahilde kuğu, Eğilip kalkışı endamı tuğu… Zarafet aşk güven asil ve sakin, Narin ve gizemli hep buğu buğu… Kıvılcım Ah hislerim duyulsa, derdimi açabilsem, O solgun yüreğine kıvılcım saçabilsem. Çılgın kumrular gibi mevsimleri delerek. Tekrar tutsa elimden, kaçtıkça kaçabilsem... Yandı Züleyha Çölün ortasında Yusuf bir vaha, Görünce cemali yandı Züleyha. İffetin reddeden cazibesiyle, Sığındı vuslata zindan aşk ceza. Müdekkik Kendimi filozof arif sanırım Çıkmaza düşünce paralanırım Oysa Onu görür her an müdekkik Darvin mektebinde yaralanırım Zâhid Ben'in yüzündeki perde, Beni ben düşürdü derde. Takva zühd tuş,zaman kırık, Zâhid başıboş,aşk yerde… Tafra Çadırın tafrası bir deli rüzgâr, Bu ne hal acaba bende de mi var? Gözümün önünde ruhumun dibi, Korkuyorum abi gülüyor mezar... Cadde Şak şak ile izledim izzetten alıkları, Tereddütsüz dolaşır, zillet kayalıkları! Gülüp geçen çığlığım, sükût rengi ızdırap, Cadde şehvetli şölen, etten kalabalıklar. Götür Beni Daldım eski günlere, ağzımda nurdan meme, Okşasın gözlerimden, götür beni anneme. Ana gibi yâr olmaz Leyla kimmiş arkadaş! Öpsem ayaklarından, haramdır cehenneme. Mavera Bizim eller kubbelerden fark olur, Yaşayanı ziyâ, nurâ gark olur. Cazibe aşk izliyorum ıraktan, Masivadan maveraya terk olur Şatafat Ruhumun terk edişi; varlık yokluk bir anlık, Gündüz geceye gebe, benimkisi karanlık... Şatafatlı dünyamda, ölüm hep beni bekler, Şu Micingirt ne söyler, yaşasın unutkanlık Taş Ancak ve sadece seslenişte naz, İdrak ve gözyaşı,zorlanmadan yaz. Çok şeyler va'z eder üç beş damla yaş, Nankör ve elitler taş ağlayamaz. Solgun Rüyalar sizin olsun, vedalara katınız. Yâr olmak bedel ister, bu mu liyakâtiniz? Geceye doydum artık, nerde kaldın meşale, Gel gitlerle iç içe, hapsoldu takatiniz. Gen Ve Harita Aynen tarih gibi, gen ve harita, Durmadan soruyor bizim kerata. Genimiz Türk ama; renk gök kuşağı, Zaman derin kuyu,bilim safsata. Mefkûresiz İzzet zillete feda, ben içinde ben varım, Tefekküre elveda, düşüncem itibarım. Edep erkân ve mazi, öfke celal ve inat, Mefkûreyi terk etmiş, beyinsiz canavarım. Moda Yırtıldı tüm perdeler, dünya denen odamda, Çıplaklığa büründüm, elbisesiz modamda. Kol geziyor yosmalar,"hancı sarhoş han sarhoş" Ruhum kime müptela, muhabbet yok bâde'mde. Şiir Gibi Şiir gibi gözleri,gözlerime sürüyor, Nazarının işvesi içime üfürüyor. Tüllenen rayihası tevbe olur dudakta Çöl kokan renkleriyle bana ümit veriyor. Hiç Saymış "Kim görmüş cenneti, o cehennemi" Hiç saymış galiba Havva annemi, İfade pek bozuk, asi besbelli. Bunun savaşı hep kutsal dinle mi? Hodbin Her ses her rengi,göremez hodbin, Himmete kapalı,ben diyor hep ben. İçime püskürür maşuk duygular, Ruhuma tattırır aşkı hudabin. Kurban Sen büyülü bir sevda, sen renklerin alısın, Ben de ben'i fark eden, ruhumun abdalısın. Gönlüme düşen meltem,kurbanlar sana meftun, Sen kutlu bir macera, sen balların balısın. Deli Sanki birşey üflüyor,müminler telaşede, Bizim köyün delisi,en önde baş köşede. Arada bir tebessüm,Hû hu sesiyle inler, Secde iklim müsait,tevbe eyle haşa de. Kılavuz Ses renk hüzün ahenk, yol boyunca işaret, İşarete ne hacet, kılavuzu sen yâr et. Kuşatır nazarıyla seni mavi duygular, Büyü sarar mest eder, cezbe tüter esâret. Derin Vadi Kin girdaba sürükler, ben tedirgin rahat siz, Sessizden ses geliyor, vakitsiz ve sıhhatsiz. Monşerli süvariler, hazır kıta bekliyor! Kaleler elden gitmiş(!) derin vadi rahatsız. Ufuk Apayrı âlemde her şey silindi, Ufuksuz ufukta kaybolup gittim. Yoklukla birebir aynı filimdi, Varlığın elini ittikçe ittim. Var Ya İçimde yükselen duygular var ya, Şiirsel çağıltı, yorgun ve kıraç… O bahtsız sineler Leyla yakar ya, Ben sana ben sana hep sana muhtaç. Manzara Şehvet baronları, ihtiras nifak, Haktan dem vuruyor şu deyyusa bak! Tek derdi milletse kin, savaş niye, Hep aynı manzara, aynı ittifak. Eşik Tıpkı insan gibi uzanır eşik İki ayrı yöne mânâ bileşik Girişte çıkışta bir şeyler söyler Aklım hep tabutta gülüyor beşik Dikizleriz Gözü dönmüş dünyanın hakikati bizleriz, Şu iklimi kim bozdu, kimi kimden gizleriz? Mevsim zaman kâinat, çözülüyor ırmaklar, Tıpkı bir mecnun gibi,çakırkeyf dikizleriz. O Ve Ben Şiir sahilsiz derya, dalga boyu her nokta, Sonsuz sükûn sesleri, yokluk varda var yokta. Hayret duygu iç içe, hece hece levhalar, Yürüyoruz o ve ben, yapayalnız çoklukta. Geceler Ateş yüzlü geceler, iniltili kütükler, Er bıyıklı gayyalar, artakalan sürtükler. Vicdan yeksan besbelli, hissiyatlar serseri, Sessizliğin çığlığı, sessizliği dürtükler. Eks Dosdoğru hayat dolu, zamanı kim eğecek Fecir kuşluk saniye zerre eskimeyecek, Zaman geçmişte saklı, zaman şimdi taptaze… Yolcusu hiç bitmeyen zaman eksmi diyecek? Babannem Nedense eksilmez gözlerimde nem, Birşeyler görüyor belki cehennem. Yaslanıp geceye ben keşke derken, Çok ağla,çok ağla derdi babannem. Bir Katre Eksik bir katre iffet,likralı basmaları, Alev alev kol gezer,nerde kim bunu bildi? Her tarafta başköşe Manukyan yosmaları, Karardı mor tepeler yosma leyla kesildi. Bakışlar Bıçak sırtı sözleri, aşk vakti şafakta yaz, Bakışların çok derin,üslûp latif hem ayaz. Gözyaşın dem sesleri,ürkek ve kalabalık, Uzaklaşma kendinden, ağlaşalım gel biraz Ebâbil Bu şehir boğuyor boğacak gibi, Ölümüm şafakta doğacak gibi. Dört bir yan Ebrehe,kalemim ürkek, Dokunsam Ebâbil yağacak gibi... Kolbastı Kolbastı da ayaklar,sinelerde çıngırak! Çılgınlık öğütüyor,kim zanatkar kim çırak? İnsanlık dünden firar,yaşa sen Nesl-i Cedid (!) Çukura düşen adam,tepinip keyfine bak. Hercümerç Göğ kesik yer kopuk, bir acayip gen aldım, Hep acı tebessüm, gün gün sattım gün aldım. Meğer ben pek gamsız, her kelimem meyhane… Kavgası belirsiz, hercümerçten bunaldım. Metruk Günahkâr aşikâr, indikçe indik, Çağdaşlık atına mahremsiz bindik. Köşe bucak metruk, üslup pek köhne, Şen şakrak tepiştik, gamsız didindik. Kırık Sandalye Koca koca koltuklar, Adalet yok,hukuk var. Yaşa! Kırık sandalye El-Adl,Cenab-ı Hak var... Dikizleriz Gözü dönmüş dünyanın hakikati bizleriz, Şu iklimi kim bozdu, kimi kimden gizleriz? Mevsim zaman kâinat, çözülüyor ırmaklar, Tıpkı bir mecnun gibi,çakırkeyf dikizleriz. Eşik Tıpkı insan gibi uzanır eşik İki ayrı yöne mânâ bileşik Girişte çıkışta bir şeyler söyler Aklım hep tabutta gülüyor beşik Gitgide İhtiyar gölgeye yatmak iyide, Bu kadar miskinlik gelmez yiğide. Belki de beklenen günü bekliyor, Benim de kıt aklım gitti gitgide. Enâniyet Onlar peşimdeydi hep ben en önde Kibir caka çalım ne var bende var Aczimi fark ettim sonun önünde Son anda terketti bu üç kafadar İfşa Islak zarf doğurdu bulanık sular Yer yer faşoluyor hain pusular Düşman da bir sevinç bende ızdırap Cunta vadisinde köhne duygular En Yahşi Hüznün yahşi cehren yahşi ten yahşi İsmin yahşi aşkın yahşi sen yahşi Tıpkı bülbül sensiz yeşil kubbeler Sana meftun sana tutkun en yahşi Ziyâ İklim Sağ-Sol,Kürt-Türk ne varsa, Edirne'den ta Kars'a… Hakikatle tüllenip, Ziyâ iklimi sarsa. Manzara Küfrün baronları, ihtiras nifak, Haktan dem vuruyor şu deyyusa bak! Tek derdi milletse bu savaş niye, Hep aynı manzara, aynı ittifak. Tabak Hırs beynim kemirir eller şakşakta, Sokaklara inat, yok yok tabakta. Aklım döktürüyor irfan yok amma, Ruhumu göresin tabağa bak da.... Gazel Gibi Artık sonbaharım ben gazel gibi Anbean çöküyor sonun kubbesi Kefene yaklaşan beyaz el gibi Uzanır ruhuma ölümün sesi Büst Leyla'ya ser çekmiş Leyla'nın üstü, Vuslata engeldir Mecnun'un büstü. Kim bilir göz kırpar belki ihtimal, Hiçlik sütununda bir akşamüstü. Yapayalnız Sensiz yine yaslanmışım bir dağa, Senin ile sen-ben yazdım yaprağa. Yapayalnız rüya bu ya ikimiz, Sığınmışım Veysel gibi toprağa. Bir El Tutsa Şuh sükûtum duyulsa, derdimi açabilsem, Mecnunlara karışıp saçtıkça saçabilsem... Zamanın inadına mevsimleri delerek, Bir el tutsa elimden, kaçtıkça kaçabilsem... Yemyeşil Geriye döndürelim, yemyeşil rüyaları, İhtimal gözlerini, istemem güyaları. Dörtlük deli gömleği, gözlerin kadar tatlı Biz bize seyredelim kanatlı hülyaları. İp Ümit kasem yumağını eğirtsem, Düşe kalka son durağa seğirtsem. Ne gam artık ipi sıkı tutmuşken, Zaman bozuk mevsim savruk bir gitsem... Boş Pervane Her dem ömrün bitişi, yolları tutuverir, Ölüm beni hatırlar, zaman unutuverir. Ben ise boş pervane boşa kanat çırparım, İnayet, af, sonsuzluk inşallah tütüverir... Pamuk İpliği Her yerde sapsağlam kendir var ama; Belki de benimki pamuk ipliği. Yazıcı dokunma dinmez yarama, Terk ettim ben zaten şuh edipliği. Ömer Ekinci Micingirt Ey! y yokları var eden dertlilerin tabibi, Bu inleyen yüzsüzü huzurundan çevirme. Ey yüceler yücesi acizlerin sahibi, Nisyanıma terk edip beni senden ayırma. Ömer Ekinci Micingirt Hesap Her akşam sabaha mutlak erecek Mağripten maşrığa aynı saatte Görecek dehşeti herkes görecek Günah yıkanırken gayyalı katta Ömer Ekinci Micingirt Teşviş Onun ikliminde hoş olur işler, Sevda olur, azık olur, aş olur. Kurak etti şu gönlümü teşvişler, Ariflerin gözü gönlü yaş olur. Ömer Ekinci Micingirt Gazze Fosfordan mağmalar güneşi yaksın, Süt kokan eyvahlar ortaya çıksın! Belki bir Osmanlı gelip tekrardan, Vicdana üfleyen ses duyacaksın. Ömer Ekinci Micingirt Unutma İçim hep kasırga tutsak etmiş gam, Sinem delik deşik, çekil be adam! Ve ömür çok kısa unutma sakın, Ruhum hep ızdırap eyvah da yaşam. Dil Bazen eşsiz tekmil, isyankâr yer yer … Küfrün körüğünde ben'i de geçer. Dil şeker şerbet bal, irfan'a tedbil, Cahil kucağında zehirli hançer. Ey! Ey yokları var eden dertlilerin tabibi, Bu inleyen yüzsüzü huzurundan çevirme. Ey yüceler yücesi acizlerin sahibi, Nisyanıma terk edip beni senden ayırma. Koşun Zaman elleşiyor ecelde sende Ses verir her nefes hemen ensende Koşun koşun koşun, hesap bekliyor Secde ve gözyaşı var mı kâsende! Vesile Vesileye hissettir, koş kendine bu sene, Prangadan boşanıp, o iklime gelsene. Hedef büyük gaflet pek, öte ufukta bahar, Taptaze bir his ile aşk ve vuslat desene. Son Nokta Hayat bir fısıltı, ne derse desin, Sonu yok,son nokta yeri herkesin. Sahilsiz yürüyüş kıyı engebe, Koş tekne geliyor yolcu nerdesin! Kul Hakkı İster milyon defa tavaf eyle sen İsterse yaş döküp sevap eyle sen Kul hakkı seninle paslı pranga Gerçeği fark edip af, af eyle sen Nisyan Aşka şarap içirir, nisyanların kırığı Meyhaneye bağladık, tekkeyi ve sarığı Yok, ötede ümid ye's, ötenin endişesi Mahşerin gayyaları Ömer'ın hıçkırığı Ömer Ekinci Micingirt Yusuf'un Beni âşık edip; yaram deşmeyi, Sevda kazanında yanıp pişmeyi, Bilir misin sabrı, aşka düşmeyi Yusuf'un sabrından bana da gönder. Ömer Ekinci Micingirt Yağlı Sicim Düşündüm hamalı, yağlı sicimle Tükeniş başladı bütün gücümle Kurtuluş tek hitap, işte o cümle Sen affedicisin, affı seversin... Hodbin Her ses her nefes,göremez hodbin, Himmete kapalı,ben diyor hep ben. İzlerken püskürür maşuk duygular, Ruhuma tattırır aşkı hudabin. Gittin Yokluğun kuşatır,deme çileli Sensizlik çiledir bildim bileli Sükût eder gönlüm sessiz derinden Takatim kalmadı gittin gideli... Sonsuzluk Tevbeler yerine mutlak erecek Belki de günahla aynı saatte En acı dehşeti kimler görecek Sonsuzluk son bulur gayyalı katta Yağlı Sicim Düşündüm hamalı, yağlı sicimle Tükeniş başladı bütün gücümle Kurtuluş tek hitap, işte o cümle Sen affedicisin, affı seversin... Gül Olur Sen ağlama yoksa bana hal olur Gözyaşların içim akar bal olur Cehennemi yaş söndürür bir tanem Sen gel bana hicran yanar gül olur Efendim Yokluğun kuşatır,deme çileli Sensizlik çiledir bildim bileli Sükût eder gönlüm sessiz derinden Takatim kalmadı gittin gideli... Firuze İstemem ben paye nişan endaze, Altın çağın her zerresi taptaze. Sonsuzluğun ahengi ve tefekkür… Ruhum sarsa semavi bir firuze. Derbeder Tıpkı mecun gibi dön bak âlime, Cismi eşşek yükü taşır bi haber. Bir bilene sordum bir ahvalime, Şakağı karartmış benden derbeder. Züleyha'yı Sen geceyle baş başa, ben ise telâşe de, İsmini hecelerim adeta her köşede. Ellerimde ellerin, rüya ne kadar doğru Züleyha'yı hatırla, tevbe eyle hâşâ de. Bir Ömür Gönlüm her zaman senin, hoş üslupla yâd eyle Tebessümle okşayıp gözlerinle şad eyle Ruhumdan yükselen ses her yerde seni arar Bir ömür hep yol boyu, gönlüne serhat eyle. Sükût Güzeli Bir çiçek bekledim ayazda gelen Ve güle rastladım her yanı titrek Nihayet ruhuma açtı kardelen O sükût güzeli söze ne gerek. Renkler Gönlüme hissiyat, hislerin yer yer, Sendeki yâr renkler ben'i de geçer. Sensiz bir başkayım sana bürünmüş Sen heceliyorum, sensiz derbeder. Sızı İnan bizimkisi vuslata gebe. Sen benim yanımda saklısın aşkla. Aşkın kitabında yoktur engebe, Allah'ım kavuştur bana bağışla… İç İçe Hep bendesin sen bende, yokluk sesi var ama Hasret-hüzün iç içe, bende neşe arama. Zamanı itekleyip; hep seni bekliyorum, Sen efsunlu musikim, sen dermansın yarama. Terhis Ellerimi bırak yüreğimden tut, Mekânın içinde mekânı unut. Allahın indinde engebe yoktur; Terhisten terhise koşuyor tabut. Mukaddes Dudaklarımda ismi, sessizlik içinde ses, Beynim beni tırmalar, neden gülüyor herkes! İzafi gelgitlerim koşar meçhule doğru, Geceye iz bırakıp; hâlde yanış mukaddes! Ehil Susun "emaneti ehline verin", İrade hak olur, endişe erir. Teslim Aslı gibi sesleniş Şirin; Yaş döken çok olur çöller yeşerir. Vuslat Vakti Kapayın gündüzü, söndürün sönsün, Ben yâre varmışım bir vuslat vakti. Yeşeren hislerim gece görünsün, Yâr bana küllenmiş közü bıraktı. Serhat Telafisi ağır,şehidim sen yat! Doksan bin çiçeği koklayan serhat. Sitem ediyorum amma ve lakin Var,yoktur; yok,vardır mutlak nihayet. Deli Diyorlar Beynim de aysbergler, neler neler var, Yâr deyip yâr deyip, yâr deyip arar. Belki bu arayış çok şeye gebe; Nedense hep bana deli diyorlar! Tökezler Ruhani derin hisler, aşk sarardı şiiri, Yorgun ihtiyar gibi, düşe kalka inlerdim. Karanlık sokaklarda getirirdim tekbiri, Ve peşinden tökezler, savrulur gülümserdim. Şüphesiz Tevbe ve misliyle mükâfat gelir, En derin mihengi, "keşke" evlerin. Günahsa çukurun dibe yükselir, Sebeb-i sükûtun kalp alevlerin. Beslemeler Zift yağıyor adeta, şeylerin en şeyinden, Bizdeki beslemeler, zıtların eşeğinden. Her yer acı intikam, izan irfan yerlerde, Vicdansızlık şöleni vâdi basın yayından. Köpekler Çobana sürünüp sürüyü bekler, Köpeksiz dağlara çakallar yağar. Çakaldan habersiz bizim köpekler, Sürüyü terk etmiş çobanı boğar' Görmeler Aynalar da görmelerde bir perde; Yanlış ata oynuyorsun unutma! Kemâlini idrâkine göster de; Nankörleri görenlerle bir tutma. Tanış Olalım "Gelin tanış olalım" ne deruni sözdeler; Çile ile yükselen, gönüldeler gözdeler! Tanzanya'dan Bosna'ya, Avrupa'dan Asya'ya Aşk, liyâkat Türkçeyle, bin bir renkle bizdeler! Kızlar Meğer üç harfliymiş, raks eden kızlar, Şimdi kaybolurlar, karanlık sönsün. Tıpkı kızlar gibi gece yıldızlar, Tekrar gelecekler,hele gün dönsün. Zaman Tıpkı benim gibi, pek sarhoş zaman, Yol boyu terk etmez, düşündüm o ân. İki ayrı âlem, birde tefekkür, Sanki gök gürledi, delindi tavan. Musiki Aşk döker dereye derin ırmaklar, Ruhları dindiren musiki saklar. Yüksekten uçuşan turnalarında; O'nun ahengiyle sayar parmaklar. Vuslat Duygusu Çöle serap yağmur susayana su, Çok canı yok etti yokluk korkusu. Sükûtta hararet,çığlıkta sükûn; Tarifsiz yanıştır, vuslat duygusu. He Ya Hüzünle yürüyoruz, sanki o günden beri, Salmışız kendimizi, gâh atlıyız gâh yaya. Ve zümrüdî hıçkırık dağın gözbebekleri, Mevsimim son güzünde, gel diyiyorum he ya. Düğünüm Anlayamadınız mı, âdem olmak tek ünüm, İzzet zillet mahvoluş, pek zararda her günüm. Uhud, Bedir, Medine ve arşın gölgesinde; Hanzala'yla beraber, hüzün olsa düğünüm. İrkiliyorum Ben beni biliyorum, Gam keder gülüyorum. Tahsisatı düşündüm, Hayret, irkiliyorum! Emanet Her yaştan her renkten canlı et olsun, Sokakta yat çiftleş, sus lanet olsun! Dünya ve kâinat, hesap ve mizan, Boş ver ne fark eder, emânet olsun. Piç Ben hep samimiyet, içimden gelir, Bir şey olabilmek; hiçimden gelir. Aşklar tartışılmaz(!) aşka ihânet! Zürriyetin nedir, piç kimden gelir. Boyut Göğü dürtüklerim elimde sırık, Sokaklar zifiri, pencerem kırık. Günün tekrarıyla yattım şuursuz, Peşinden uyandım, tuttu hıçkırık. Aşk Değil Öyle yanıyor ki; yüreğim elle, Ölüm varlık deyip koştum ecelle! Zevkusefa tatmin aşk değil bil ki Bu nasıl bir düzen, nasıl mecelle! Silvan Hadsiz garez kin hile, perde üstüne perde, On üç kurban Silvan'da ve ülkemde her yerde… Ölümleri öldürüp, dirilişi fark eden; Peygamberden müjdeli, rütbe gizli siperde! Son Hadde Çıplaklığını giyinip; soyundum loş caddede, Yürüyorum berduşça mâna ile maddede. Nefse siper mi zekâ, belki büyük tehlike, Tahsisatı bitirip; tükendim son haddede! Ufacıktım Çokluğumu düşünüp, ben açlığa acıktım; "Zan"nım iri kocaman, insandan ufacıktım. Yiyip içip uyumak, hayvani bir mahvoluş, Yok mudur telafisi, cürmü ifşaya çıktım! Gaye Ne Usta ifşa eyleme, yöneliş kim pâye ne, Şair isen hem madem, şuara hikâye ne… "Her vadide gezerler"hüsrana uğrayanlar. Şan şiire ihanet, ediplik kim gâye Bizimsin Hikmetten sual olmaz, ismin gibi nazımsın, Kızıpta giittin amma, yinede sen bizimsin. Sözlerin karadelik,her sokakta izim var, Bazen gözümde şair, bazen kominizimsin! Müstesna Renk renk eşref-i mahlûk, o hâlâ derisinde, Asabiyet sus desem, şirk verdi nârasında. Zira dört başı mamur, mefkûre mi oda ne, Bu müstesna yaratık, insanlık neresinde! Kazan Okuyan yazan mı ben, Söz sazsız ozan mı ben. Alev alev her yanım; Kaynayan kazan mı ben. Nedendir Ben hülâsa o yâr için süslendim, Hiffet nedir, iffetine yaslandım, Yapayalnız meyusâne hislendim, Ağrım dinmez yüzüm gülmez nedendir! Neşretmek Ne edip der,ne göz nuru ne emek, Şair kimdir? Şiir nedir? Velvele. Baba ister duguları neşretmek; Şair öldü,şiir yetim gel hele! Sırtlamış Nefret verdi yaşadığı kuşağa, Gel de kızma İmralılı eşeğe! Semerini Avrupa'dan sırtlamış; Pislemiştir baş koyduğu döşeğe! Kisra Olmadı böylesi, hele yazları; Malum düzen çarptı, bizim kızları! Moda reklam para ve gösterişler Kisra'yla düşündüm düzenbazları. Çok Bugünlerde habire, sanki duçarım derde; Sevdiğine dert verir, şifa verip sever de. Zaman farz et tükendi, sönmeyen gölge var mı? Usta çok korkuyorum, rüzgâr tersten eser de! Şey Gibi Şeylerin ismini, aşka koyarlar, Bu aşktan dışarı, şey gibi yârlar. İffeti tepeler, zillet ekleyip; Soyunup giyinip, zifte boyarlar! Bir Duble Hüzünlü bir gecede, ruhum büyüdü yer yer, Ben gene şiir yazdım, siz de bana baktınız. Bir duble yaş düşledim, vakti değilmiş meğer; Sonra terk ediverip, fikri his bıraktınız! Deyyuslar Bak siyah komşuda sütbeyaz ölü; Deyince nedense hepten sustular! Dünyanın vicdanı kumla örtülü. Sömüren vampirler pek deyyustular! Caiz mi? Ribâ kıskacında evler mabetler; Ahengi yürüten sistem faiz mi? Nerede beşeri münasebetler Avam meclisinde susmak caiz mi? Hâşâ O Allah'ın indinde, yok ayrı gayrı var mı? Ümitsizlik ne peki, bu kulluğa sığar mı? Ses veriyor kâinat, görmemezlik ihanet! O şefkati yok etse; anne çocuk doğar mı? Hayal Gözlerimi kapayıp; aldırmam yorumlara, Eşyaya teslim olur atlarım derinlere. Hayallerde boğulur, hakikatte yanarım; Aşk harâret verince, koşarım serinlere. Ömür Ömür: kimine uzun, kimin de bir kelebek; Ömür: tıpkı huy gibi özünde sendelemek… Ömür: bazen de gölge, velilin sükûtunda; Ömür: kefeni biçip, zamanı rendelemek… Ölmüyorum Neden bu günlerde gülmüyorum ben; Şen şakrak olmak mı, olmuyorum ben Kulluk ve liyâkat, hesap ve kitap; Nefesim burnumda ölmüyorum ben! Kepazelik Pimini çek diyor elinde silah; Peygamber ocağı, elbet he vallah Tespit pek müthişti; tam kepazelik! İtiraf eyledi, eşhedü billâh, Hüsnüniyet Avamda hüsnüniyet, ilmi sorana kadar, İnekteki basiret, tren görene kadar... Ve bendeki tolerans, bilinmezle perdeli; Bilinmezin ölçüsü, nefsi yerene kadar… Bendedir Huzurunda mıyım, ey yüce takdir; Neyin peşindeyim, söz etmek nedir. Gafletten kurtuluş, arayış haktır, Müspette bendedir, menfi bendedir. Kalbim Temiz Benim kalbim temiz(!)nefsim temiz der; Günah şakağımda kaynayan kazan! Flört tellal dikmiş aşk kubbemiz der, Şeklen oruçluyum, kısmen ramazan! Kraliçe Cehlin kendince kullan, zaaflarını azdır; Bedenine tâbi ol, taçla taçlandır seti! Çıplaklığa yürürken, aşkı kaybettim yazdır, Kahrolası yarışma,ortaçağ esareti! Dilsizler Dinleyenden ziyade, susanlar üzdü beni; Bir şey konuşmak gerek, düzen azgın düzeni! Haksızlık karşısında, susanlara ne denir? Deyyuslara değişmem, günahlarda yüzeni! Muşamba Gece ve gaz kokan, fitilli lamba, Hep seni hıfzettim seninle amma; Uyutmaz bu rüya, yat kalk ayakta, Bir ben yerlerdeyim, bir de muşamba... Tezek Nankörler sofrasında,sus söylemek huyumdur, Görenlerin ikramı "edep ya hu "deyimdir. Söz meclisten dışarı, nankör olamaz tezek; Tezekten bir öncesi, ihtimal varsayımdır! Muhakeme Ve her şeyim izafi, gerçekte davam tam da; Hakk'ı yaşamalıyım, hakikat kıvamında. Beni bana bırakma, esaretle iç içe, Ruhum alıver gitsin, bir bahar akşamında. Beşer İçgüdü topladım, zevk safa tattım, Güneşe üfledim bulutta yattım. Sözlerim izâfi, ufkum sınırsız Beşerden öteye bir mücazattım. An Sonsuzu düşündüm son bürüdükçe, Yelkovan koşuyor " an" kürüdükçe. Ömrümü sattığım açgözlü zaman; Akrep tepelerim sen yürüdükçe! Israr Yaşamın sırrını ifşayla vurdum, Zannımı sırtlayıp gururda durdum. Gerçekler ölümlü kozama çarptı; Israrla üstünde oturuyordum! Zerzevatlar Neredeler bir bilsem şu sözde akil itler, Hem meclisten kaçıyor, hem meclisi kilitler! Ulan sayın haydutlar! Zerdüştçü zerzevatlar; Mahpustaki neyine, bankamatik gel gitler. Yıldızlar Yaşamın ziyneti,nurlu yıldızlar; Allahın bir lütfü değil mi kızlar? Ruhu ve benliği vurgun şefkate; Onlarla raks keder, gece gündüzler. Ödül Sen kin, nefret ürünü sen akrebin dilisin, Zehrin kursaklarında, sen Zerdüşt'ün külüsün. Sen Batı avlusunda,emir kulu zincirli; Sen Hamza'nın düşmanı, Vahşi'nin ödülüsün! Seğirtsem Hüzünlerim terk edip, bilmem ki nere gitsem, Düşen günbatımında, ömrü terse eğirtsem. Ruhum aç paramparça, yollar tutar akşamı, Çile vakti kuytuda, dertlerime seğirtsem. Duyuyor musun? Şehir de eşin beyin, köyde yiğidin erin, Mersi bay bay bravo; kurusun hây ellerin! Katlettin sözcükleri, duyuyor musun şair? Yerlerde paramparça, kurduğun hayallerin... Ses Veriyor Çınar gibi dayandığım öğütler, Meçhul asker Micingirt'te söğütler. Rüyalarım vazgeçilmez cellâdım, Ses veriyor ağ baba'dan şehitler! Mertebe Tüm akli mertebeler, şuur ötesi perde, Kıblesiz şartlanmalar mertebeyi sever de; Ve aklın göbeğinde, kim hatırlar mahşeri! Beynin kurtarsın seni (!)mertebeyle ever de. Gibidirler Hep kendine yaşayıp, zannı geçen kibirler; Görenlerin azabı, çukurun dibidirler! Ve gayeyi dert edip, teslim olan yiğitler, Sadakat noktasında sıddıklar gibidirler. Farkettim Terk edemediklerim, bugün yarın ve dünüm, Bulut gibi çilekeş, deniz gibi dolgunum. Tolerans aşk bilirim, seyredenin yüzünde; Farkı fark ettim artık, toleransta olgunum. Erenler Er yürek arayın, birlikte erek Esasen ermeye vesile gerek. Ermenin en hâli, hiçlikte gizli, Erenler aradım hep gizlenerek. Ateşte Sendeki güzellik ebed ve ezel; Sıratlara binek, cennetlere el. Hasret buğu buğu dört biryanım gam, Yüreğim ateşte, kül etmeye gel! Sığın Muhâbbetin kadar yol alılırsın sen, Geçmişi şâd eyle geçip giderken. Öteki ömrünü bu güne satma; Alnın koy divana sığın bugünden. Oynama İrfan yudumlayıp insanca yaşa; Kendini kendinle koyma baş başa. Ecel nispetinde ömrü dünyanın Kim kime aittir, oynama boşa! Korkarım Hissiyat ne ister, hep zârlanırız, Ölümü andıkça toparlanırız. Şu kaş göz el ayak kime emanet, Korkarım pek şedit azarlanırız! Şayet Uçup gidiyor günler, geri başladı sayım, Aklım başka âlemde, sır tutmaz hamaktayım. Epey mesafeliyim özümdeki gerçekle; Yaşam bu ise şayet, hâlâ yaşamaktayım. Kan Misket Firavun kadar yakın az ilerin, Dağlıyor taş kalbimi dizilerin. Ateş barut kan misket, kahrolası; Ölüme üflemekte, Nazilerin! Tartaydı İdrâk bende tor taydı, Soydum perdeden kaydı. Biri günahım yakıp; Sevabımı tartaydı! Gibi Ürküntü arasında, zor beynimi ovalar, Dilenciler sokakta zabıtayı kovalar. Birkaç asır mesafe, Kisra'nın özlemiyle; Tasmasını koparan it gibi burjuvalar İdrak Liyâkat üretip görgüye ersem; İfşayı çağırıp sırla eversem. Tedbirle iç içe gerçek emniyet, İdrâke bağlayın, tersten esersem. Ben Sen O Rakamlar etrafında, git geller fırlanırız, Say say bitmez sonu yok, sonsuz sıfırlanırız. Lâkin her şeye rağmen, aczimizi fark edip; Ben sen onu bırakıp, biz der hayıflanırız. İnan Çokluk varlığı yıktı inan sözüme inan Kızıl karanlık çöktü inan sözüme inan Ne hiç kaldı ne hicâp boğuyor münâkaşa Ben'im benden büyüktü inan sözüme inan. Sarsılmaz Üslûp bilmez yüreklerde his olmaz, Vuslat rengi zihinlerde pas olmaz. Mümin tıpkı yıkılmayan dağ gibi; Zaman yürür nabzı durur sarsılmaz! Çeşit Çeşit Zulmet ve nur kucaklıyor herkesi, Her devirde iki türlü insan var. Rum Ermeni Abazası, Çerkezi, Renk renk yüzler, çeşit çeşit lisan var. Mevcut Kendime gidiyorum, bir nefes yol var; Sonsuzluğu ister mi gerçek vücudum! Gün gün tüketiyorum, varsa ne kadar Hacmimi ölçmeyin, bomboş mevcudum. Hâya Ayıbı görmemek ne büyük ayıp Edebi resmedip kazsam duvara İffet pınarından ar yudumlayıp Hayâyı hıfzedip yazsam duvara Telaşa Ölümün son güzü ben kışındayım Ölümsüz zamanım akışındayım Ölümü tanımak ne büyük gerçek Ölmeden ölmenin telaşındayım Oynaşın Gerçeği serap görüp çöl gibi kurur çatlar, İdrâk yüceliğinden pek uzaktır zevatlar. Ölüm yok oluş mudur yaşam bâki mi peki; Tedbir nedir takdir ne, oynaşın zerzevatlar! Hüvel Bâki Yaşarken kalabalık ve ölürken teksiniz Yapayalnız kapısız sura vurur eks'iniz Hüvel Bâki, fatiha, zor be terhis töreni Ürperteni hissedip tek tek gideceksiniz Her İnsan Tefekkür tolerans imanın bendi İdâk marifettir çiledir dendi Her insan mükemmel, sevgi aşk varsa Mevlana beslendi Yunus beslendi Kimi Öbek öbek mahlûk var kimi kurt kimi tilki, Kimi hoşt hırıltıda kimi en yüce bil ki. Kimi mecnun divâne kimi miskin avâre; Kimi çağdaş Firavun kimi sonsuzun ilki! Ya Hayy Her yer tefekküre koşar bu ayda Hakkın seslenişi yer gök Hayy Hay'da "Ya Hayy" diyebilmek feragat ister Bedbahtsam gafilsem körsem ne fayda Kin Yuvası Terör İmralı'ya asmalı konak Durmadan zift yayar, bu kirli çanak. Bu kimin maşası, kimin Zerdüşti Kandil kin yuvası meclis sığınak Hâl Gözyaşından ziyade, ihlâs ile hâl olur; Melekûta varılır kul başını eğince. Ölümsüz nağmelerle sonsuzluğa yol bulur, Tüm varlığı titretir aşk ile kükreyince! Ey Nefsim Aklında bir hacmi var ötesine geç Teslimiyet ve idrâk gelecek er geç İdrâkin ertesinde ses duyacaksın Gururu terk eyleyip tevâzuyu seç Murat Han Hak ve batıl aynıdır,kaç yıl geçse aradan Çok şeyleri tattırır tatmayana yaratan. Âlimler ve şairler, anane ve gelenek Kosova'yı düşündüm ah nerdesin Murat Han Mahmutpaşa Uzun uzun kaldırım, desen desen semerler, Sıra sıra hamallar yorgun günü emerler. Mahputpaşa nerdesin teslim var yokuşunda Her an hüzün sızdırır tarih kokan kemerler. Fasit Daire Ömrüm lafla geçti zanlarım kat kat O günü düşündüm ne der hâkikat Fasit daire hep dönüp dururum Durmadan perdeler ağır meşakkat Ede Bizim köyde bir kesim anneye derdi ede; Abiye derdi dadaş ne güzel bir ifade! Bu nasıl samimiyet ve nasıl bir liyâkat, Örf vardı mahallede, mâna vardı maddede. Sükûtun Sesi Alnım öpüverip kalbimden tuttu Vuslatı gizleyip aşkı uyuttu Bir şeyler fısıldar sükûtun sesi Görünmez bir âlem başka boyuttu Aşk Olmasaydı Gözleri zümrüt taş kaşları yaydı, Mahzun bakışları renk renk Leyla'ydı. Apayrı mâna var gün gün yeşerir Gözde yaş olur mu aşk olmasaydı? Vasıta Sıra sıra hüzün, bir yığın toprak; Arada bir gidip mezarlara bak! Şeklin ötesine olur vasıta, Her an seni bekler ölünceye dek. Tüketecek Her vakit duvarımdan hasret düşüyor tek tek Biri gelip dokunsa ağlamama yetecek Taş kalpleri bırakıp göğsümü tutuyorum Kör olası zamanlar vuslatı tüketecek Sırat Gibi Gözlerime dön bak, kaç mevsim hüzün Sensiz takvimlerde içtiğim hüzün Ben sana divane ben sana vurgun Tıpkı sırat gibi geçtiğim hüzün Issız Avluda Kokun gül yaprağı dört mevsim gelen; Beni ben boğuyor şehri gökdelen! Hep seni bekledim ıssız avluda, Melûn fır dönüyor zihnimi çelen. Kim Kavgada ruhumun jandarmaları, Kim beni engeller O'nu anmaktan! Şan, şöhret şairlik fors armaları, Korkum hep kendimi anlamamaktan… Deli Gibi Ben öyle tuhafım ki, beterim saralıktan, Birazcıkta sulu göz, vazgeçemem hüzünden. Gelecekte tek korkum aşka fukaralıktan; Deli gibi kaçarım, flörtün boynuzundan! Bizimdir Mâziyi kendimden gizlesem bile Belki de içimde hasret kalacak Muasır bizimdir düşmüştür dile Gelecek bizimdir,bizim olacak Döktüm Yürekler pek hissiz hayâller iri, Gayeden habersiz tek tek her biri. Bir ben varım yalnız birde seccade, Getirdim salâvat, döktüm şiiri. Benim Gibi Gözüm kar altında buz birikiyor, Bembeyaz kefeni ölçüp dikiyor. Güneş nere gitti kayboldu gökte; Tıpkı benim gibi uyku çekiyor. Kanma Gel mâziye yaslan güç verir bize, Ötelere zemin deme nemize. Bilinen macera hüsran var çetin; O'na yolculuğun kanma Cengiz'e! Tövbekâr Dün başka bir gündü bugünde varım Sahilsiz bir derya zararım karım Rüya gibi her an, tasavvur üstü Vakitle kavgalı bir tövbekârım! Tuttuğumsun Tanyerinde mehtâbım, gözyaşımda buğumsun, İffetinde gizlenen, seyrangâhım kuğumsun. Hasretimde teberrük, cigaramda dumanım; Yüreğinden kıstırıp, elinden tuttuğumsun! Şiddet Allah'ın indinde kadın erine; Kutsallık verilmiş kendilerine. Ne büyük ihânet kadına şiddet! Sokağı düşündüm daldım derine. İki Zaman bende ipe gelmez tor taydı, Rakamlarım tükendikçe artaydı. İki ayrı âlem ömrün yapısı, Ölümsüzlük gelip, ölçüp tartaydı. Ömür Marifet kalplere beyinden girmek, İlhamlar dalgadır azgın denizde. Yaşam yağmurlarla yürüyen ırmak, Akar gereğince dur deseniz de. Hazreti Mevlana Vaktinde zuhur etti, yayıldı perde perde, Hep çileli yollarda, diz dize ve yan yana. Orta Asya Türkistan Anadolu her yerde, Rengârenk çığır açtı, O Hazreti Mevlana. Aşklar Baharlar serüven, yaz sonları dem, Çok şey düşündüren sevdalar merhem. Şehvetle kutsanmış yalan aşkları; İstemem arkadaş, yıkım istemem! Annedir Rayiha kokulu annedir kızlar, Şefkat derinlikli birer yıldızlar. Hak hukuk eşitlik dedirten ruhlar; Edepten iffetten ardan hırsızlar! Dicle Kenarında Bizim büyüklerin hâyreti sırdı, "Dicle kenarında" hikâye vardı. Ah yitik geçmişim, zamane nesli; Sırrı ifşâ edip zehri ısırdı! Usul Oldu Faiz usül oldu edep ar dizde, Mârifet, ihânet, sır ifşâ bizde. Terk edemeyenler hiç öğünmesin; Sesleniş aranmaz kirli benizde! Evler Kârûni duygular salar gör evim, Vakfettim ilhâmı tuzak kurana. Ölümsüz bir ufuk benim görevim, Şâire övgü var baktım Kurân'a. Hesapsız Yana yatmış gövdeler, boyunlar baştan kalın, Zihinler kırbaç gibi, arenası yuların. Düşüncede fırıldak, sadâkatte hesapsız; Yaşayan kadavrası pervazsız uykuların! Hoş Mahşere süvarili atların verâsı hoş, Sükûn meclislerinde vaktin maverası hoş… Hüznün davetiyesi, giden gelen bahtiyar; Ağlatan inzivası, hira mağarası hoş. Aynı mı Sabrı yedekleyip yutkunurum tek Bir yudum su ile bir parça ekmek Gaye aşk herkeste aynı mı sence Değer mi vuslatsız azabı çekmek Rüyalar Kurduğum rüyalar seninle tektir Ruhunu ruhuma yamala diktir İster dişini sık sessizce bekle İster bende kalan hüznü biriktir Sebât Masum gösterişsiz öteye ilgim, Beni var yok etmez bu kadar bilgim! Var olup yok olmak sebâta bağlı, Yollar mürekkebim, teneşir silgim. Olur mu Gülüşü bir güneş, bakışı yaydı; Nazarı âdeta içime kaydı. Beni kimler anlar, yanık sineler, Hiç bahar olur mu âşk olmasaydı! İstikâmet Bekleyeni unutur, ihmâl eder uyursun, Bağırır Münker-Nekir, öndekiler buyursun… Sen ne biçim yolcusun, hem kimdir klavuzun; Müstâkime muhalif,müslümanım diyorsun! Alın Teri "Çalışanın alnında, kurumadan terini…"; Bu muhteşem vecizi hebâ etme hayhuya! Ferasetten kopmadan hesapla günlerini, Uyan yakalanmadan, ölüm denen uykuya. Lokman Hekim Enâniyet nedir, samimiyet kim, Hakikâte ermek gerek nitekim. Mükemmellik var ki ölmeden ölmek; Nasîhatler piri,pir Lokman Hekim Ne demeli Çehresi postal rengi, nurdan nasipsiz alın; Pek vermekten dem vurur, epeyce boynu kalın! Ne demeli bilmem ki, besmelesiz götürür, Sakaldan utan desem; ne suçu var sakalın! Nefs Gâh kül renginde tekir; Gâh Tuzsuz Deli Bekir! Gâh bıçkın delikânlı, Gâh olur Münker-Nekir. Nereye Kadar Her yanım fırıldak, her yer haşarı, Gayeyi fark etmek büyük başarı… Dünyanın dostluğu nereye kadar? Bağırır derin ses haydı dışarı! Karattılar İnsan karartırları, tavanı yok tasalar, Maskeleri düşürmüş koca koca masalar! Mehtapta ney havası, gerçekte pek çürümüş, Yamyamlığı bırakıp vicdana uğrasalar… Hemhâl Gözlerim kalbime yakarışlar sâl O'nun ahlakıyla olayım hemhâl Manevi arınma dua ve tövbe Ötelere götür beni benden al Poyrazlarda Gri gel-gitlerde, dipsiz söz perde; Ruhum filizlenir yosun gözlerde. Çok şey konuşturur hasret yarası, Kendimi aradım sert poyrazlarda. O'na Aslında ben söz yazan bilinmez bir naçarım Dörtlüklere yaslanır mısralarla kaçarım Dört biryanım fırıldak sefil ve merhametsiz Ben O'na sığınırım hep O'na el açarım Seni Çile zâr zâr yanmak yananlara sor Öyle bir gaye ki heyecanı hür Kurtuluş iklimi bambaşka şafak Otağını kurmuş seni bekliyor Bir Damla Bu öyle seferberlik sonsuzluk var varışta Hakikat dile gelir bir damla yakarışta Gayretin nispetinde değerin değer bulur Basitliğin yeri yok sonu belli yarışta Yazdıklarım Hayaletler gibi evim ocağım Cürmümü taşımaz kırık bacağım Bütün yazdıklarım hay huy bestesi Korkarım abdestsiz yutulacağım Onun Dışım gülümser de içimde har var Saatim işliyor vakit ne savar Söner mutluluklar düşer payına Ben O'nun peşinde O başka diyâr Bir Gün Beni nefsin önünde, dize çökmek öldürür Avare dizelerim, tersiz ekmek öldürür Şöhret denen şeytanı, tespih çekmek öldürür Kimi sözü yerinde… susup bakmak öldürür Doğmak ölüm şöleni, bir gün uyanacaksın Ayın Esrârı Rengârenk boşalan iftarın bârı Meşheri bereket ayın esrârı Hilâli gösterir yer yer bulutlar Ruhları diriltir rahmet rüzgârı İzzet Zillet İzzeti zillete terk edip battı İffeti fırlatıp sokağa attı Menfezlerde arsız nursuz yüzleri Fütursuzca malum basın anlattı İsraf Ekmekler çöplerde feryatta tandır Utanan var mı ki gel de utandır Ve ruhlar kıpkızıl çöken vicdandır Bense yapayalnız susup izlerken İsraf ölüm kusar hayli zamandır Ve Sadece Cennetle müjdeli hangi bayanlar Ancak ve sadece O'nu duyanlar Gerçek sevgi sır ve iffeti bilip Kalbi dudağında aşk yaşayanlar Maşrapa Zihnin basireti ağıza tıpa Akıllı adam yok ifşâyı yapa İlham ve tefekkür sonra basiret Sabret gereğince dolar maşrapa Rağbet Halimiz serüven zina serbest hem Domuzun yağından olur mu merhem Flörtle kutsanmış sokakta Meryem İstemem arkadaş rağbet istemem Fetva Dinledikçe mevzi alır duyular Cama çıkmış fetva verir ayılar Zihin firar göbeğinden buyurur Öyle ister Karun yüzlü dayılar Dilime Bilinmez kapı açar, samimiyet âlime, Aşk ile tulû eder, gelir düşer dilime. Yutkunurum ümitle ki bambaşka hissiyat, Dirilirim tekrardan eli değse elime. Ah Eden Medeniyet tasviri, köprüler ve kemerler; Gidenleri uğurlar hüzünleri emerler. Yer yer mâziye vurur ah eden seyirlerim Nerde beyaz atlılar Osmanlar ve Ömerler! Geldi Koştuk mabetlere dediler dinci Şükür pes etmedik bunca yıl oldu Mümin Hakk'a varan eşsiz akıncı Bu hâlle şükrettik bayram da geldi Gözlerim Felsefe mevt, mutluluklar yanıyor Aşk hasadı koca ömrü yonuyor Ah ettirir her dem kırık dörtlükler Gözlerim yaş, usul usul kanıyor Affedersiniz Dudakları hızmalı, boy boy züppeler arttı; İnsanlık ötesinde, mahlûkatı arattı! Yok, gayeden bihaber, dönüp etrafa baktı, İçgüdüye koşturup, gözlerini ağarttı. Kaç Kıtayı Şahlandık her devirde kıvrak yağız atlarla; Hakikate uçardık perdesiz kanatlarla! Adalet tek ziynetti, mertebe teslimiyet, Bir sorun kaç kıtayı dirilttik cihatlarla… Gıcırtı Sesleri Yol tezek kokuyordu, karakışın izi var Gösterişsiz yürüyüş dağ taş yorgun ve asil Gıcırtı sesleri hep, sanki geçmişi arar Ah! Kimler anlar acep, anlayanlar muttasıl Sana Sen hüznümün umranlaşan esiri Hassas ruhlar hissederler tesiri Mumlar gibi eriyorum nerdesin Sana yazdım imgeledim nesir'i Gölgemiz Yolcular kasvetli, bulanık deniz, Garip hislerdeyim yine bendeniz. Bir meçhul dönemeç gidişin sonu, Güneş göç ederse kalmaz gölgemiz! Cennet Sadâkat sahibi eyler mi mihnet "Kalbim temiz "dersin sen öyle zannet Ne büyük ihânet bu kalbimize Dünya ve kâinat boşa mı Cennet Aramayın Hayat nedir kaç kıtadır kaç ada Madde ötesine geçelim ya da Huzur sükûn nerededir kimdedir Gerçek huzur aramayın dünyada Fark Eyle "Âhâd olan Allâh"ben, sen, biz, siz yok, Var olan sadece yalnızca Allâh! Aczini fark eyle putlarını yık, Bırak macerayı, kurtul inşAllâh. Yürü Geçiciye değil gerçeğe yürü, Ölüdür mürtedin kölesi hürü. Ölü bedenleri hem kim diriltir; Kimin eseridir İslâm kültürü! Sîret Estetik kıvrım kıvrım, hâl eylemiştir eti, Zihinden yarı çıplak, boy veriyor cüreti! Şehvetin reçinesi, kahpenin meyhanesi; Sûreti faş eyler mi, eyler mutlak sîreti… Boş Konuşmam gözyaşı susuşum hata; Gamdan perçin attım meçhûl sanata! Bütün hayhuylarım deli sevinci, Kimliksiz koşturdum, boş saltana. Sistem Şapa oturmuş millet, hazneden haram akmış, Sisteme lâf eylemek, belâyı aramakmış! O gün köleler gibi, yurdun gerçek sahibi, Son kaç asrı düşündüm, gözyaşı verem akmış. Nemrut Bireysellik zillet veyahut da put Nankörlerden olma seslenişi tut Teslime muhalif bahtsız sineler Belki bir Fravun belki de Nemrut Terör Mağlup mu mahçup mu, paramparça kim, Namussuzlar serbest, tutuklu hâkim! Ezanlar okunur şükür nitekim, Neylerse hayreyler elbet müstakim. Boşver Gurur hep öndeydi,açık arayla, Ticaret öğrendim kara parayla(!) Ölüm ötesini "boşver"e sattım; Bir ömür tükettim hep macerayla Muhâbbet Gayesi zevk olan hâlden ne anlar Hüsran ehli olur bir şey sananlar Tevazu ziynettir kulda şüphesiz Muhâbbet ehlidir hep kahramanlar Cemâline Kurbanım Yüzün görsem rüyamda, elin sürsen başıma, Mücrim yüzüm nurlanır, kurtulurum kasvetten. Gözüm gönlüm açılır, neler girmez düşüme, Cemâline kurbanım, yakma beni hasretten. Eşitlik Adalete ihânet, kararda kaygısızlık, Erklerin eşitliği, kadına saygısızlık! Kaderin güzelliği, kadın zârif ve nâif, Fark edip tanımamak, şüphesiz duygusuzluk… Taşa Çalın Dinleyiniz susunuz, ağa paşa beyseniz; Gönüllerde yaşayıp alnınızı eğseniz… Geçiciyi fark edip, aczinizi arz edin, Benliği taşa çalın, istikâmetdeğseniz! Bir Yığın İfade duyarsız,sineler katı Bir yığın şair var Şeytanın atı Üslupta ilhâm yok mantık nesepsiz Hiçliği hor görmek, çoğun fıtratı Ciddiyet Ölüm öncesini bilirsen şayet; Ebedi hayata eyledik niyet. Bizden gayret bekler ölüm ötesi, Latife eyvallah, biraz ciddiyet! Yanış Benlikteysen sabır gerek buyurmuş Sabırsızlar basitlikte uyurmuş Hakkın dersi aşk oduyla yanıştır Yananlara gerçek sırrı duyurmuş Tespih Çalış önce sonra tespihini çek, Tespihat hatrına çalışmak gerek. Ancak ve sadece, her şeye rağmen; "Yâr"inin zikrini yap gizlenerek. İnkâr Doğru birdir değişemez, tefrikadır türleri; Susunuz dinleyiniz, zamane kâfirleri! İnkâr liyakat madem, sizler kimin eseri Zekâ kimi kurtardı, küfrün misafirleri. Şiir Diyerek Ne söylesem bilmem geriye doğru Heybem ve gözyaşım,bin tevbe gerek Titrek yüreğimde başladı ağrı Bir ömrü payettik,şiir diyerek Taşa Çalın Dinleyiniz susunuz, ağa paşa beyseniz; Gönüllerde yaşayıp alnınızı eğseniz… Geçiciyi fark edip, aczinizi arz edin, Benliği taşa çalın, istikâmetdeğseniz! Keşkeler Günahlarım arttıkça keder bürür gam bürür Teslim olup seyredin kim gizlenir kim görür Hüsrana uğramadan keşkelerim ıslansın Izdırabım artıkça gözyaşlarım güldürür Değişmez Ruhum pek filinta, mesafe kısa, İdrâk paramparça ah bir anlasa… Kervânı dağıttık yüzyıllar boyu; İslam tek kurtuluş değişmez yasa! Ben'i Kulu ter kokmayan ekmek öldürür Şeytanı tespihi çekmek öldürür Kalbi şekavetle bakmak öldürür İhlâssız amelin yönü uçurum "Ben"i aşk odunda yakmak öldürür Ötesi Tasavvufla dupduru, akışımız var bizim, Hayat, ilim, hakikat, hak işimiz var bizim. Zekâ neyi şâd etti istikamet bozuksa; Ölümün ötesine bakışımız var bizim! Ömer'le Mısra eker Ekinci, satır ıslanmış terle; Micingirt sağ yanımda, koşuyorum Ömer'le, Pusulamız yâr ise, aşka ihânet niye? Beni "ben"le yıkadım, ilhâmı köpüklerle. Gurur İdrâk yok, nasibi basit bir ben'di Zevki harmanına yayıp beslendi Hep olmak sevdası, çok ocak yıktı Gafilde yıkılmaz gururun bendi Değişmez Ruhum pek filinta, mesafe kısa, İdrâk paramparça ah bir anlasa… Kervânı dağıttık yüzyıllar boyu; İslam tek kurtuluş değişmez yasa! İslam'la Ruhları büyüleyen, sonsuzluk yoludur din, Nemrut olup gidersin, nedir İslam'la derdin? Bilinmezleri bırak, mahşeri düşün gafil, Şeytan gülerek der ki; geberdin sen geberdin! Mevcuttur Kalbi dudaklarına, sıkıca tuttur; Yol eyle tefekküre, sahibini gör. Bireyselliği bırak, erenlere koş; Her devirde bir Yunus, mutlak mevcuttur! Cehâlet Her sözü izâfi, gel de tarif et; Değer yargısı yok, yürüyen alet. Zorbalıkta mahir, fıtratta uzak, Zihni kalabalık, seyri cehâlet! Maya Kıyamete sipermiş(!) şu efsane Şirince Ölümsüzlük nerede, konu epey derince… Nankörler toplanmışlar, seslenişten bihaber; Kıyametin dehşeti, imansız geberince! Analar Hak rızâsı kalbimdeki tek tasa Biri gelip günahıma ağlasa Cennet bize bilmem helâl olur mu Anaların duâları olmasa Akşamüstü Gerçekte güzeldir çilenin büstü Çilesiz büstlerde kırılır testi Rahatın şerrinde ümüğün sıkar Atarlar derine bir akşamüstü Hislenirim İnkâr kine doyamamış, kuşatılmış sanırım; Tıpkı aynen Nemrut gibi, ne haydutlar tanırım! Ve irâde paramparça, rahatsız minareden, Bir sigara yakıverip, acırım hislenirim… Ölüm Deme Mümkünü yok utanır, korkusuz direnirim, Yıpranırım ölürüm, hâşâ vazgeçmem Bir'den. Keşke derim kendime, yaş döker iğrenirim; Ölüm deme der dostlar, kaçış var mı kabirden! Aşk Hizmettir Aşk öyle bir yanış ki; yananlar anlar, Mevcudata hizmettir, aşk heyecanlar. Tasavvuf gerçekte aşk, aşk yaşayanlar, Aşkta ısınamazlar, ısıtmayanlar… Ömer Ekinci Micingirt İletişim : micingirt@hotmail.com

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.